![]() |
![]() |
![]() |
|
Devletin çifte standardıBakan Başesgioğlu işkenceyle adam öldürmekten mahkûm olan polislerin görevde olmasını 'Yargıtay'ın cezaları onaylamaması'na bağlarken, öğretmenler, sivil memurlar Yargıtay kararı beklenmeden işten atılıyor CELAL BAŞLANGIÇ - İSTANBUL - Biri il emniyet müdür yardımcısı, diğeri terörle mücadele şube müdürü. Gözaltına aldıkları kişiyi öldürmek suçundan 5'er yıl 6'şar ay 20'şer gün hapse mahkûm olmuşlar. Hâlâ görevlerinin başındalar. Zaten böyle bir suçtan yargılandıkları için de ne görevlerinden uzaklaştırılmışlar, ne de gözaltına alınmışlar. Aksine mesleklerinde yükselmişler de.Konu TBMM'de gündeme gelince İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu, mahkûm olan polislerin neden hâlâ görevlerinin başında olduğunu anlatır: - Bu dava neticelenmiştir. Ama, henüz hukuk alanında kesin hüküm ifade edecek karar söz konusu değildir. Bütün davalarda olduğu gibi Yargıtay aşaması vardır. Bu süre geçtikten sonra ancak, bu polis memurlarının suçluluğu veya suçsuzluğu adalet önünde tescil edilecektir. İlk bakışta geçerli bir savunma gibi görünüyor. Zaten anayasanın 38. maddesi de suçluluğun ancak hükmün sabit olmasıyla yani Yargıtay'ın onaylamasıyla kesinleşeceğini öngörüyor. İyi de acaba devlet 'anayasaya uygun bu sevecenliği' tüm yurttaşlarına gösteriyor mu? Tüm yurttaşları bir yana, güvenlik görevlisi memurlarına uyguladığı bu 'sevecen' yaklaşımı tüm memurları için de uyguluyor mu? Bu sorulara 'evet' demek biraz güç. İşte Ege bölgesinde bir üniversiteye bağlı yüksekokul yönetiminin öğrencisi H.G.'ye gönderdiği yazı: "17. 2. 1996 günü yasadışı DHKP - C örgütüne yönelik operasyonda, eylem faaliyetlerinde yer aldığınız, tutuklanıp üç yıl ağır hapis cezasına mahkûm olduğunuz tespit edilmiştir. Bu nedenle açılan soruşturma sonucunda disiplin yönetmeliğinin 10 / e, g, m maddelerine göre yönetim kurulumuzun 11. 2. 1998 tarih ve 1 / 2 sayılı kararı ile yükseköğrenim kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırıldınız." Yönetmeliğin anılan maddeleri 'yasadışı kuruluşlara üye olmak, devletin şahsiyetine karşı işlenen cürümler sebebiyle cezalandırılmış olmak, güvenlik kuvvetleri tarafından aranılan kişileri saklamak veya barındırmak' suçundan mahkûm olanların okuldan atılabileceğini öngörüyor. Ancak bunun da bir koşulu var. O da İçişleri Bakanı Başesgioğlu'nun dediği gibi bütün davalarda olduğu üzere 'bu davanın da Yargıtay aşaması var'dır. Ancak okul yönetimi Yargıtay aşamasını beklemez. H.G. yalnızca bir örnek. Çok sayıda öğrenci bu biçimde Yargıtay kararı beklenmeden okuldan atılmış, ancak daha sonra açtıkları davaları kazanarak öğrenimlerini sürdürebilmişlerdir. Örnek çok
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |