Fransa 98 Dünya Futbol Kupası'nın heyecanı bu sayfalarda atıyor...

Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Servis bıçağı nelere kadir!

Gülten Kızılkaya'nın hayatını bir 'servis bıçağı' nasıl değiştirdi? Düne kadar mutfağında soğan doğrarken bile şarkı söylemeyen Kumkapı Dulu, Zeynep'e inat bir anda nasıl assolist oluverdi?
İSMAİL HAKKI - BURSA - Ben esmer birayı severim. Esmer bira olsun da çamurdan olsun, diyenlerdenim. Bizim Alper'le oturduğumuz gazinoda da öyle yaptım işte.
Eski Kumkapı Dulu, yeni şarkıcı Gülten Kızılkaya sahnede 'Kavuşmak Hayal Oldu' şarkısını Kızıl Kmerli şef Pol Pot insafsızlığıyla katlederken garsondan bira istedim. Affedersiniz, mümkünse esmer olsun, diye de ekledim.
Adam ya sağırdı ya da gürültüden duymadı. Duymadığını uydurdu. Yüzünde hin bir gülümseme belirdi. Ne var? Alt tarafı esmer bira istedim! Bunun neresi komik ki? Tabii ben bunu içimden dedim. O da dışından cevap verdi:
- Beyefendi, arzunuzu yerine getirmek isterdim, ama maalesef Rus hanımlar hep sarışın oluyor, dedi.
Yok yok, sarışın bira istemem, demeye kalmadan gitti. Az sonra elinde normal tabir edilen birayla geldi.
Alper'in uzun bacaklı, sarışın Rus kadınlara bakıp bakıp, şu anda kendimi ciğerci vitrinine bakan kedi gibi hissediyorum, demesi bile beni esmer biradan vazgeçiremedi.

Bıçaktan sahneye
Alper kaldırımda miyavlayadursun, kocasını Kumkapı'da Zeynep Uludağ'ın servis bıçağına kurban veren Gülten Kızılkaya'nın Uludağ eteklerindeki sahne hayatını inceleme gezimiz işte böyle başladı.
Bilindiği üzere, Gülten Hanım şarkıcı olmuştur. Rakibesi Zeynep Uludağ'ın yolunda gitmektedir. Bursa'nın en turistik gazinosu olan 'Turistik Köşküm Gazinosu'nda konser vermektedir.
Allah için gazino da hakikaten turistikti. Masalar safi Rus kadın turist doluydu. Rus dediysem, Ukrayna, Moldova, Moldavya, Litvanya, Letonya, Başkırdistan ve Moskovalı turistlerdi. Benim tahminim, hepsi de kocasını evde bırakmış, öyle gelmişti.
Tesadüf bu ya, geri kalan masaları da yerli turistler işgal etmişti. Ve bir garip tesadüf daha, hepsi de erkekti.
Tabii bir iki içkiden sonra uluslararası kardeşlik bağlarını geliştirme faslı başladı. Baltık cumhuriyetlerinden gelen turistler bizim erkeklerle kaynaştı. Nedendir bilinmez, bu kaynaşma sırasında erkek taifesinin yabancı konuklara ısmarladığı içkilerin fiyatı üçe beşe katladı.

Her yerde 'aile' var
Aklıma, yahu burası pavyon mu ne, demek geldi ise de, Gülten Kızılkaya'nın menajeri Vedat Bey, bunların bir kısmının aslında 'aile' olduğunu söyledi. Şu ki, Gülten Hanım ilgi çekmişti. Bursa'ya geldiğini duyan gazinoya dolmuştu. Hatta aralarında aile bile vardı.
Yalnız bu aileler biraz tuhaftı. Gülten Kızılkaya sahnede boğazını yırttı. Ama kimse alkışlamadı. Öyle ki, sonunda Kızılkaya'nın bile canına tak etti. Gülten Hanım bir ara seyirciye dönüp, haydi, eller havaya, dedi. Fakat neredeyse bütün yerli turistlerin elleri yabancı misafirlerin bacaklarıyla meşgul olduğundan, bir el dahi havaya kalkmadı. Demek istediğim, Gülten Hanım'ın bu 'turistleri' tava getirmesi pek de kolay olmadı.
Peki, Gülten Kızılkaya nasıl şarkıcı oldu? Cevap: Elektriklerin kesilmesi sayesinde oldu! Sıradan bir ilkbahar akşamı Gülten Hanım'ın oturduğu semtin elektrikleri kesilmeseydi belki de overlokçu olacaktı. Zira eski mesleği konfeksiyonculuktu.

Elektrik kesilince
Kuliste başına bukleli postiş takıp simli, siyah abiye kıyafetini giyerken, Kızılkaya işte bunu anlattı. Anlatırken, bir yandan da sesine iyi gelir diye getirttiği ılık sütünü içmeyi ihmal etmedi.
Nerde kalmıştık? Bir gece elektrikler ansızın kesildi. Karanlıkta öylece otururken kuzeni Aysel sıkıldı. Sıkıntısını gidermek için, hadi bir şarkı söyle, dedi. Kızılkaya da söyledi. Üstelik söylediği şarkı da anlamlıydı. Yumdu gözlerini, 'Kitapsızlar' şarkısını söyledi. Bu 'kitapsız' ise Zeynep Uludağ'dan başkası değildi. Kuzeninin "Aa, sende bayağı kabiliyet varmış" sözü, Fatih'teki badanaları dökük fakirhanenin duvarlarında işte ilk öyle patladı.
Tam o günlerde Gülten Kızılkaya başını açıp bir dergiye erotik pozlar vermişti. Hayli medyatik olmuştu. Deyiş yerindeyse, Gülten Kızılkaya'nın hayatı aslında bu fotoğraflarla değişmişti. Derken bir gün kapısı çalındı. Kapıyı çalan Vedat Delek'ti.

Kumkapı menajeri
Vedat, ünlü travesti Sisi'nin eski menajeriydi. Anlaşılan, dergideki fotoğraflardan Gülten Kızılkaya'nın 'harika' bir sesi olduğunu sezmişti. Sahneye çıkartmayı teklif etti. İşte bu, feleğin sillesini yediği yetmiyormuş gibi meydanı da Zeynep Uludağ'a kaptıran Gülten Hanım için bir fırsattı. Hemen, evet, dedi. Madem bu oyun Zeynep'in oynadığı gibi oynanıyor, benim aşağı kalır neyim var, diye de ekledi.
Fakat menajer Vedat'ın hiç umulmadık bir özelliği vardı. Şu ki, Vedat aynı zamanda Zeynep Uludağ'ın da menajeriydi. Zeynep'in şarkıcı olup dizi filmler çekmesi onun sayesindeydi. Katil meşhur olmuş, sıra merhumun dul karısına gelmişti. Böylece bir Kumkapı'dan iki sanatçı çıkmıştı. Vedat da Kumkapı Menajeri olmuştu.
Neyse, Vedat hemen işe koyuldu. Bursa'daki Turistik Köşküm Gazinosu ile anlaştı. Sahneye assolist olacak çıkacaktı. Varsın olsun, Gülten Kızılkaya sadece üç beş şarkı bilsindi. Zaten millet onu 'dinlemeye' değil 'görmeye' gelecekti. Ve de öyle oldu. Gazino patronu Fahri Bağcı'nın dediğine göre müşteri sayısı bir anda arttı. Türkiye güya ekonomik bunalım içinde. Ama millet akın akın geldi. O yüzden ki, Kızılkaya'nın on bir günlük sözleşmesi bir on bir gün daha uzatıldı.
Ben müjdeyi buradan vereyim, Kumkapı Dulu'nun yirmi beş günlük Ege turnesiyle bir Avrupa turnesi de hemen hemen kesinleşti.

Sırada 'estetik' var
Biz gittiğimizde, Gülten Hanım'ın sahnedeki dördüncü günüydü. Benzetmek gibi olmasın ama, Gülten Hanım sahnede küçük bir fıçı gibiydi. Zaten o da bundan mustaripti. Sırf iki gram daha versin diye menajeri tarafından aç bırakılıyordu! Neyse ki, turnesi biter bitmez de 'overall'a girecek. Yani estetik ameliyatı olacak, yağlarını aldıracak. Ya yüzünüz, diyecek oldum. Yüzüyle problemi yok ki. Allah onu gani gani vermişti!
İşte ondan sonra da ikinci bomba patlayacak. Çünkü Gülten Kızılkaya hayatını değiştiren dergiye bu sefer daha bomba pozlar verecek! Sonra da şöhret basamaklarını beşer onar çıkacak.
Gel gör ki, bu satırların yazarı bunu pek inandırıcı bulmadı! Evet, kendisi ses konusunda otorite değildir. Hatta boru sesiyle dümbelek sesini ayıramayacak kadar cahildir. Ama menteşesi paslanmış kapı gıcırtısını iyi tanır!
Fakat hepsi bu mu? Yani Gülten Hanım'ın durumu o kadar vahim mi? Hayır! Medya bu hızla gaz vermeye devam ederse, Kızılkaya'nın ikinci bir Sibel Can olması işten bile değil. Zira sahne performansı harika. Seyirciyi coşturmasını biliyor. Hatta o yüksek topuklarının üzerinde durmayı becerip kalça bile sallayabiliyor. O ne ki? Seyirciyi el çırptırmaya dahi davet edebiliyor.

Zamanlama hatası
Yalnız burada bir zamanlama hatası yapıyor. Zira, haydi eller havaya, dediği sırada, bütün erkek müşterilerin ellerinin Rus kadınların bacaklarında olduğunu unutuyor. O yüzden bir tane el bile havaya kalkmıyor. Çünkü herkes içtiği bir bardağa birkaç milyon saydığı Nataşa'nın bacağını elleyerek masrafını amorti etmeye çalışıyor!
Assolist Gülten Kızılkaya'nın arkasında iki vokalisti dahi var. Ve bunlardan biri, kuzeni Aysel. Aysel'in sanatçılığı da tıpkı Gülten Hanım gibi yakın zamana dayanıyor.
Ama Aysel Hanım elektrikler kesilince şarkıcı olmamış. O, bir gün mahkemede Zeynep Uludağ'ın kızkardeşi Sinem'e tekme atarken sahne yeteneği olduğunu keşfetmiş. Bu tekmeyi atarken pantolonu yırtılmış. Böylece bacaklarının ne kadar güzel olduğu ortaya çıkmış!
Her şey iyi de, Gülten Kızılkaya sanatçılığın hangi kulvarında kulaç atıyor? Sahnede söylediklerinden ben bir şey anlayamadığım için menajeri Vedat'a soruyorum. "Türk sanat musikisi, arabesk, fantezi müzik, türkü..." diye sayıp gidiyor. Anladığım kadarıyla, karşımda çok yönlü bir sanatçı duruyor. Fakat benim yorumum, Gülten Hanım sadece sağırlara göre sanat yapıyor.

Ruslar anlayamadı
Ne yazık ki foto muhabirimiz Alper benimle aynı fikirde değil. Sesi fena değil, değil mi, diyor. Diyor ama, kendisine ne kadar güvenilir bilemem. Zira bu sözü sarfettiği sırada en az beş bira içmiş olup, bıyıklı garsonları bile sarışın niyetine masaya davet etmeye kalkabiliyor!
Peki, Gülten Hanım bilmiyor mu sesinin vaziyetini? Elbette ki biliyor. Biliyor ama o 'zamanlama'yı hesap ediyor. Hazır gündemdeyken, yani olay sıcakken paçayı yırttım yırttım, gündemden düştükten sonra Maria Callas olsam kimse görmez, diyor.
Hadi biz olan bitenlere aşinayız. Şaşırmıyoruz. Ama mutfakta soğan doğrarken bile bir kez olsun şarkı söylememiş birinin assolist olmasını gazinodaki Rus 'turistler' bir türlü anlayamıyor.
Açıklamaya çalışıyorum. Masadaki servis bıçağını elime alıp gösteriyorum. İşte bunun sayesinde sanatçı oldu, diyorum. Üstelik bir servis bıçağından iki sanatçı çıktı, hem şarkıcı hem de dizi filmci oldu, diye ekliyorum. Anlamıyor. Rus işte, S-300'den başka neyden anlar ki?

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız