Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Sarmısağın yazılı olmayan tarihi

ihakki@radikal.com.tr
Kördü mördü ama, Homeros sarmısaktan anlardı. Rivayet o ki, Zeus'a düzdüğü övgüler, sarmısağa düzdüklerinin yanında solda sıfır kalırdı.
Homeros bir bakıma buna mecburdu da. Zira sarmısağı çok severdi. Agoraya girdiğinde millet kokudan kaçacak delik arar, eyvah, kokmuş kör şair geliyor, diye feryat ederdi.
Fakat Homeros da az değildi tabii. N'apıyim yani, seviyorum sarmısağı, demenin zevahiri kurtarmayacağını bilir, sarmısağın itibarını korumak için tanrıların bile sarmısağa bayıldığını iddia ederdi.
Homeros'a inanmak gerekirse, kötü büyücü tanrıça Kirke, zavallı Ulysses'i tam küçük bir domuza çevirecekken imdada sarmısak yetişti.
Ulysses bugün Hayvanlar Çiftliği'nin proleter bir domuzu değil de James Joyce'un koca Ulysses'i ise, bunu sarmısağa borçluydu.
Sadece o mu? Misafir sofralarında sarmısak itibar ifade ederdi. Mesela yiğit komutan Nestor, muteber misafirlerine tam yirmi bir çeşit sarmısak yemeği yapar, misafirler de bunu itibar vesilesi sayardı.
Hepsi bu kadar değildi elbet. Homeros'un hemşerileri daha çok davar sahibi olmak için tanrılara sarmısak kurban ederdi. Şöyle ki, sırf karanlıklar aleminin tanrıçası, davar ve sığırların velinimeti Hekate'nin gönlünü hoş tutmak için yol kavşaklarına sekiz on baş sarmısak koyardı.
Sarmısağı tanrılardan alıp yeryüzüne indiren Socrates oldu. Haklıydı nitekim. Zira Socrates kellikle malüldü. Baldıran zehiri içmeden önce keline bol bol sarmısak sürer, saçlarım uzasın da kel filozof olarak ölmekten kurtulayım, diye beklerdi.
Eski Yunan'da hal böyleyken, Mısırlılar daha ileri gitmişti. Bana sorarsanız, gemi azıya bile almıştı.
Neden? Çünkü Allah'ın hikayeden sarmısağını yemekle kalmamış, üstüne bir de tanrı ilan etmişti.
Diyelim, Mısırlı bir erkek karısını aldattı. Kadın da uyandı. Ne lan bu yaptığın, Ramses mumyası kılıklı herif, diye sordu. Adam hemen kıvırtır, sarmısak çarpsın ki o kadın bana tecvüz etti, diye yemin ederdi.
Sarmısak hakikaten çarpar mıydı, onu bilemem. Fakat o kadar kıymetli bir nesneydi ki, köle küccarları yedi kilo sarmısağa tam üç besili köle satardı.
Gelgelelim eski müslümanlar sarmısaktan nefret ederdi. Hikaye şu ki, şeytan cennetten kovulup da dünyaya ayak basınca, sağ ayağını bastığı yerden soğan, sol ayağını bastığı yerden de sarmısak fışkırdı. Yani sarmısak öyle iblis bir nesneydi.
Müslümanlar sarmısağa iblis muamelesi çekedursun, eski Çinliler onu adam yerine koyardı.
Çünkü tıpkı Yunan tanrıları gibi, Çinli tanrılar da sarmısağa iltifat ederdi. Ama onlar sarmısağı tek başına yemeyi sevmezdi.
Bu sebeple, bir Çinli tanrılara adak mı adayacak, koyunu keser, sarmısağı içine basardı. Buradan şunu anlıyoruz ki, Çinlilerin tanrıları sarmısağın koyun etiyle terbiye edilmiş halini severdi.
Sarmısak Ortaçağ'da da itibar görürdü. Decameron hikayelerine bakılırsa, kalbi aşk ateşiyle tutuşan naçar gençler, sevdikleri kızın gönlünü çalmak için sarmısak hediye ederdi.
Açık söyleyeyim. Ben ağzı sarmısak kokan bir sevgili istemem. Nitekim, burjuvazi de öyle yaptı.
O burjuva sınıfı ki, feodalizmle beraber sarmısağın da canına ot tıkadı. Ağzı sarmısak kokanları sonradan görme yahut köylü ilan etti. Böylelikle, feodalizmi yıkarken ittifak yaptığı köylüyü bir kenara itti.
Sarmısak eskiden o kadar politik bir nesneydi.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız