RADİKAL-online Yazarlar  

 











Türkiye, Kuzey Irak, KDP, Sakık

Hafta sonu basında yer verilen haberlerde, PKK ileri gelenlerinden Şemdin Sakık'ın, Mesud Barzani'nin liderliğini yaptığı Kürdistan Demokrat Partisi'ne (KDP) sığındığı belirtiliyordu. Dünkü Radikal'de ise, Sakık'ın KDP'lilere sığınmadığı, fakat katıldığı haberi vardı. Bu gelişmenin asıl nedenini önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Mesud Barzani ve KDP'nin, Türkiye tarafından, bir anlamda Türkiye'nin Kuzey Irak'taki müttefiki olarak kabul görmesi ve Barzani'nin de bu konumunu olabildiğince kendi lehine kullanma çabaları, sanırım bu olayda da kendini gösterecektir. Zaten dün Türk basınındaki haberlerde, Barzani'nin, yalnız Türkiye'ye yönelik olarak değil, PKK'ya karşı da bu gelişmenin nimetlerinden yararlanmaya çalışabileceği öne sürülüyordu.
Konuyla ilgili olarak, resmi bir Türkiye heyetinin de KDP ile görüşmelerde bulunmak üzere Kuzey Irak'a gittiği, yine, haberler arasındaydı. Amaç, Sakık'ın Türkiye'ye getirilmesine çalışmak. İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu, Turkish Daily News gazetesinde aktarılan bir beyanında, bu konuda, KDP ile görüşmelerde bulunulacağını belirtiliyordu. Ve ekliyordu: "Bu görüşmeler karşılıklı mutabakat ve dostluk çerçevesinde gerçekleştirilecektir, yoksa uluslararası hukuk çerçevesinde değil." Bu beyandaki 'uluslararası hukuk' kaydının altının çizilmesi, her şeyden önce, Irak'a yönelik bir mesaj olarak düşünülebilir. Zira, Türkiye'nin, son Irak - BM bunalımı sırasındaki Irak politikası ile başlayıp, 'komşuluk forumu' gibi, Ortadoğu'ya daha açılacak politikalar bağlamında, bu vurgunun da bir anlamı var.
Türkiye'nin, adı ne olursa olsun, Irak egemenliğine dahil bir ülke parçası üzerindeki kısmi fiili otorite sayılan KDP ile bir 'suçlularına iadesi' anlaşması zemininde ilişki kurmasının beklemek, hukuken mümkün gözükmüyor. Böyle bir ilişkinin, hem Bağdat'ı dışta bırakması, hem de KDP'yi uluslararası hukuki ilişkiler anlamında, bir hukuk kişisi olarak niteleme anlamına gelebilecek sonuçları, Türkiye'nin, yukarıda belirttiğim politikası ile çelişebilecektir.
Kaldı ki, Türkiye ve Irak arasında, 1990 yılında imzalanan ve 1995 yılında yürürlüğe giren, bu konularla ilgili ikili bir anlaşmanın varlığı da, o politika bağlamında değerlendirilebilir. Kuzey Irak'taki fiili durumun adli konularda bir işbirliğinde bulunmayı olanaksızlaştırdığı, Türkiye Adalet Bakanlığı'nca, Kuzey Irak ile ilgili olarak hazırlanan bir genelgede de belirtilmekteydi: "(Duhok, Erbil ve Süleymaniye illerinde) merkezi otorite (Bağdat yönetimi - T.T.) tarafından hakimiyet sağlanamadığından, ... bu bölge ile ilgili talepler yerine getirilememektedir." O halde, Sakık'ın Türkiye'ye getirilebilmesi, 'hukuken', çok kolay gözükmüyor. Bu durumda iş, İçişleri Bakanı'nın altını çizdiği, 'karşılıklı mutabakat ve anlayış' zemininde ele alınacak gibi gözüküyor. Bu zeminde, hem KDP, hem de Türkiye bakımından, daima bir PKK faktörünün bulunması, gelişmelerin ne yönde olacağını iyiden iyiye bulanıklaştırıyor.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Yukarıda okuduğunuz konunun işlenişi hakkındaki fikirlerinizi bizimle paylaşmanız, bize yol gösterici olacaktır.
Doyurucu Yeterli
Yetersiz Taraflı
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Türkiye] [Politika] [Forum] [Dış Haberler]
[Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa]


 


 
Yukarı Çık...  Yukarı Çık

Geri Dön...  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape veya Microsoft Internet Explorer yazılımlarının 3.0 veya üstü sürümleri ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız