![]() |
![]() |
![]() |
|
Tehlike sinyalleri hsahin@radikal.com.trDış politikada hayaletli köşkte dolaşmayı andıran badireli günler yaşıyoruz. Her kapının ardından bir heyula üzerimize çullanıyor. Ermeni soykırımının Fransız Parlamentosu'nca tanınması, Yunanistan'da Pontus Rumları gününün kutlanması, Avrupa Konseyi'nde hazırlanmakta olan Kürt raporu, Yunanistan'ın her alandaki çelmeleri, Avrupa Birliği'nin takındığı olumsuz tavır... Bir sonraki kapının ardından ne çıkacağını bilemiyoruz. Ancak iyi bir şey çıkmayacağı aşağı yukarı belli. Ve gene belli ki, birileri yakalayıp kolumuzu bükmüş, kanırttıkça kanırtıyor. Kolay kolay bırakmaya da niyetler yok. Bu güçler, tek tek ya da ittifak halinde, siyasal, ekonomik, kültürel her enstrümanı kullanmaya hazırlar. Türkiye'nin zaafları da onların bu enstrümanları kullanmasını kolaylaştırıyor. Niçin böyle? Türkiye'nin ne özelliği var ki, bu kadar incitilmeye açık? Bu durum yapısal diyebileceğimiz çeşitli etmenlerin sonucu. Bazıları tarihsel: Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşma kavgasının hâlâ bitmemiş olması gibi. Bazıları coğrafi: Kötü bir mahallede oturmamız gibi. Bazıları da kültürel: Hıristiyan Avrupa ile ayrı bir medeniyetin üyesi olarak görülmemiz gibi... Kısacası, çok uzun dönemli, kolay kolay aşılamayacak, neredeyse bir yazgı gibi peşimizi bırakmayan etmenlerin etkisi altındayız. Dahası, siyasal ve ekonomik zaaflarımız Türkiye'yle meselesi olanlara geniş manevra alanları yaratıyor. Yani, hiçbir iç sorunumuz 'yen içinde' kalmıyor, hemen uluslararası piyasalara çıkıyor. Ve hemen birilerince kullanılıyor. Türkiye'nin kolunu bükmeye meraklı odakların çeşitli siyasal enstrümanları başarıyla kullandıktan sonra şu günlerde ekonomik enstrümanlara el atmaya hazır olduklarına eminim. Eminim Tayland, Güney Kore, Endonezya'dan sonra, geçen hafta Rusya'da olup bitenler birilerinin iştahını kabartıyor ve 'Darısı Türkiye'nin başına' diye dua etmelerine neden oluyordur. AB'nin Türkiye'nin sattığı ürünlerle ilgili olumsuz sinyalleri daha geniş bir kampanyanın ilk salvoları olabilir. Yüksek enflasyonla bünyesi zayıf düşmüş, vergi toplamakta zorlanan, kamu açıkları çok büyük olan ve dış finans kaynaklarına bağımlı bir Türkiye'nin, 'Asya gribi' ya da en azından 'Rus virüsü' için biçilmiş kaftan olduğunu düşünenler vardır. Bunların bir kriz başlatmak için parmakları kaşınmaktadır. Şöyle de diyebiliriz: Türkiye'nin ekonomik zaafları dış politikada da yansımaları olacak bir güvenlik sorununa dönüşüyor. Peki bu konjonktürde Türkiye'nin incinebilirliğini asgariye indirmek için neler yapılmalı? İlkin, madem ki seçim kararı alındı, seçim ekonomisi uygulanmasına kesinlikle izin vermemek gerekiyor. Seçim ekonomisinin daha da azdıracağı enflasyon tüm yapıyı çökertebilir. İkincisi, hazır CHP-Hükümet ittifakı olmuşken sağlam bir vergi reformunun geçirilmesi zorunludur. Devletin vergi toplar hale gelmesi tüm makineler için yağlama etkisi doğuracaktır. Aman dikkat: Önümüzdeki günlerde ekonomi politikasını yürüteceklerin görevi, büyük bir savaştaki kumanda heyetinin görevinden daha az önemli değildir.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |