![]() |
![]() |
![]() |
|
Son kullanma tarihi gvassaf@radikal.com.trTotaliter sabitlere karşı özgürlük bayrağını açtık. Çokseslilik, çok renklilik günün şiarları. Yeni feylozoflar çok kimlikli olduğumuzu söylüyor. Yeni kuramlar doğayla birlikte, insanın da bir belirsizlikler bütününün parçası olduğunu belirtiyor. Bu nedenle temsili demokrasinin mantığının iflas ettiğini söyleyenler bile var. Örneğin, yıllık yaşamını parça parça üç ayrı yerde sürdüren bir kişinin yerel seçimlerde neden bu durumunu yansıtacak birden çok oyu olmasın deniyor. Özellikle Batı'da çoktanrılılığa dönüş var. Mürit bulamayan kilise ve sinegoglar kapanırken, büyük kentlerde yaşayanlar yeni yeni inançlar peşinde. Cinsellik kalıplarını kıranlar cinsiyetlerinin yeni boyutlarını keşfediyorlar. Günümüz, mutlaklığa ve hiyerarşiye karşı. Artık sorgulanan tanrılar, krallar değil, iktidar kavramının ta kendisi. Günlük yaşantımızın totaliter ayrıntılarını, mikro iktidarları, teker teker ortaya çıkarıp ayıklamaya çalışıyoruz. Bu çarpıcı eğilimlerin sorgulanıp değerlendirilebileceği en iyi yer belki de üniversiteler olabilirdi. Ama onların da öğrencileri ezen hiyerarşik yapısı zaten bu değişimler karşısında bir taraf. Zamanında kendilerini medrese ve manastırlarda ilahi kişilerin takdirine sunan gençler gibi, bugün de öğrenciler gönüllü olarak, hatta üstüne para vererek tahsilleri boyu kurumlara teslim oluyorlar. Tepelerinde güçlerini tanrıdan alanlar yerine, dersleri üzerine iktidar kuran hocaları. Öğrenemedi diye öğrencinin tahsil hayatını sona erdirme gücünü ellerinde tutan hocalar. Nasıl ders verilir konusunda bu mesleğe girmeden önce hiç eğitilmedikleri gibi, çalıştıkları süre boyunca da nasıl ders verdikleri, insanlarla ilişki kurmayı becerip beceremedikleri konusunda ne eğitilirler, ne de denetlenirler. Oysa 12. ve 13. yüzyıllarda ilk kurulan üniversitelerde hocayı işe alan da, işine son veren de onun maaşını ödeyen öğrencisi olurdu. Bir üniversite hocasının neredeyse ömrü boyunca ders vermesinin tek tanığı öğrencileridir. Ama hoca başarısız diye öğrenciyi üniversiteden uzaklaştırabilirken, öğrencinin çoğu zaman hocasını seçme hakkı bile yoktur. Talebelerin hızla artmasına rağmen, sayıları az tutulan üniversite hocaları bir kast sistemini andırır. Dolayısıyla üniversitede herhangi bir konuya ilişkin düşünce çeşitliliği Migros'un raflarındaki diş macunu seçimiyle bile ters orantılıdır. Üstelik birbirinden albenili olmasına gayret edilen tüplerin, sürekli kalite kontrolüne tabi tutulmasına ve hepsinin de son kullanma tarihi olmasına rağmen, hocalar genellikle dersleriyle birlikte yıllanır. Böylece de üniversiteler bilginin temelden sorgulanıp kritik düşüncenin geliştirildiği bir mekân olmaktan çok, yabancı oldukları iş dünyasına eleman yetiştirmeye çalışan başarısız birer meslek okuluna dönüşüyorlar. Hocaların ve derslerin son kullanma tarihini belirleyecek olan gene üniversitenin kendisi. Lakin bugün üniversitelerde iktidar olan '68 kuşağı, gençliklerinde üniversite dünyasını zenginleştirip çeşitlendiren talep ve eylemlerinden hayli uzaklaşmış durumda. Otobüse binerken arkadakilere yürüyelim diye seslenenler, şimdi otobüsün arkasında kuruldukları yerleri korumakla meşgul. Otobüse günümüzde binenlerinse pek sesi çıkmıyor.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |