Fransa 98 Dünya Futbol Kupası'nın heyecanı bu sayfalarda atıyor...

Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

'Biz prova için hazırız Zeki Bey'

Zeki Müren'in her filmi olağanüstü güzel; her biri birer kült klasiği. Ama 'Aşktan da Üstün'ün benim kalbimde apayrı bir yeri var. 'Aşktan da Üstün' Filiz Akın, Salih Güney, Lale Belkıs, Hüseyin Baradan'la oynadığı film.
Hani piyanonun başına geçip o güzelim içli sesiyle:
Küçük kurbağa küçük kurbağa
Yüzgeçin nerede?
Yüzgeçim yok, yüzgeçim yok
Yüzerim derede
şarkısını, hem de defalarca, bu filmde söyler. Yine büyük aşkı Oya'nın (Filiz Akın) oğlu Uğur için, dünyanın en tatlı cici baba figürü olarak,
Yum; o güzel gözlerini yum
Sevgili yavrum
şarkısını, defalarca bu filmde seslendirir.
Orta yaş filmidir bu film, Zeki Müren'in. Hafif göbeklidir. Hakikaten çok şık ceketler, gömlekler içinde, asil bir yalınlık içindedir. Saçları röfleli ve mizanpililidir. Yüzünde fondöten, gözlerinde hafif bir rimel vardır. Bu filmi yarısında yakalayıp yeniden izlerken, Zeki Müren'i büyülenmişcesine seyrettim ve Türk kadını üstündeki, müthiş etkisinin sırlarını kavrama seferberliğine giriştim. 'Seferberlik' büyük ve iddialı bir kelime gerçi. Zira filmdeki Zeki Müren, beğenilmeyecek, âşık olunmayacak bir adam değil.
Bir kere Zeki Müren'e bir bakmaya başlayınca gözlerini ayıramıyor insan. Yılan büyücüsü gibi, bir adam. O gözlerini dikip şarkılarını ya da laflarını söylemeye başlayınca, size de sepetinizden çıkıp oynamak kalıyor. Yılan büyücüsünün etkisine karşı koyamayan, biçare yılancıklar gibi...
Zeki Müren, istisnasız bir filminde, ünlü ses sanatçısı Zeki Müren'i oynuyor. Yalnız
filmlerin başında fakir, henüz keşfedilmemiş ve güçsüz. Bu kısa girişten sonra o büyük ses sanatkârı Zeki Müren'dir. Maço asla değildir; ama erk sahibidir. Gittiği kulüplerde garsonlar etrafında el pençe divandır; her yerde, özel muamele görür. Önemlidir, öneminin farkındadır. Gururludur, onurludur, lafını sakınmaz, en azından diliyle kodu mu oturtur.
Dolayısıyla şahane bir 'kombinezon' olarak Türk kadınlığının karşısına çıkar: Hem güzel, temiz, bakımlı, içli, tatlı, efendidir, hem de mevki sahibidir, korur kollar, iyi bakar, önem verir; üstüne üstlük sadakatle ve delice sever. 'Aşktan da Üstün'de senaryo o kadar iyi ve akıllıca dizayn edilmiş ki... Mesela Müren'in büyük aşkı Oya, hamile kalıyor. Ama kötü, paragöz, düşük bir tecavüzcüden: Salih Güney'in canlandırdığı Mutlak Kötülük'ten. Oysa Oya (Filiz Akın) umutsuzca o bir zamanların fakir gencine, duyargalılık şahikası Zeki Müren'e âşık. Şimdi Oya'nın Müren'den hamile bırakılmaması, harikulade bir incelik, düşüncelilik ve taktik örneği. Ve aslında filmin gerçek adı 'Seksten de Üstün', tabii ki. Filiz Akın, kötülerin kötü oyunlarına kanar. Sırra kadem basar. Evinin salonuna onun iki metreye, bir metre fotoğrafını asmış olan Zeki Müren; onu arar, arar, arar. Bu arama ve bekleme döneminde gün batımında mesela, Zeki Müren'i kumsalda görürüz. Denizin en dibinde o durur; arkasında üç kemancı çaprazlamasına sırayla dizilmiş, içli beyefendileri için müzik yapmaktadırlar. Bu sahneye içi gitmeyecek bir kadın, dünya
yüzünde mevcut mudur? Elem ve kederin, bu denli ölçülü ve estetik ve yürek yakan dışavurumu. Sonra piyanosunun başında viskisini içer, yalnız ve yalnız Oya'sını düşünerek.
Her ne hikmetse gittiği, düşük bir gece mekânında Oya'yı şarkıcılık yaparken bulur. Oya öksürmektedir, evde oğlu ateşler içindedir. Ama Zeki Müren'e yalan söyler: "Mutluyum, hayatımda yeni bir erkek var" der. Şimdi orda Kadir İnanır olsa
çakar tokadı, basıp gider.
Hayır! Zeki Müren bir evin girişine sığınır. (O sığınma sahnesi: İşte kadınlar buna tapar! dedirtiyor yine.) Oya'yı takip eder. Her şeyi görür. Alır onu ve oğlunu evine götürür. 'Temiz aşklarına' kaldıkları yerden devam ederler.
Ama alabildiğine düşünceli (kadınların erkeklerde asla bulamadığı bir ince düşüncelerin insanı) olarak ona şöyle demeden de edemez:
"Sakın yanlış anlama, senden bir ricam var Oya. Biraz et, biraz süt, biraz da gözyaşı parçası olan bu masum yavrucağa toplumun kara damgasını vurduramazsın. Benimle evlenir misin?" Oya da, bizler de 'yanlış' anlamayız. Bu tertemiz aşk, evlilik denilen ağır kurumun üstlendiğini vehmettiği ağır 'vazifelerden' azade, piyanonun başında Kuvakvak filan söyleyerek, mutlu mesut yaşanacaktır. Ta ki, kötüler yine devreye girip saadetleriyle oynayıncaya kadar. Kaçırılan oğlunu kurtarmak üzre bir harekâta girişen Oya, Mutlak Kötülük'ü öldürür; ama o da ölür. Halbuki küçük oğlan camdan atlayıp gazino sahnesinde ağlayarak şarkısını okuyan cici babacığına sığınmıştır bile. Mezar sahnesinde, yalnız bir Zeki Müren'dir artık. Bir de oğulcuğu vardır. Oya da çiçeklerden, böceklerden, ağaçlardan onlara seslenmeye söz verir. Her şey, aşktan da üstündür. Çok güzeldir.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız