Fransa 98 Dünya Futbol Kupası'nın heyecanı bu sayfalarda atıyor...

Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Umut'lar, Yahya'lar, Engin'ler...

salpaslan@radikal.com.tr
Umut Kahya, Yahya'nın suntayı mobilya diye kakalayıp köşe olduğu yıl doğdu. Annesi kendisine hamileyken eşini kaybetmişti. Gülay Ana şimdi hangisine yanacaktı: Evinin direğini yitirmesine mi, nurtopu gibi evladını öksüz büyütecek olmasına mı? Arkada bir amca da yoktu ki yürü ya kulum desin!
Yahya'dan öğrendikleriyle karaparanın tadına varanların artık gemi iyice azıya aldığı; "bana milliyetçiler suç işliyor dedirtemezsiniz" diyen amcasının ise orduyu üçüncü kez kışladan çıkarma 'başarı'sını gösterdiği o yıllarda ilkokula başladı küçük Umut...
Allahı var; Gülay Ana'nın evlendiği Doktor Kayhan Bey bu öksüz yavruya babasızlığın acısını hissettirmeyecek, boynunu bükük bırakmayacak, Umut'un güzel kara gözleri dalıp dalıp gitmeyecekti. Yüzünü hiç görmediği babacığının rüyada da olsa başını şöyle bir okşaması bile okul günlerinin en büyük desteği oluyordu.
Aşağıya doğru bir parmak işaretiyle binlerce aydının arenaya doldurulduğu...seçim sandığından çıkan Lale Devri ailesinin ve çevresine toplanmış papatya güruhunun "ekmek Hızır'ın, su bedirin" diyerek yiyip içtiği yıllar çabucak geçti.
Umut, kazandığı bursla Harvard'a girdi. Adana, gurur duyuyordu evlâdıyla. Dünyanın bu gözde üniversitesindeki ekonomi mastırının da başarıyla tamamlanmasından sonra sıra, vatan borcunu ödemeye geldi.
O da komandoydu, ama ne yalıları vardı, ne, hemen karşı kıyıcığında askerliğini yapacağı bir kışla. Mertçe asıldı torbaya. Ha Boğaziçi, ha Güneydoğu; ikisi de vatan köşesiydi değil mi? Harvardlı Umut Asteğmen Şemdinli'ye korkusuzca gitti. At sineği gibi kuyruk altlarında geçinen Apo adlı bir katilin kendisini pusuda beklediğini bile bile... Dört askeriyle birlikte toprağa düşen, annesinin o bir taneciği, 40 bin arkadaşına karışacaktı, kavuşacaktı sonunda...
Bu savaşın bitiril(e)memesinde herkesin vebali var. Kırılan son fidan, aynı kahpe dövüşte yitirdiğim sevgili kuzenim kadar içimi yaktı, yakıyor.
Hepimizin vebali var dedik; hele de rahmetlininki!
Eruh'ta ilk şehitler düştüğünde cin Kürt Barzani ve kaypak Talabani'yle al takke ver külâh edeceğine...PKK muhasarası altındaki Şırnak haberleri yerine Çarkıfelek'i izleyeceğine, ciddi bir devlet adamı gibi davransa, gözünü kan bürümüş o katil sürüsü bu sırnaşık gücü nereden alacaktı?
Bu vurdumduymazlığı Derya Sazak, Milliyet'te şöyle yazıyor:
"Okluk'taki büyük ekranlı tek televizyon, aile içi savaşa yol açıyordu. Örneğin, Turgut Bey'in Şırnak'ın savaştan beter görüntülerini izleyebilmesi, Semra Hanım'ın 'Çarkıfelek' programından vazgeçmesine bağlıydı. Özal, aile içi demokrasiye sadakatinin gereği, Çarkıfelek kutularını doldurma konusunda eşine yardımcı olup bir an önce Şırnak'ı 'zaping'lemeye çalışırken, Semra Hanım da, ağır silahlar üzerine görüşlerini dile getiriyordu."
Velhasıl koca Ortadoğu'yu da küçük Turgut'la oynatmaya kalkmıştı!
Umut'unu yitiren Türkiye şimdi Engin'ini getirmeye çalışıyor. Bu abidik gubidikcinin öyküsünü zaten biliyorsunuz:
Umut'un anne, Yahya'nın amca kucağında emeklediği yıllarla Engin'in yeşil yeşil dolarlarını geceleri "ah canlarım benim" diye koynuna aldığı yıllar aynı. Kendisi de Amerikalarda okumuş olan Engin, tercihini, oraları için kullandı. Parlatılmış pirinci, altın külçelerinden üstün sanan rahmetlinin onu keşfi de çok gecikmedi. Para pul işlerinde şeytan gibiydi yeni prens. Dağına göre odun, sapına göre saman derler ya, tam da öyle.
Engin'e vurun, ama unutmayın:
O; vurkaç, hortumlama, banka boşaltma, rüşvet, bilumum yeraltı / yerüstü alavere dalaveresini emziren sistemin sadece maşası.
O, "benim memurum işini bilir...bir koyup üç alacağız...verdimse ben verdim n'olmuş...ben bacınızım, ananımızım..." tezgâhında zurnanın sadece son deliği.
Umut'a içiniz parçalansın, ama umutlanın:
O, kirli ellerin oralarda dama taşı oynadığını bile bile yüreği memleket sevgisiyle çarpan, bu ülkenin namuslu milyonlarca evlâdından sadece biri.
Umut'ların Engin'lerle, Mert'lerle, Yahya'larla, Ahmet'lerle bu savaşı bitmeyecek.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız