Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Geçmiş/gelecek

mbelge@radikal.com.tr
Bir barış aktivisti olarak gittiğim her yerde, bizim gibilerin 'barış' için çalışmasına yol açan 'çatışma'nın tarafı olanlar, bu davada kendilerinin niçin haklı olduğunu açıklamak üzere 'tarih'e başvururlar. İki taraf da tarihi deştikçe deşer ve deştikçe, işlenmiş haksızlıklar toplamı büyüdüğü için, bir çözüm, bir uzlaşma, dolayısıyla barış ihtimali uzaklaştıkça uzaklaşır. İki taraf da, yalnız kendisinin hak olarak talep ettiğinin mutlak biçimde gerçekleşmesini istemekle kalmaz, öbür tarafın cezalandırılmasını da ister.
Tarih boyunca çeşitli insan toplulukları (etnik, dini ya da başka ölçülere göre birbirinden ayrışagelmiş topluluklar) arasında gerçekleşmiş bütün bu çatışmalar şüphesiz çok önemlidir ve insanlığın ortaklaşa belleğini dolduran bu anılar bugüne olduğu gibi, geleceğe yaklaşımı da ciddi bir biçimde belirliyor. Ancak, buna rağmen ya da böyle olduğu için, geleceğe giden yolda, yeni bir sayfa açmak da çok önemli.
Birkaç gündür (Fransa'da Meclis'in mahut yasayı kabul etmesinden beri) 'genosid', 'kıyım', 'savaş suçu' gibi kavramların uluslararası hukukta net bir biçimde tanımlanmaları gerektiğini vurguluyorum. Ama burada temel mantık, geçmişe değil, geleceğe dönük işleyen bir mantık olmalıdır. Uluslararası hukukun bu şekilde düzenlenmesi, tarihten bildiğimiz olayların 'bundan sonra tekrarlanmasını' önlediği zaman anlam kazanır, yararı olur. Geçmişte olan ya da olduğu iddia edilen 'haksızlıklar'ın düzeltilmesi gibi bir amacı benimsediğimizde, hiç kimsenin içinden çıkamayacağı bir kargaşalık yaratmaktan başka bir şey yapmış olmayız.
Örneğin, Avrupalıların Kızılderililere uyguladıkları, bugünün hak, adalet, insanlık ölçülerine göre, kabul edilir şeyler değil. Ama bunu nasıl düzeltir, daha doğrusu, hiç olmamış hale getirirsiniz?
Ama bundan daha ciddi sorun, tarihteki bir haksızlığı düzeltmek üzere bugünkü durumda bir değişiklik yapmaya kalktığınız anda başlatacağınız direniştir. Güney Afrika'nın Hollanda kökenli halkını yeniden Hollanda'ya göndermemiz mümkün mü? Değil. Ama bütün güçlüklere rağmen, şimdi Güney Afrika'da siyahlarla beyazların bir arada barış içinde yaşamaya devam etmelerini sağlayacak bir varoluş biçimi (modus vivendi) yaratılabiliyor. Bu, geçmişte olanları, 'hiç olmamış' hale getirmedi ve getiremez. Ama bugün yaşayanlara ve yarın yaşayacaklara bir hayat imkânı açtı.
Bu bir 'bilinçli unutma'dır; geleceği yaşanılır kılmak için geçmişteki felaketleri bilinçli olarak unutmak. Tabii, geleceği gerçekten yaşanılır kılacak hukuki tedbirleri ve onlara uygulama gücü kazandıracak uluslararası organları da bir yandan oluşturmak gerekir.
Çünkü 'yarın', istesek de, istemesek de, 'dün'den önemlidir.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız