RADİKAL-online İnsan Sayfası

 











Kınalı keklikler

Adını duyarsınız da, görseniz tanır mısınız kekliği? Nesli yavaş yavaş tükenen bu güzel ama 'ürkek' kuşlara, şimdilerde sadece kuş pazarında rastlamak mümkün
İSTANBUL - Kentte doğup büyüyen biri keklik kuşuyla nerede karşılaşır ki? Ya avcı dayısının torbasından bir imparator edasıyla çıkarttığı zavallı ölü kuşlar arasında ya da kente yeni göç etmiş garibim bir köylünün gecekondusunun, daracık avlusunda bir kafes içinde.
Belki de Hayvanat Bahçesi veya Yeni Cami'nin arkasındaki kuş pazarında...
Güvercin irisi, kısa kuyruklu, tombul gövdeli, gri - boz tüyleri üzerinde enine siyah bantlı, kırmızı gagalı keklikler. Ötüşü gibi, eti de güzel hayvancıklar. Boşuna alımlı, güzel kadınları kekliğe benzetmezler; 'kınalı'sı vardır, 'çilli'si de... Bıldırcınlarla akraba ama daha büyüğüdür keklik. Nedense, havada uçmaktan çok, çayırlarda 'sekmeyi', yuvalarını ağaç dalları yerine, 'yerde' yapmayı yeğleyen keklikler. Biraz da saftırlar. Daha doğrusu, öteki kuşlara oranla... Şimdi şimdi daha iyi anlaşılıyor durum... Tevekkeli argoda, kolay aldatılan ve ürkek kişilere 'keklik' yakıştırması yapılır.

Al kınalı keklikler
Keklik adı nereden konmuş ola? Orta Asya'ya uzanalım hele: Sözgelimi, Kaşgarcada 'keklig' derlerdi, hem bu kuşa hem de hınçlı, öfkeli ve dırdırcı insanlara. Göçebe atalarımız, 'kek - kek' ya da 'kek - kik' deyü ses çıkaran bu güzel vahşi kuşu tanımaz mı? Su şırıldar, keklik de kek - kik öter. Yansıma sesten alın size bir ad. Keklik, doğaya aşık halk ozanlarımızın turna gibi sevgili kuşlarındandır. 'Al kınalı keklik indi pınara' diyen Karacaoğlan, "Kaşları vardır karaca / Benleri vardır sıraca / Keklik gibi göğ'alaca / Sekip giden Dürye, Dürye" diye düşlerine giren güzeli tarif eder. "Bir çift keklik gördüm sıra çekilmiş / Eşinden ayrılmaz seker ikisi" dizesiyle de sadık aşıkları...
Baharda içimiz kıpır kıpır olur, kırlarla barışırız. Kimi zaman, yakındaki çalılardan bir iki kuş telaşla fırlar. 'Keklik!' deriz, kuşlar uçar gider. Hatta çoğumuz bilmeyiz bile onun keklik olup olmadığını. Ne yer, ne içer, nasıl yaşar bu hayvancık? Çalılar içinde yuvası var mı? Merak bile etmeyiz. Ama köpeklerini salmış acımasız avcılar için keklik avı bir sefadır. O kendi halinde, ürkek, saf hayvancıkları gözlerini kırpmadan vururlar. Evelallah, keklik nüfusunu azaltmada geri durmazlar. Zavallı keklikler, yedikleri birkaç bitki, tohum ve böcek, hepsi o kadar. Kaderleri ise maalesef sofralarımıza kızartma olmak...
Ovada sanki keklik festivali... Hiç bu kadar kekliği bir arada görmemiştim. Kıbrıs'ta Boğaz'dan, o zamanki adıyla Omorfu, şimdiki Güzelyurt'a doğru gidiyorduk. Onlarca keklik, hiçbir şeyden çekinmeden seke seke, uça uça eğleniyorlardı. Mutlu ve özgür, korkusuz... Yıl 1974. Birinci harekâtla ikinci harekât arasında olmalıydı. Temmuzun son günleri belki de ağustosun ilk haftası içinde... Askeri cibin ön koltuğunda taburun doktoru vardı, yüzbaşı. Aracı astsubay kullanıyordu. Ben arkada oturuyordum. Asteğmen, Yedeksubay 119. Dönem. Ankara'da karargâhta görevliydim. Ama masa başında otururken, terhise az kala birden kendimi Kıbrıs'ta bulmuştum. Yaşam deneyimim açısından çok ilginç bir üç ay geçirecektim bu Yeşil Ada'da. Ama o keklikleri de hiç unutmadım.

Meydan onlara kaldı
Kıbrıs, yıllar boyu Enosisçi Rumlarla onlara direnen Türklerin mücadelesine tanık olmuştu. 1960'ta barış gelmiş ama 1964 ve 1967'de zorba Rumlar gene Türklerin üzerine çullanmıştı, kanlı saldırılarla. 1974'te bu kez Enosisçi Sampson, Makaryos'a karşı bir darbeyle başa geçince, halkın elindeki tüm av tüfeklerini de toplatmıştı. Kendisine silahlı direnme olmasın diye... 1960 Kıbrıs antlaşmasında İngiltere ve Yunanistan ile 'garantör' olan Türkiye askeri müdahale hakkını kullanmıştı...
Ovada keklik bolluğu vardı. İnsanlar birbirini vururken, meydan kekliklere kalmıştı. Bir bakıma, Türkleri ortadan kaldırmaya azimli ve hırslı Kıbrıslı Rumlar ettiklerini bulmuşlardı 'Barış Harekâtı'yla... Ürkek keklikleri seven Karacaoğlan bile demişti oysa: "Yörü, bire yalan dünya / Sana konan göçer bir gün / İnsan, bir ekin misali / Seni eken, biçer bir gün...

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Yukarıda okuduğunuz konunun işlenişi hakkındaki fikirlerinizi bizimle paylaşmanız, bize yol gösterici olacaktır.
Doyurucu Yeterli
Yetersiz Taraflı
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Türkiye] [Politika] [Forum] [Dış Haberler]
[Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa]


 


 
Yukarı Çık...  Yukarı Çık

Geri Dön...  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape veya Microsoft Internet Explorer yazılımlarının 3.0 veya üstü sürümleri ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız