Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Suçsuzluk varsayımı

MEHMET AKİF TUTUMLU-Bazı kavramların özünü anlayıp yaşama geçirme çabası yerine onları birer retorik nesnesi kılıp birer süs eşyası gibi kullanma eğilimi, kültürel çıkmazlarımızdan birini oluşturuyor. Örneğin sıkça yargı bağımsızlığı kavramından söz ederken, yargı kararlarının önüne geçmeye çalışan bir üslubu kullanmaktan da alıkoyamıyoruz kendimizi. En çok göz ardı edilen ilkelerden biri de suçsuzluk varsayımı, eskilerin deyişiyle masumluk karinesi. İlk kez 1789 tarihli İnsan ve Yurttaşlık Hakları Beyannamesi'nin 9. maddesiyle hukuksallık kazanmış, sonradan birçok sözleşmenin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/2. nihayet Anayasamızın 38/6, 3984 Sayılı Yasa'nın 4/n maddelerinde yer alan bu ilkeye göre kişi, hakkındaki suçlamanın niteliği ne olursa olsun, yargılandığı mahkemenin kesinleşen hükmüne kadar suçsuz sayılır. Bir olayda saptanan fail için 'yaptı, etti' gibi kesin yargı belirten sözcükler kullandığınız zaman, kamuoyunda izleri belki de hiç silinmeyecek bir önyargıya neden olursunuz.
Bu tür önyargı önemli iki sakınca doğurmakta. İlki: Sanık durumundaki kişinin herkes gibi sahip olduğu değerlerin ta baştan çiğnenmesi. İkincisi: Kovuşturma ve yargı organlarının işlem ve kararlarına etki yapma riski. İlkenin korumak istediği de bu aslında. Mahkemelerin, yargıçların herhangi bir etki altında kalmaksızın, adil kararlar vermelerine uygun bir süreç sağlamak...
Bu gibi durumlarda hukuki dengenin bir türlü kurulamayışı yargı kararlarının tartışılır hale gelmesine neden oluyor. Burada şu saptamayı yapmak gerekiyor: Adli nitelikte de olsa bir olayın ve failinin açıklanmasında (ayrıksı durumlar hariç) elbet kamu yararı var. Toplumun öğrenme, aydınlanma, bilme gereksinimini karşılamak önemli, ne ki sanık haklarına ve yargı kararlarına müdahale de tam bu noktada başlıyor
Tek taraflı yayın Rus ruleti gibidir: Herkese çıkabilir. Yanlış yöntemlerle kovmaya çalıştığımız şiddet ancak evrensel hukuk ilkelerine uygun davranmakla -bir ölçüde de olsa- azaltılabilir. Öte yandan sanıklık insanın her zaman bile isteye seçtiği bir konum değil: Bazen tüm insani duyguları yadsıyan yaygın bir şiddetle yapılmıştır eylem; bazen istemeyerek (taksir, kaza) bir olaya neden olunmuştur; bazen belli bir suç tasarlanmış fakat başka etkenlerle değişik bir suç işlenmiştir. Bazense: Yüklenen eylemle sanığın hiç mi hiç bir ilgisi yoktur. Bütün bunların açıkça saptanması yargılama denen, engin hukuk bilgisi ve uygulama deneyimini, olaylara/kanıtlara/olgulara çok yönlü bir bakış açısı yetisi gerektiren, gerçekten güç, incelik isteyen bir süreci gereksinmektedir. Sürecin işleyişinde yapısal/normatif düzeyde hayli sorun bulunduğu biliniyor. Ancak bunların, hatta kesinleşen, gelişen toplumsal gereksinimleri tam anlamıyla karşılamayan yargı kararlarının, hukuk normlarının tartışılması başka şey, yargıya yansıyan olaylar hakkında müdahalede bulunarak sürecin doğal akışını etkilemeye çalışmak başka şeydir.
(Memet Akif Tutumlu: Yargıç)

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız