Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Mak'ı ölüme götüren ihmal

Üniversiteli Kenan Mak'ın öldürülmesinden önce, 39 öğrenci, katil zanlısı Gökgül ve diğer ülkücülerce tehdit edildikleri için, üniversite yönetimine dilekçe verdi. Ancak önlem alınmadı
ADNAN KESKİN - ANKARA - 3 Mayıs'ta Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde sağ görüşlü grubun bıçaklı saldırısı sonucu öğrenci Kenan Mak'ın ölümünde büyük ihmal olduğu belirlendi. Öğrencilerin kendilerini sürekli tehdit ve taciz eden sağ görüşlü öğrencilerin isimlerini olaydan bir süre önce üniversite yönetimine bildirdikleri, ancak kurulan soruşturma komisyonunun, DGM'ce katil zanlısı olarak tutuklanan Soner Gökgül'ün de aralarında bulunduğu saldırgan öğrencileri akladığı gibi, şikâyetçi öğrencileri de 'yönetimi şaibe altına sokmakla' suçladığı ortaya çıktı.

Can güvenliğimiz yok
Burak Kılavuz adlı üniversitelinin kent merkezinde saldırıya uğraması üzerine 20 Kasım 1997'de aralarında çok sayıda kız öğrencinin de bulunduğu 39 üniversiteli bir dilekçeyle İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) ve Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanlığı'na başvurdu. Öğrenciler, sürekli tehdit ve cinsel tacize uğradıklarını, can güvenliklerinin olmadığını belirterek, önlem alınmasını istedi. Dilekçede, saldırıların Ülkü Ocağı eksenli olduğuna ve üniversitenin özel güvenlik görevlilerinin de saldırganlarla hareket ettiğine dikkat çekildi.
Dilekçede sınıf öğretmenliği bölümü öğrencilerinden Fahrettin Tunç, Abdullah Ayan, Soner Gökgül, Kürşat Şahin ve Bülent Esabil Bilir, bu saldırıları yönlendiren kişiler olarak gösterildi ve haklarında işlem yapılması istendi.
Şikâyet üzerine 10 Aralık 1997'de Eğitim Fakültesi Dekanlığı'nca Prof. Dr. Kadir Karkın başkanlığında öğretim görevlileri Dr. Kadri Serengil ve Hikmet Bayram'dan oluşan bir Soruşturma Komisyonu kuruldu. Raportör Yrd. Doç. Salih Tekkol, 7 Ocak'ta raporunu dekanlığa sundu. Dekan Vekili Prof. Ali Gürler de raporda rektörlüğe yazı yazarak, dilekçelerle ilgili herhangi bir suç unsuru belirlenemediğine değinirken, 'öğrencilerin dostça ilişki kurabilmeleri için önlem alınmasını' istedi. İİBF Dekanı Prof. Dr. Ali Karaca da gönderdiği yazıda, öğrencilerin şikâyetlerine atıf yaparak bu kişilerin can güvenliklerinin sağlanmasını istedi.
Komisyon, raporda şu çarpıcı tespitlerde bulundu:
"Dinlenen 22 öğrencinin tümü okulda can güvenliğinin sağlandığını, öğrenim özgürlüğünün engellenmediğini, baskı ve tehditler olmadığını belirtmişlerdir. Öyle anlaşılıyor ki şikâyetçilerle şikâyet edilenler birer grup oluşturmuştur. Şikâyetçiler belirledikleri beş öğrenciyi Burhan Kılavuz olayını kullanarak üniversiteden uzaklaştırma niyeti taşıyor izlenimi vermektedir.

Kurulun duyarsızlığı
Kurulumuz üniversite içindeki gözlemlerinde baskıcı, taciz ve tehdit edici davranışlara rastlamamışlardır. Şikâyetçi öğrencilerin 'can güvenliği, öğrenim özgürlüğü yok, baskı, tehdit, taciz var' şeklinde iddiaları subut bulmamaktadır. Bir şekilde üniversiteyi, yönetimi şaibe altında bulundurmak da oldukça yanlış bir davranış olarak algılanmıştır. Sonuç olarak mesnetsiz iddialar öğrencilerimize ve üniversiteye ileride zarar verebilecektir. Bu nedenle üniversite yönetiminin içerde ve dışarda gerekli önlemleri alması, gruplaşan öğrencilerle görüşerek üniversite gençliğine yakışır davranışların tüm öğrencilere kazandırılması için çalışmalar yapılması uygun görülmüştür. Bir kerelik hiç kimseye ceza verilmemesi, daha sonra şikâyet edilen öğrenciler olduğunda gerekli disiplin işlemlerinin yapılması kanaatindeyiz."
Şikâyet edilen ve daha sonra Mak cinayeti nedeniyle gözaltına alınan gruptaki sağ görüşlü öğrenciler Kürşat Şahin, Abdullah Ayan, Fahrettin Tunç ile Bülent Esabil Bilir'in komisyon ifadeleri özetle şöyle:
"Kimseyi dövmedik, baskı yapmadık, zorla Ülkü Ocakları'na götürmedik, şikâyet edenleri tanımayız. Kimse zorla ülkücü yapılmıyor. Şikâyetçilerin amacı devleti yıpratmak, üniversiteyi karıştırmaktır."
DGM'ce katil zanlısı olarak tutuklanan Soner Gökgül'ün ise komisyon ifadesinde, "Kimseye baskı yapmadım. Kimseyi zorla Ülkü Ocakları'na götürmedim, güvenlik görevlileriyle işbirliğim yok, suçlamalar kirli iftira" dediği öğrenildi.

İşte suçlayan ifadeler
39 öğrencinin, iddiaları komisyona verdikleri ifadelerde şu başlıklar altında toplanıyor:

  • Beş öğrenci kantinde küfür ve tacizde bulunuyor, öğrenciler ülkü ocağına götürülmek isteniyor, can güvenliği yok.
  • Saçımın uzun olması nedeniyle laf ve omuz atıldı.
  • Küfür ve bakışlarla taciz edildim. Demokratlara saldırı var.
  • Şehirde yakaladıkları öğrencileri dövüyorlar. Suçlanan öğrenciler çete halinde hareket ediyor, öğrenim engelleniyor.
  • Kızlara küfrediyorlar, psikolojik baskı altındayız, endişe içindeyiz. Tacize uğruyoruz.
  • Farklı düşünceye sahip kişilere saldırıyorlar, kılık kıyafete karışıyorlar.

    RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
    Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
    Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
    Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
    Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
        

    [Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
    [Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
    [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız