![]() |
![]() |
![]() |
|
Birazcık öğrencim olanlara... "Kadınları nasıl dövelim? sorusuna, hanımlarını dövenler bile, 'Kadın dövülür mü yahu?' diye karşı çıkanlar olacaktır mutlaka. Biz soruyu durup dururken sormadık elbette. Radikal'de 'Kadınlara dayak dinen caiz değil midir?' başlıklı yazısından sonra, sorma ihtiyacı hissettik. Türker Alkan, Ankara İletişim'den birazcık hocamız olur. O yüzden telefonla arayıp sorduk: Türkiye'de kadın dövme probleminin kaynağı din midir? Bunun istatistiğini yapsak, sonucu daha iyi tartışmamız mümkün. Fakat yine de el yordamıyla şunu söyleyebiliriz: Türkiye'de kadınlar, dinin yasakladığı içkiyi kullanan erkekler tarafından dövülüyor... Kadınları nasıl döveceğimiz yerine, kızları nasıl okutmayacağımızı, cahil bıraktığımızı tartışsak!.."4 Haziran tarihli Zaman Gazetesi'nde, Süleyman Ünal ve Hasan Sutay'ın köşesinde, 'Kadınları nasıl dövelim?' başlığı altında yer aldı bu eleştiri notu. Bu değerli gazetecilerden hangisi benim 'birazcık' öğrencim oldu anımsamıyorum ama 'birazcık' nitelemesini koydukları için kendilerine teşekkür etmeliyim. Yoksa, 'Nasıl oldu da dili bu kadar kötü kullanan öğrenciler yetiştirdim acaba,' diye kahrolmam işten bile değildi. Zahmet edip beni eleştirdikleri için de müteşekkirim. Fakat, emek sarf edip yazdıkları eleştiride katılamadığım birkaç nokta var, onları belirtmek istiyorum. Birincisi, ben yazının hiçbir yerinde, 'Nasıl etsek de kadınları dövsek,' diye bir ifade kullanmadım. Kadınlara dayak atılabileceğini, bu işlerin yolunu yordamını tartışan kişi, kendilerinin de yazdıkları Zaman Gazetesi'nin manevi sahibi Fethullah Hoca olmuştur. Ben yazımda, Fethullah Gülen'i yazdıklarından dolayı eleştirmenin doğru olmadığını, çünkü Hoca'nın nihayet Kur'an-ı Kerim'in hükümlerini aktardığını yazmıştım. Benim yazımı, 'Kadınları nasıl dövelim'e indirgemek, pek de parlak olmayan bir mugalata örneği olarak değerlendirilebilir, o kadar. İkincisi, yazımın hiçbir yerinde ve kendileriyle yaptığım telefon görüşmesinde, "Kadınlara atılan dayağın nedeni dini inanışlardır" demedim. Tam tersine, bunun toplumsal bir olay olduğu görüşüne katıldım. Söylemediğim bir şeyi söylemişim gibi beni eleştirmeyi hangi derste öğrendiler acaba? Üçüncüsü, alkolle saldırganlık eğilimi arasında bir ilişki olduğu muhakkak, fakat kadınların dayak yemesini sadece erkeklerin içki alışkanlığına bağlamayı hangi bilimsel mantıkla açıklayabilecekler, merak ediyorum. Bu arada değerli gazetecilerin bir yaklaşımından çok memnun kaldığımı söylemeliyim. Ülkemizde dinci akımın gelişmesi ile birlikte, ideolojik bir tavırla, her konuyu dinle açıklama ve her çözümü dinde görme eğilimi gelişti. Ekonomiden politikaya, eğitimden sağlığa, yönetimden spora kadar her bozukluğun nedeni 'yeteri kadar dindar olmamak' (tabii herkesin kendi dindarlık anlayışına göre) ve çözümü de 'daha çok dine bağlanmak' olarak görülür oldu. Ünal ve Sutay'ın köşesinde bu konunun sadece dini açıdan ele alınmadığını, "Hayır, bunun dini değil, toplumsal bir nedeni vardır" diye karşı çıkıldığını görüyorum. Gerçi orada da 'dinin yasakladığı alkol' öne sürülerek sosyoloji dine indirgenmiş ama zararı yok. Bu da bir gelişmedir. Son olarak, beni şiddet konusunu dine bağlayıp toplumsal yaklaşımı göz ardı etmekle suçlayan bu değerli gazetecilere, 1983'te basılmış olan bir kitabımı önereyim. 'Saldırganlık, Önyargı ve Yabancı Düşmanlığı' adındaki bu kitabıma bir göz atacak olurlarsa, bu konuda basit indirgemeciliklere düşmekten kaçınmaları gerektiğini de öğrenirler belki.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |