Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Reydikel'de çalışan Elsa

Hiçbir şeyden çekmiyorum şu New York'ta, kendi ismimden ve gazetemin isminden çektiğim kadar. Neden mi? Dil ve telaffuz yüzünden. Amerikalıların 'Aslı'yı telaffuz etmeleri çok zor; doğru telaffuz etmeleri ise imkânsız. İngilizce'de 'ı' harfi olmadığı için, çoğu kez yüreğimin yağları erirken, adımın 'Azla', 'Aslii', 'Ayzli' gibi katledildiğini görmek zorunda kalıyorum. Üniversite yıllarımda hep çaresizlikle boyun eğip kadere küfretmiştim. Şimdilerdeyse yeni buluşum sayesinde rahata erdim. Bakkal, kurutemizleme, yemek siparişi gibi durumlarda adımın İngilizce'ye daha yakın bir versiyonunu kullanıyorum: 'Asla.' Amerikalılar 'Asla'yı hem kolay okuyor, hem de 'Aslı'ya en yakın biçimde telaffuz ediyorlar.
Fakat, insanda kişilik bölünmesi bir başladı mı, durdurmak kolay değil. Berberde, fotoğraf tab ettirirken, lokantada rezervasyon yaptırırken kullandığım bir başka kimliğim daha var. O da Elsa. Elsa, Aslı ve Asla'dan kat kat daha gizemli, cesur, alımlı ve korkusuz bir Manhattanlı. Elsa'nın kaynağı, annemden duyduğum Louis Aragon'un 'Elsa'nın Gözleri' şiiri. Ama burada işler, Fransız romantizminden çok farklı. Elsa, her mücadeleyi kazanmakla kalmayıp bir de etrafını büyüsü altında mahvedebilen bir tip. Ah, keşke yıllar önceden akıl edebilseydim Elsa olmayı...
Telaffuz bahanesiyle başka isimler bularak ara sıra kendi kişiliğimden mola almak iyi hoş, ama sıkıntılarım bununla da çözümlenmiyor. Bir de gazetemin adı var. İngilizcede, özellikle de Amerika'da 'radical', asi, siyasette aşırı uçları temsil eden, yeraltı faaliyetlerine katılan anlamında, toplumun geneli için negatif çağrışımları olan bir kelime. (Tabii şanssız Amerikalılar, Radikal'in çıkışındaki etkili
reklam kampanyasından
mahrum kaldıkları için,
gazetenin iddiasından bihaber.) Dışişleri Bakanlığı veya
BM gibi yerlerde sorun yok.
Ama onun dışında röportaj için aradığım yerler 'Radikal'
lafını duyunca, 'Kusura bakmayın sizin gibilerle alışverişimiz yok' havasına giriyor. Ne kadar dil döksem, nafile. Ben de çoğu zaman çareyi, Radikal'i değişik şekillerde telaffuz etmekte buluyorum.
Ra-diikel, Reydikel, Raydikal bunlardan yalnızca birkaçı.
*   *   *

New York'un kabileleri
New York'ta siyaset ve BM dışında diplomasi haberi olmadığından şikâyet ediyordum. Yıllardır savaş muhabirliği yapan CBS yapımcısı David çok kızdı: "New York'la ilgili okunacak çok şey var; dünyada birçok kabilenin uyum içinde yaşayabildiği tek yer. Bunu aktarmalısın."
Sanırım haklı. Portoriko, Çin, İtalyan, Kore, Yahudi, Küba, Latin Amerika mahalleleri olan New York'ta, kendi dilini konuşan, yazan ama yine de herkes kadar bu kentin bir parçası olan sayısız etnik grup var. Queens'de Meksikalılarla Türkler, Yunanlılar ve Araplar aynı mahallelerde oturuyor. Kendi gazetelerini çıkarıp kendi lokantalarında yiyor, ama aynı taksi durağında şoförlük yapıyorlar. Çocuklar beraber okuyor, anneler aynı markete gidiyor. Sorun yok mu? Var, ama az. Tüm bu kargaşa ve gürültüye rağmen, inanılmaz bir hoşgörü var şehirde.
*   *   *

Emret Başkan
Ve Tanrı New York'u yaratırken, şehre bir de eli maşalı bir belediye başkanı vermiş... Rudy Giulliani. New York'ta suç oranını düşürüp her türlü çeteciliğin kökünü kazıdığını iddia eden Giulliani, şimdi de farelere, Time Square'deki seks dükkânlarına, taksi şöförlerine ve sokak satıcılarına savaş açtı. İtalyan asıllı sert başkan, taksicilerin binbir yaygara ve protestosuna karşın, aylar süren savaşı kazanarak, yeni taksi yönetmeliğini geçirdi.
Başkan her konuda 'intizam' ve 'kaide' diye haykıran bir yatılı okul müdürü gibi. Şimdi de kentin en önemli sembollerinden biri olan sokaklardaki yiyecek arabalarını belirli sokaklar dışında yasaklamak, hijyenik koşullarda çalışmayanların arabasına el koymak istiyor. Bu hafta sokak satıcıları taksicilerle dayanışmaya giderek belediyenin önünde gösteri yaptı. 'Hayat McDonalds'la geçer mi!', 'Uyuşturucu değil, kahve ve çörek satıyoruz!' yazılı pankartlara karşın, başarı şansları düşük. Guilliani, Nuh deyip peygamber demiyor. Direnmenin faydası yok, çünkü Başkan zaten hayatlarımızın her alanını işgal etmiş durumda. Guilliani bu hafta gittiği bir ilkokulda 40 öğrenci ve sekiz televizyon kamerası önünde kendi yazdığı çocuk kitabının tanıtımını yaptı. Guulliani'nin 'Büyüyünce Ne Olacaksın?' kitabını okuyarak büyüyen gençler, topluma faydalı ve kurallara uyan bireyler olacaklar.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız