Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

'Benim için her rol zor'

Tunç Başaran'ın çeşitli festivallere katıldıktan sonra nihayet vizyona giren 24 ödüllü son filmi 'Sen de Gitme'nin 'Sultan'ını Işık Yenersu canlandırıyor. Usta tiyatrocu Yenersu, filmdeki rolü için 'Bence her oyuncunun deli olacağı bir rol' diyor
İSTANBUL - Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Tunç Başaran'ın son filmi 'Sen de Gitme', gecikmeli de olsa bu hafta gösterime girdi. Ayla Kutlu'nun 'Sen de Gitme Triandifilis' adlı romanından sinemaya uyarlanan, yurtiçi ve yurtdışı festivallerde toplam
24 ödül alan filmin başrol oyuncusu Işık Yenersu.
Türk tiyatrosunun önemli oyuncularından Işık Yenersu
ile 'Sen de Gitme' ve oyunculuk üzerine konuştuk:
'Sen de Gitme'de Triandifilis adlı genç kızın bakıcısı Sultan rolünü oynadınız. Filmin konusundan ve oynadığınız karakterden bahseder misiniz.?
Size onu senaryodan veya filmden yola çıkarak değil romandaki gibi anlatmayı tercih ederim. Zaten 'Sen de Gitme'nin senaryosu romandan çok farklı değil. Sultan, Hatay'da yarı Fransız bir ailenin arasına küçük yaşlarda yetim olarak katılmış ve ailenin reisi, aynı zamanda bir ağa konumundaki Antuan'ın yanında yetişmiş, onunla aynı yaşlarda bir köylü kadını. Sultan bir Türk köylüsüne yakışır derecede saf, temiz, cesur, güvenilir, tek başına ayakta durmasını bilen, yaşamdaki tek değeri sevgi
olan bir kadın. Bu sevgisini
de en yoğun biçimde Triandifilis'e gösteriyor. Triandifilis, evin akli dengesi bozuk küçük kızı. Sultan, kızın bakıcısı konumunda, ama
hasta kocasıyla birlikte evin işleriyle de ilgileniyor. Triandifilis annesinden çok Sultan'a güveniyor ve onu seviyor. Sultan'ın hiç çocuğu olmaması kıza bağlılığının bir diğer göstergesi.
Roman sizin için neden
çıkış noktası?
Çünkü rolü kafamda bir yere oturtabilmek için romandan yararlandım. Sultan'ın kişiliğini oluştururken senaryoda bulamadıklarımı romanın satır aralarında bulabildim.
Tunç Başaran, filmlerinde sevgi temasının ön planda olduğunu söylüyor. Bu filmde de sevgi teması Sultan ve Triandifilis arasında değil mi?
Sultan'ın Triandifilis'e olan sevgisi çok güçlü bir sevgi. Triandifilis ona bağlı, ama çocuk olduğu için onun sevgisi daha bilinçsizce. Sultan ona yıllarca emek vermiş, onun için her şeyi göze alabiliyor. Ölüm döşeğindeyken, daha önce evden kaçmış olan Triandifilis eve geri dönünce, onu yaşatabilmek için kendisi bir yaşam savaşı veriyor. Öte yandan öyküde Triandifilis'in erkeklere olan sevgileri de var. Her erkeğe aşık oluyor. İlk aşkı olan Pierre gittikten sonra her erkeğe 'Pierre' diye sesleniyor. Onun sevgi kavramı Pierre üzerine kurulu.
Ama öykü içinde değişik birçok sevgi kavramı işlenmiş.
Tunç Başaran'la çalışmak nasıldı?
Böyle zengin ve içerikli bir öyküyü sinemaya uyarladığı için Tunç Başaran'ı kutlamak gerekir. Çünkü şu sıralar kimse böyle sevgiye dayalı, naif, duygusal filmler yapmak istemiyor. Daha çok gişe başarısının hedeflendiği filmler çekiliyor. Tunç Başaran'ın ne kadar iyi bir sinemacı olduğunu bilmeseydim, onun başarılarından haberim olmasaydı bile sırf bu öyküyü çektiği için onunla çalışırdım. Bence Tunç Başaran şu sıralar en parlak dönemini yaşıyor. Böyle bir film yapmak isteyen bir insanın çok incelikli olması gerekir diye düşünüyorum.
Triandifilis'i oynayan
Fransız oyuncu Olivia Bonamy ile nasıl anlaştınız. Birbirini çok seven iki karakteri oynarken neler yaşadınız?
Olivia ve ben tıpkı canlandırdığımız kişilikler
gibi çok kısa zamanda yakınlaştık. Çekimlerden önce İstanbul'a geldiği zaman sık sık birlikte olduk. Olivia çok genç ve yetenekli bir oyuncu. 'Sen
de Gitme' öyle bir film ki Triandifilis rolü için doğru oyuncuyu bulamazsanız,
bu filmi yapamazsınız. Bu 'Hamlet'i Hamlet'siz oynamak gibi bir şey olurdu. Olivia Bonamy fiziki olarak da role çok iyi oturdu. Onun rolü çok zor ve önemliydi. Tunç Başaranda gerçekten çok
iyi bir oyuncu bulmuş.
Onu gördüğümde, 'İşte Triandafilis bu' dedim.
Ama sizin rolünüz de zor
bir roldü değil mi?
Benim için her rol zordur. Oyunculuk hayatımda kolay bir rolle hiç karşılaşmadım. Bu benim ilk sinema filmim olduğu için ayrıca zorluk çektim. Ama işinizi iyi yapmak isterseniz zaten zorluk çekersiniz.
Daha önce sinema filminde oynamamanızın özel bir
nedeni var mı?
Çok iyi, düzeyli bir proje olsun, o projedeki rol, çalışacağım yönetmen, ekip iyi olsun istiyordum. Ama bundan sonra düşüncelerim değişti. Çünkü aradıklarıma hiçbir zaman tam olarak ulaşamayacağımı anladım. Kafamdaki iyi kavramı hep benden uzağa gidiyor. En iyi olan hep yukarılarda kalıyor ve ona ancak yaklaşabiliyorsunuz. Bugüne kadar tiyatroyla yaşadım, tiyatroyla varoldum. Bundan sonra sinemada da varolmak istiyorum.
Oyunculuk açısından
sinema ve tiyatro arasında
ne gibi farklar var?
Biz tiyatroda rolümüzü ezbere oynuyoruz. Sinemada suflör size bağıra çağıra replik vererek tekrar ettiriyor. Karşınızdaki oyuncu için de durum aynı. 'Sen de Gitme' filminde provaları tiyatro provası yapar gibi yaptık ve tiyatro oyunu oynar gibi oynadık. Kamerayı, ışığı çok itici bulduğum için onları
yok farz ederek çalıştım. Sesli çekimlerde de saçınızın içine bir mikrofon yerleştiriyorlar
ve sizi o mikrofon yardımıyla yönlendiriyorlar. Sözgelimi derin bir nefes almak isteseniz, bu ses seyirciye ulaşabileceği için alamazsınız.
Rolünüze nasıl hazırlanırsınız?
Çok soru sorarak ve çok çeşitli kaynaklardan araştırmalar yaparak. Bu filmde Tunç Başaran'dan ve romanın yazarı Ayla Kutlu'dan çok yararlandım. Hatta filmin bir sahnesinde ilginç bir olay yaşadık. Benim bir türlü inanmak istemediğim bir sahnede Tunç Başaran'la çekimler sırasında ilk kez anlaşamadık. Oysa biz hiç konuşmadan bakışlarımızla bile anlaşabiliyorduk. O sahnede Sultan, Triandifilis'e bir zamanlar hamile kaldığını ve sonra çok çirkin bir yöntemle çocuğunu düşürdüğünü anlatıyordu. Ben Sultan'ın böyle bir şey yapabileceğine bir türlü inanamadım. Tunç Başaranda beni ikna edemeyince Antakya'dan Ayla Kutlu'yu aradım. O da bunun doğru olduğunu söylediğinde çok şaşırdım. Bu sahneyi oynamak benim için gerçekten çok zordu. Oyunculuğun en büyük özelliği canlandırdığınız karaktere seyirciyi inandırmaktır. Ben o sahnede Sultan'ın böyle bir şey yaptığına hâlâ inanamıyorum. Böyle olaylar çoğu zaman tiyatroda da başıma geliyor.
'Sen de Gitme'nin senaryosunda sizi en çok çeken neydi?
Aralarındaki bu güzel sevgi çok ilgimi çekti. Sultan'ın savaş ertesi zor günlerinde kızı yaşatmak için gösterdiği çaba inanılmaz. Bence herhangi bir oyuncunun oynamak için deli olacağı bir rol. Ama diğer roller de çok önemli rollerdi.
Son olarak Türkiye'deki oyuncular hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Ben her sene yurtdışına çıkıyorum. New York'ta, Londra'da, Paris'te pek çok oyun seyrettim. Seyrederken şurada Macide Tanır oynasa veya Yıldız Kenter oynasa ne kadar iyi oynarlardı dediğim çok oluyor. Kıyasladığım oyuncularsa Maggie Smith, Judie Dench gibi önemli oyuncular. Türkiye'de oyunculuk potansiyelinin çok güçlü olduğunu görüyorum. Ancak bizim tekniğimiz çok zayıf. Örneğin bir film çekiyorsunuz, senaryo güzel, oyunculuk güzel, ama bir bakıyorsunuz ışık, ses çok kötü. Ama son dönemde 'Masumiyet', 'Hamam', 'Tabutta Rövaşata' , 'Eşkıya' gibi her açıdan güzel filmlerimiz de var.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız