Organlarımızı kullanarak vatanı kurtarma yöntemleri

Şu reklam dünyasını ve halkın neyi beğenip neyi beğenmeyeceğini anlamak kolay değil. Son günlerde bir reklam pek tuttu, 'Ağzı olan konuşuyor,' diye yakınıyor bir kamyon sürücüsü. Bu sözler neden bir slogan haline geliverdi dersiniz? Belki oyuncunun ve yönetmenin başarısıdır. Belki de ağzı olduğu halde bir türlü konuşamayanların özlemini dile getirdiği içindir,
kim bilir.
Kadın, ağzı olduğu halde kocasının yamacında konuşamaz; koca, ağzı olduğu halde patronunun yamacında sus pus olur; politikacı, liderin karşısında konuşamaz... Konuşanı da kem küm eder. Nerede o ağzı olup da konuşan halk?
Fakat, 1 Mayıs dayak atma törenlerini izlerken şunu anladım ki ağzımızın ve beynimizin dışındaki bütün organlarımızı en etkili biçimde kullanıyoruz: Ayağı olan tekme atıyor, kafası olan kafa atıyor, eli olan yumruk vuruyor, copu olan copluyor, gözü olan ağlıyor... Yalnız, ağzı olan konuşmuyor ve beyni olan da pek düşünmüyor galiba.
Polisimiz, yasadışı örgüt üyelerine duman attırdı alimallah. Bu iş, bir bakıma vatanseverlerle vatan hainlerinin düellosuna dönüştüğü için, polisin aşırı dayak merakı üzerinde pek durulmadı. Tamam, yüzünü kırmızı peçelerle örtüp Zoroculuk oynamaya kalkan gençlerin engellenmesinde kamu yararı olabilir. Fakat, o gençlerin, bayıltıncaya kadar, ağızlarından, burunlarından kan gelinceye, beyin sarsıntısı geçirinceye kadar dövülmesinde polisin egosunu tatmin etmesinin dışında ne gibi bir kamu yararı bulunmaktadır dersiniz?
Hâlâ tereddüdü olanlar, 'İşkence varsa bile münferid bir olaydır, polis bu işi sistematik olarak yapmıyor,' diyenler var. Televizyon kameraları, gazete objektifleri önünde insanları döven polisleri gördükten sonra, 'Aman Allah, bu polislerin eline kuytu bir yerde düşersek başımıza ne gelir acaba?' diye endişelenmemek mümkün müdür?
Polisin dayağından kaçarken arı kovanını andıran MHP binasına düşen gencin halini yüreğim paralanarak izledim. MHP'nin kahraman ülkücüleri ele geçirdikleri gencin üzerine çullanmış, tekme tokat vatanı kurtarmakla meşguldüler. Ertesi gün MHP Genel Merkezi açıklama yayımladı: "Bizim gençlerimiz o genci dövmeye değil, kurtarmaya çalışıyordu," diye. Bunu işitince karımın gözleri fal taşı gibi açıldı, "Aman," dedi, "bu adamlar hepimizi böyle kurtaracaklarsa, yandık gitti demektir."
Bereket yiğit polisimiz yetişti ve talihsiz genci ülkücü vatanseverlerin pençesinden kurtardı. Fakat, o noktada garip bir şey oldu, polis nedense dayak atanlara dokunmadı, dayak yiyeni gözaltına alıp götürdü! Aynı olay tersinden yaşansaydı, ülkücü bir genç, solcuların arasında dayak yerken polis gelip müdahale etseydi, kim gözaltına alınır, kim serbest bırakılırdı acaba?
Ülkücülerin vatanı kurtarma çabalarına dün bir yenisi daha eklendi: 'Milliyetçiler Günü'nü kendi meşreplerince kutlamakta olan ülkücüler, yoldan geçen ve 'solcu' olduğu (yani kendilerinden farklı düşündüğü) anlaşılan iki gence saldırıp, birisini öldürdü, diğerini ağır yaraladı.
Bu iki olay arasında bir bağlantı yok mudur sizce? İstanbul'daki olayda dayak yiyen değil de dayak atanlar yakalansaydı, Bolu'daki olay da önlenmiş olmaz mıydı acaba?
MHP Genel Merkezi, eli sopalı ülkücü imajını değiştirmek için bir girişim başlattı: Ülkücülerin simgesi haline gelen sarkık bıyıkların kesilmesini buyurdu. Bazı ülkücüler buna karşı çıkıp, "Kesmeyiz, bıyık bir erkeğin namusudur," dedilerse de konu henüz bir sonuca ulaşmadı.
Son günlerde yaşananlara bakınca insan kendi kendine sormadan edemiyor: Bu iş bir bıyık kesmeyle düzelecek kadar basit midir dersiniz?

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 


 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız