| |
|
Ne tuzu kaldı, ne gölüKonya'nın tonlarca sanayi ve ev atığı hiçbir arıtma yapılmadan Tuz Gölü'ne boşaltılıyor. Sofralara ulaştırılmak üzere gölden çıkarılan tuz; kurşun, demir gibi ağır metaller yüzünden kararırken, kirlenme çocuk ölümlerine de yol açıyor KONYA - Türkiye'nin tuz gereksiniminin yaklaşık yüzde 65'ini karşılayan Tuz Gölü, Konya'nın bütün atık ve tarım ilaçlarının 'çöplüğüne' dönüşünce kullanılamaz duruma geldi. Çevre Bakanlığı'nın, gözle görülür kirlenmeye karşın en son 1992 yılında yaptığı araştırmanın verilerine göre, göle yılda 1944 ton deterjan, 90 bin ton yağ ve gres, 1500 ton organik madde, 28 ton nitrat, 180 bin ton sülfat, 276 ton civa ile yüksek oranda kurşun, demir, çinko, arsenik gibi ağır metaller ve bor gibi kirleticiler karışıyor. Ayrıca, sulama kanalı ve yağmurlar aracılığı ile tarımda kullanılan pestisid, üre gibi zehirli maddeler de göle akıyor. Göl kenarında bulunan üç tuzladan biri olan TEKEL Kaldırım Tuzlası yetkilileri, gölden elde ettikleri tuzların her geçen yıl daha da karardığını belirtirken, bunun kurşun, demir, bakır oksit gibi ağır metaller ile yağ ve gres karışmasından kaynaklandığına dikkat çekti.İdam fermanı imzalandı Çevre Bakanı İmren Aykut, gölün idam fermanının, Konya Havzası'nı Beyşehir Gölü'nden taşan sulardan kurtarmak ve topraktaki sülfat oranını azaltmak amacıyla 1974 yılında Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından inşa edilen 185 kilometrelik Ana Tahliye Kanalı'nın açılmasıyla imzalandığını belirtti. Konya'nın tüm sanayi, tarım ve evsel atıkları halen bu kanal aracılığıyla Tuz Gölü'ne boşaltılıyor.
Konya'daki irili ufaklı 1100 sanayi kuruluşu ile kentin kanalizasyonunun, Keçeli Deresi aracılığı ile DSİ kanalına bağlandığını ve hiçbir arıtma yapılmadan göle döküldüğünü dile getiren Aykut, bu konuda Bakanlar Kurulu kararı alındığını anımsatarak, "Konuyla ilgili olarak hem Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na hem de Konya 2'nci Organize Sanayi Bölgesi'ne birer yazı gönderdik. Bakanlığımız tarafından 1993 yılında Konya Kapalı ve Tuz Gölü Havzaları'nda kirliligin tespiti amacıyla çalışma başlattık. Özellikle DSİ kanalından gelen kirliliğin yüksek boyutlarda olduğu saptandı. Bu nedenle arıtma tesisi zorunluluğu doğmuştur" dedi.
İmren Aykut, önümüzdeki günlerde Çevre Bakanlığı koordinasyonunda tüm tarafları bir araya getirerek, arıtma tesisi için gerekli adımın atılacağını da sözlerine ekledi.
Konya Çevre İl Müdürü Mehmet Bilgiç de soruna çözüm getirecek arıtma tesisinin yapımı için geç kalındığını belirtirken, acil tedbir alınması gerektiğini vurguladı. Bilgiç, "Acil tedbir alınmazsa 2000'li yıllarda göl kullanılamaz hale gelecek. Aslında dünyada yalnız Amerika Birleşik Devletleri ve ülkemizde olan çok özel bir ekosisteme sahip Tuz Gölü'ne DSİ'nin Ana Tahliye Kanalı bağlaması da yanlış. Çünkü, gölün kendine has çok özel bir dengesi var" diye konuştu. 12 trilyona arıtma tesisi Gölün kirlenmesinden sorumlu tutulan Konya Su ve Kanalizasyon İdaresi (KOSKİ) Genel Müdürü Nurettin Kılıç, gölün atık ve kanalizasyondan kirlendiği iddiasını "DSİ Ana Tahliye Kanalı'na verdiğimiz kanalizasyon atıkları, göle kadar 150 kilometre yol kat ediyor. Atıklar, kanal boyunca hava ile temas ettiği için doğal arıtmaya tabi oluyor" teziyle çürütmeye çalışıyor. Arıtma tesisi için gereken finansal kaynağın kendi bütçelerini aştığını söyleyen Kılıç, "Bütçemiz 3.5 trilyon, arıtma tesisinin maliyeti ise 12 trilyon lira" dedi. Kılıç, sanayi kuruluşları ile görüşmelerinin sürdüğünü de kaydederek, en kısa zamanda Çevre Bakanlığı, TEKEL Tuz İşletmeleri, DSİ'yi biraraya getirerek soruna çözüm bulmaya çalışacaklarını söyledi. Kanala giren ölüyor DSİ Ana Tahliye Kanalı'nın göle ulaştığı son noktadaki, Gölyazı'nın Belediye Başkanı Mehmet Havutçu ise yazın kanala giren çocuklardan bazılarının öldüğünü belirtti. Havutçu, yörede hayvancılık yapıldığına dikkat çekerek, "Kanal, beldemizin tam ortasından geçiyor. Yazın buralarda kokudan duramazsınız. Hayvanlar bu kirli sulardan içiyor. Çocuklar yazın serinlemek için kanala girdiği için çok sayıda ölüm vakası yaşadık. Konya'nın tüm pisliği kanal vasıtası ile göle akıyor" dedi. 1665 kilometrekarelik yüzeyi ile Türkiye'nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü'nün tek benzeri Amerika'da bulunuyor. Gölün 1200 kilometrekarelik alanında, yazın buharlaşma nedeniyle 2 santimetre ile 2 metre arasında tuz tabakası oluşuyor. Tuz varlığı 210 milyon ton olan göl, aynı anda flamingoların kuluçkaya yattığı yer olarak önemli bir sulak alan sayılıyor.
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Türkiye]
[Politika]
[Forum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
|
|
|