Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Yılmaz'ın çete imtihanı (1)

Başbakan, yakın zaman önce gazetecilerin "Sizi yanıltanlar hakkında ne işlem yaptınız?" sorusu üzerine "Yurtdışına tayin edildi onlar" dediğinde teslim bayrağını çekmişti. Yurtdışına tayini ceza sanıyordu yürütme organının başı
AVNİ ÖZGÜREL
Başbakan Mesut Yılmaz da gayet iyi biliyor ki, iki aydır işadamlarına yönelik saldırı ve infazların yoğunlaşmasının ardında, her renkten çete var. Açık söyleyelim, bir süredir kamu kesiminin açtığı-Özelleştirme İdaresi'ninkiler dahil-hemen hemen tüm ihaleler yeraltının kıskacında gerçekleşiyor.
Adını ilk kez şarkıcı Samime Sanay'ın isminin karıştığı çek-senet tahsilatı olayıyla duyduğumuz beş parasız Semih Tufan Gülaltay'ı iki yıl içinde altında Limousine'le dolaşır ve kendini Türk devletinin yerine koyup keyfine göre belirlediği 'vatan hainlerinin' infazına soyunur hale getiren işte bu düzen.
Aleaddin Çakıcı, Sedat Peker (*), Kürşat Yılmaz, Ali Yasak Ankara Emniyeti'nin has adamı Zaza ve daha onlarcasının şimdilerde tek işleri 'ihale'.. Artırmaya veya eksiltmeye kimin girip kimin girmeyeceğini kurgulamak, kazanandan işin tutarı üzerinden komisyon almak bugünlerde tahsilatçılıktan da, uyuşturucu işinden de kârlı. Üstelik risksiz.
Bizim gazeteciler olarak yeraltı dünyasını teşhir ettiğimizi sanarak yaptığımız olumsuz haberler aslında bu kişiler için 'referans' kıymetinde. Hepsinin anlaşmalı bir basın kupür derleme ajansının bulunması, tesadüf değil.. Yeniyetme 'baba'ların üzerine çöreklendikleri kişiler umursamaz gözüktüklerinde gönderilen 'vukuatlı basın dosyası'na malzeme taşıyor çoğu gazeteci de bilmeden.

Ersever raporu
Susurluk öncesi kamu kurumlarının kanatları altında ve büyük ölçüde onların yönlendirmesiyle can taşeronluğu yapanların 'kriminal holding' dağılınca bağımsızlıklarını ilan ettikleri meçhul değil. 'Tosunlar' kış uykusundan uyanıyorlar o kadar. Akın Birdal'ın eteğinden devlet çarkına yeniden sıçrama girişimleri şimdilik boş çıktı; eylemi beğendiremediler. Ama yarın, mesela Fransa'da, Ermeni tasarısına önayak olan bir Taşnak 'götürülürse' veya kendilerince Türkiye'nin iddialarına haklılık kazandıracağını düşündükleri bir hamle planlarlarsa ne olacak?
Akın Birdal'a yönelik suikast teşebbüsünü araştıran Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün Cengiz Ersever'in sorgusunda deyim yerindeyse 'çuvalladığı' ya da 'çuvallatıldığı' çok açık. Soruşturmada sıradan 'adam öldürmeye azmettirmek, çete kurmak' suçunun araştırıldığı, bunun ötesine gidilmediği meydanda. Oysa adı açıkça yazılı olmasa dahi Cengiz Ersever konusunda Kutlu Savaş'ın raporu uyarıydı. Kaldı ki bu kişiyle ilgili olarak Savaş ayrıca Başbakan'a özel bir rapor sunmuş, bu rapor 'gereği için' ilgili birimlere gönderilmişti. Hiç şüphesiz bu rapor üzerinde hiçbir işlem yapılmamış olması kimi kurumları siyasi otorite karşısında sıkıntıya soktu ve konu MGK gündemine taşınabildi. Ama emniyetin, aylardır pek çok işadamı ve müteahhitten para sızdırdığı bilinen Cengiz Ersever-Semih Tufan Gülaltay ikilisinin banka hesaplarını dahi araştırmaya gerek görmemesinin ayıbını örtmüyor bu. Çetenin tehdidine muhatap olanlardan bazıları Birdal saldırısından kısa süre önce resmen şikâyette bulundukları halde..

Yurtdışına tayin
Üstüne üstlük yapılan sorguda sanki suikast teşebbüsüyle ortaya çıkan çete faaliyeti ayrıntılarıyla çözümlenmiş gibi, Ersever'den 'Mafyayla nasıl mücadele edilir, irticaya karşı ne yapmak lazım...' gibi konularda akıl alındığı anlaşılıyor.
Başbakan, daha yakın zaman önce basın mensuplarının "Sizi yanıltanlar hakkında ne işlem yaptınız?" sorusu üzerine, "Yurtdışına tayin edildi onlar" dediğinde teslim bayrağını çekmişti. Yurtdışına tayini ceza sanıyordu yürütme organının başındaki kişi. Herkes o günlerde Yılmaz'ın eski MİT Kontr-Terör Daire Başkanı Mehmet Eymür'den söz ettiğini sandı haklı olarak. Oysa kastının bir başka bürokrat olduğu, onun da Aleaddin Çakıcı'dan Mahmut Yıldırım'a tüm karanlık bağlantıların kilidi konumunda olduğu biliniyordu ve Başbakan kamuoyu önünde angaje olmasına rağmen 'Tüm bu kişileri on beş gün içinde DGM savcılığına teslim edeceksiniz, aksi takdirde hakkınızda suça iştirakten suç duyurusunda bulunacağım' diyemedi..
Deseydi 'bulurlar mıydı' sorusunun cevabı tartışmasız evettir. Tıpkı çeteleri adım adım izledikleri halde ancak ortalık çalkalandığında 'polisin büyük başarısı' çalımını atmayı marifet sanan, ama kanser gibi yayılmış suç örgütlerini gülümseyerek seyreden İstanbul ve Ankara emniyet müdürlerinin diledikleri anda bunların tamamını suç delilleriyle birlikte yargının önüne çıkarma imkânına sahip oldukları gibi.

Yarın da devam edeceğiz...

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız