![]() |
![]() |
![]() |
|
Düşündürücü bir öneri Geçen hafta Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 40. yılını, başarılarının verdiği gururla ve bu gururu haklı kılan programlarla kutladı. Kutlama programı evrensel bir boyutta bilim, dostluk bağları ve sanat sevgisini bütünleştirdi. Bilim boyutuna akademik çalışmalarıyla katkıda bulunmak için ülkemize gelen misafirlerimizle pek çok şeyi paylaşma imkânı doğdu.1980'den bu yana, Türkiye'deki sermaye piyasalarının gelişmesi konularında yaptığımız çalışmalara aktif olarak katılan, Nobel Ödülü sahibi Prof. Merton Miller de misafirlerimiz arasındaydı. Prof. Miller, 'Avrupa Para Birliği ve Türkiye' konulu bir konferans verdi. Prof. Miller, Avrupa Para Birliği'nin gerçekleşmesinin en önemli yanının, Avrupa'daki 11 merkez bankasının yerini tek bir merkez bankasının alması olduğunu söylüyor. Bu merkez bankasının da, Alman Bundesbank'ın taviz vermeden izlediği 'enflasyonu engelleme' hedefini benimseyeceğine kesin gözüyle bakıyor. Bu nedenle de bundan böyle, Avrupa Para Birliği'ne üye olan ülkelerde enflasyonun tarihe gömüleceğini savunuyor. Ve soruyor: Türkiye'nin de, Avrupa Para Birliği'ne girerek, enflasyon ve devalüasyon sorunlarını kökünden çözmesi harika olmaz mıydı? Prof. Miller de, Türkiye'nin bırakın Avrupa Para Birliği'ne, Avrupa Birliği'ne dahi alınmayacağını çok iyi biliyor. Ama işin püf noktası da burada yatıyor. Türkiye'nin aynı sonucu alması için, Avrupa Para Birliği'ne kabul edilmesi, onların her konudaki kurallarını izlemesi gerekmiyor. Prof. Miller'in önerisi çok net: Türkiye, Avrupa Birliği'nin parasını (euro) reserv para olarak kullanabilir. Türkiye'nin yapması gereken, rezervlerinde ne kadar euro varsa, onun karşılığında, sabit, kesin olarak sabit, bir kur üzerinden TL basması. Böylece, TL'nin değeri euro'ya bağlanmış, euro kullanan 11 ülke ile beraber Türkiye'de de enflasyon tarihe karışmış olur. Ayrıca, böyle bir ortamda Türkiye'deki faizler de, Avrupa Para Birliği ülkelerindekilerin düzeylerine iner. Daha doğrusu, çok yaklaşır. Türkiye tuttuğu rezervlerinden de para kazanır. Yani Prof. Miller Türkiye'de 'Para Kurulu' kurulmasını öneriyor. Para Kurulu uygulamalarının başarılı ve başarısız olanları var. Prof. Miller, başarının vazgeçilmez gereklerini de sıralıyor. Bunların başında, toplumun her kesiminin çok kesin bir sosyal kontrat üzerinde anlaşması gereği geliyor. Ayrıca, bir kere Para Kurulu'na geçtikten sonra bundan vazgeçilmeyeceğine herkesin inanması gerekiyor. Prof. Miller'in önerisi düşündürücü bir öneri. Öneri kabul edilecek dahi olsa, uygulama planının çok dikkatli hazırlanması gerekir. Bence önemli olan, bu öneri Türkiye'deki bazı çelişkileri de su üzerine çıkarıyor. Türkiye Avrupa Birliği'ne girme konusunda istekli görünüyor. Diyelim ki bu isteğinde başarılı oldu, yalnızca Avrupa Birliği'ne değil, Avrupa Para Birliği'ne de kabul edildi. O zaman Türkiye Prof. Miller'in önerilerini daha katı olarak uygulamak durumunda kalacak. Akla ister istemez şu soru geliyor: Gerçekten de Türkiye neye talip olduğunu biliyor mu? Benim aldığım ders şu: Biz ne istediğimizi bildiğimiz takdirde, Avrupa Birliği'ne girmeden de bunları yapmak mümkün.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |