![]() |
![]() |
![]() |
|
Kıbrıs ve insan hakları: Bazı düşünceler Kıbrıs'ta, adanın güneyi veya kuzeyinde, insan haklarının korunması ya da ihlali karşısındaki eleştirilerin, bir şekilde, süregelen 'uyuşmazlık' çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılması sıklıkla görülür. Bunda, bir yere kadar gerçeklik payı var. Özellikle adada, karşılıklı silahlı çatışmaların yaşandığı zamanlarda meydana gelen olaylar ve bunların sonuçları, her iki tarafta da böyle değerlendirmelere kolaylıkla yol açabiliyor.Ama öte yandan, adanın güneyi ve kuzeyinde, de facto olduğu söylense bile, sonuç olarak iki ayrı yönetim bulunduğuna göre; bunların kendi içlerinde, kendi iradeleriyle kabul edip uyguladıkları ve geliştirmeye çalıştıkları bu hukukun da bulunduğu göz önüne alınmalıdır. Günümüzde, özellikle 1945 yılında Birleşmiş Milletler'in (BM) kurulmasından sonraki dönemde, devletlerin iç düzenlerindeki 'insan hakları' ile ilgili konularda, gitgide uluslararası standartların esas alınmaya çalışılması, bilinen bir gelişmedir. Bunun önemli bir sonucu ise, bu gibi konuların, devletlerin iç işlerine dahil olduğunun artık çok katı bir şekilde savunulamamasıdır. Bu, tabii ki, Kıbrıs için de söz konusu olabilecek bir gelişme. Geçen mart ayında, BM bünyesinde kabul edilen Medeni ve Siyasi Haklara Dair Uluslararası Sözleşme ile oluşturulan İnsan Hakları Komitesi'nin toplantısı vardı. Toplantıda, bu sözleşmeye taraf olan devletlerin, sözleşmeye ne ölçüde uyduklarını gösterir raporlar ele alınıyordu. Ve görüşülen rapor, Güney Kıbrıs'ınki idi. Rapor, Komite üyelerince sıkı bir şekilde incelendi ve Güney Kıbrıs temsilcilerinin cevaplandırması istenen onlarca soru soruldu. Bu, kuşkusuz, doğal bir denetim faaliyeti. Güney Kıbrıs temsilcileri sözleşmeyi layıkiyle icra etmeleri için yaptıklarını ya da yapacaklarını açıklarken, Güney Kıbrıs yönetiminin bu sözleşmeden doğan taahhütlerini yerine getirmesine etki ettiğini öne sürdükleri bir duruma işaret ettiler. Bu, tabii ki, 1974 sonrasındaki siyasi gelişmeler ile ilgiliydi. Güneyin temsilcileri şu görüşteydi: '(Kıbrıs Cumhuriyeti) işgal altında bulunduğu için, bu kuvvet kullanımı ile sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesine engel olunmaktadır.' İlgili belgelerden, Komite üyelerinin, bu görüşü esaslı bir mazeret olarak görmedikleri anlaşılıyor. Geçen yaz bir uluslararası toplandıta karşılaştığım bir Kıbrıslı Rum gazeteci ise, bana, Türkiye'deki 'kayıp' olaylarından ve güvenlik güçlerince yakalanmayıp 'ölü ele geçirilen' kişilere ait bazı olaylardan söz edip sormuştu: "Şimdi, 1974 harekâtı sırasında neden kayıpların olduğunu anlıyor musunuz?" Bu gibi ithamların, nerede olursa olsun, ilgililerce soruşturulup aydınlatılmaya çalışılması, kuşkusuz atılması gereken ilk adım. Denktaş ve Klerides, geçen temmuz ayında bu konuda anlaşmaya varmışlardı. Öte yandan, Türkiye'nin iç düzeni ile ilgili bazı vakaların, nasıl kendisine karşı bir dış politika aracı haline dönüşebileceği de, herhalde gözden uzak tutulmamalı. Kıbrıs'ın kuzeyine dönecek olursam. KKTC, bir devlet olarak tanınmadığı için, insan haklarının korunması ile ilgili başlıca uluslararası antlaşmalara da taraf olamıyor. KKTC Anayasası, öngördüğü hak ve özgürlükler bakımından oldukça demokratik bir niteliğe sahiptir. Hatta bazı konularda, Türkiye Anayasası'ndan bile ileride olduğu söylenebilir. Ama o tanınmama statüsü, adeta bir bilinmezlik ve bundan doğan bir kuşkuculuğa neden olabiliyor. KKTC, kendi iç hukukunu olabildiğince saydamlaştırarak ve özellikle insan hakları konusunda, uluslararasında kabul edilmiş hukuki standartları, hemen hemen aynı şekilde kendi hukuk düzeni içinde de kabul ederek, titizlikle uygulayamaz mı? Adadaki özgürlük ortamı, herhalde, sadece denetimsiz bir 'pazar' anlayışından ibaret görülemez. Böyle bir tutum, adanın güneyinde ve kuzeyinde iki ayrı uluslararası hukuk kişisi bulunduğu yolundaki o tezi, sadece pekiştirecektir.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |