Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Milne x Toshack

gtaner@radikal.com.tr
Adalardan iki tip. Gordon Milne ve John Benjamin Toshack.
İkisinin de iyi futbol geçmişleri var. Ama daha bilineni, sansasyonel olanı Toshack. Milne orta alanda oynadı hamal, Toshack forvette oynadı, star.
Milne ülkemize geldiğinde hiç mi hiç bilinmiyordu.
Toshack kulaklara adı çalınmış, belli bir kuşağın da görgüsüne girmiş adamdı.
Katılmayanlar olur ama Milne Türkiye'de bir devre adını koydu. Disiplinin, ilkeli olmanın, ödün vermemenin, altı buçuk yıla karşın hiçbir Türk ile yüz göz olmamanın, kimseyi kırmamanın, mesafe koymayı bilmenin, kendine güven sağlamanın simgesi oldu.
Elindeki kadrodan hiç yakınmadı. Kuşkusuz kamuoyu önünde. Eksikleri, yöneticisine uygun bir dille aktardı. Elinde ne varsa onunla yetinmeyi, kulübün olanakları içinde çalışmayı bildi. Bunları kendine kalkan yapıp, üretim sorunlarına gerekçe olarak öne sürmedi.
"Git, bir hafta içinde üç kuruşa Afrika'dan adam bul gel hem de genç olsun, ileride satıp para kazanalım", dediler. Gitti, aldı geldi. Bu kadar zaman ve maddi olanakla ancak tombaladan adam çekilirdi. O da öyle yaptı. Hep yeteneksiz Nartallo'yu örnek gösterirler ama, aynı zamanda çok işe yarayan Madida'yı da aynı yöntemle o getirdi.
Hiçbir futbolcusunu tek cümle ile olsun kamuoyu önünde yermedi. Fazlaca da övmedi. Onlarla şarkı söylemedi, yemek yemedi, ama kopup uzaklaşmadı, kavga etmedi. Futbolcu Gordon'u soğuk bulsa da, kendinden kopuk hissetmedi ve ona güvendi. Bilirdi ki, adamın istediğini yaparsa forma onundur. Hastalansa, sakatlansa, formdan düşse gene de bir kredisi vardır. Toparlandığında takıma girer. Ve gene bilirdi ki, o formayı hak etmeden uzun süre giyemez. Ancak bir özrü varsa, taşır, toparlanmaz ise kulübeye gider.
Altıbuçuk yılda Gordon'un deyim yerinde ise "takıştığı" iki adam oldu. Biri Sinan'dı. Öteki Metin. Sinan tribüne oynamaktan vazgeçmedi ve bu tercihi nedeniyle Gordon'la uyuşamadı. Metin ise Gordon'un ne istediğini anlayana değin, medyanın gıdıklamasına karşın susarak bekledi. Ve de gerçek Sarı Fırtına ondan sonra oldu. Yalnızca iyi koşardı, iyi oynamaya da başladı.
"Dünya'da ünlü Toshack mı, yalnız bizde ünlü Milne mi?" diye soranlar için yazdım.
Toshack'ın kariyerine diyeceğim yok. Ama Türkiye'deki verimine diyeceğim var. Galli çimlerde birkaç maç ayrı tutulursa güzellikler sunamadı henüz. İspanya'daki geçmişini Türkiye'de kullanamam. Önce iyi verimde devamlılığını bir görelim, sonra Milne ile tartıya çıkarırız.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız