Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Eyvah, yine mi Rusya? Ya da 'votka' etkisi

fozatay@radikal.com.tr
Rusya'nın ekonomimizde çok özel bir öneme sahip olduğunu çok önceleri bir kez yazmıştım. Bu önem, Karadeniz'in öteki yakasındaki komşumuzun havası ve "suyunun", ekonomimiz açısından hayati görevlerde bulunanları derinden etkilemesinden kaynaklanıyordu. Bunun bir örneği, ocak sonunda ekonomiden sorumlu bakanımızın Moskova'dan KIT fiyatlarının dondurulduğunu açıklayıvermesi ve izleyen "hayır dondurmadık; dondurur gibi yaptık" türünden tartışmalar ile ortaya çıkmıştı.
Ekonomimizde çok daha derin izler bırakanı ise, zamanın bir üst düzey bürokratının Sibirya semalarından bankalara gönderdiği "faizleri düşürün ha" talimatı ile olmuştu. Şu meşhur "bir bavul dolusu Japon yeni" hikayesini hatırlarsınız; ancak, bavul sanıyorum biraz küçük gelmişti ki ikinci dünya savaşı sonrasının en ağır krizine girmişti Türkiye.
Efendim, bu sefer kriz Rusya'da. Bu krizde Rusya'nın genç başbakanının verdiği demeçlerin katalizör etkisi ilginç ve ayrı bir inceleme konusu. Bunu geçelim. Nerede kriz çıksa, Türkiye'ye sıçrar mı diye bir telaştır alıyor herkesi. Haksız da değiller hani.
Aralık 1994'de Meksika'da patlak veren krizin, gelişmekte olan ülkelerin neden bazılarına sıçrayıp da diğerlerine atlamadığı sorusu, birçok ünlü iktisatçıyı hala meşgul ediyor. Bu etki "Tekila" etkisi olarak da adlandırılıyor.
Öne sürülen görüşlerden en inandırıcı olanı şu: Meksika'daki krizin pek de beklenmedik biçimde patlak vermesi, yabancı yatırımcıları büyük zararlara soktu ve tedirginleştirdi. Sonuçta, her yatırımcı, diğer yatırımcıların bu tedirginlik nedeniyle iktisadi temelleri zayıf benzer ülkelerdeki mali yatırımlarını dövize çevirip, bu ülkelerden çıkaracaklarından korktular. Bu ülkelerin döviz rezervlerinin kısıtlılığını dikkate alarak, treni kaçırmamak için kendileri de böyle davrandılar. Herkes böyle davranınca da diğer ülkelerde de krizler patlak verdi. Yani, Türkçesi: "Tekila'dan ağzı yanan, suyu üfleyerek içer".
Bizim de "votka" etkimiz olacak mı? Yani, "bu futbolcumuz Avrupa'da (bu arada Lüksemburg ikinci liginde de) oynar mı?" diye fetvalarına başvurduğumuz yabancı uzmanlar bu sefer bizi de iktisat literatürüne dahil edecekler mi?
Tekila etkisine maruz kalan ülkelerin ortak özelliklerinden bir tanesi de ekonomilerinde her an dövize çevrilebilir mali varlıkların, merkez bankasının döviz rezervlerine kıyasla çok fazla olması. Uzmanlar, her an dövize çevrilebilir mali varlıklar arasına, bankalardaki döviz mevduatlarının dışında, yerli para cinsinden mevduatları da katıyorlar. Ayrıca, devletin kısa vadeli iç borcunu da ekliyorlar.
Nedeni basit. Kriz dövize hücum şeklinde ortaya çıkıyor. Bunu da göğüsleyecek olan merkez bankaları. Bu oranın (M2Y parasal büyüklüğü+ Hazine bonoları bölü Merkez Bankası rezervleri) son yıllardaki seyri şöyle: 1990-93 ortalaması, yani kriz öncesi 6,4. 1996'da 3,9, 1997'de ise 3,4. 8 Mayıs itibariyle ise 3'ün biraz altında.
Iyi haber. Bu oran son yılların en düşük düzeyinde.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız