Fransa 98 Dünya Futbol Kupası'nın heyecanı bu sayfalarda atıyor...

Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Piyasalar

Aşırı boyutlara ulaşan global dengesizlik nedeniyle, dünya ekonomisi kendi iç dinamikleri ile sorunları çözemiyor. Hal böyle olunca gerilimi azaltmak üzere gerçekleri farklılaştıran psikolojik müdahaleler zorunlu ihtiyaç haline geliyor. Sorunlar çözülmese de tansiyon düşürülerek katlanılması zor sonuçlardan
bir süre için uzaklaşmak mümkün hale geliyor.
Bir anlamda gerçeklerle beklentiler arasındaki bağlantı zayıflatılmaya, olası panik eğilimler kontrol altında tutulmaya çalışılıyor. Örneğin,
G-7'ler Rusya için toplandı ve çözümü IMF'ye havale etti, böylece gerilimin azalması sağlandı. Japonya için de durum farklı olmadı. Amerikan ve Japon merkez bankaları'nın sürekli değer kaybeden yene müdahalesinden sonra G-7'ler bu kez de Japonya için toplandı. Sonuçta sorunlar çözüm sürecine bile girmedi, fakat gelişmelere kayıtsız kalınmaması yolu ile gerginliğin
azalması sağlandı.
Uluslararası gerginlikteki artış doğal olarak iç piyasalarımızı da etkiledi. Yabancı yatırımcılar ellerindeki menkul kıymetleri satıp dövize yönelince, sıkıntılı anlar yaşadık, onlar sakinleşince kısmen rahatladık. Fakat dış piyasa kökenli gerginliğin iç dengeleri etkilemeyeceği palavrasına artık kimse inanmaz oldu. Ayrıca dış piyasalardaki belirsizlik yüksek düzeyini korurken, içerdeki aşırı iyimser zorlamaların hiçbir işe yaramadığı anlaşıldı. Kısmen de olsa evdeki hesabın çarşıya uyabilmesi için kredibilite kaybının giderilmesi ihtiyacı ön plana çıktı. IMF'yle yapılacak bir gözetim anlaşması işe yarayabilirdi...
Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel'in hafta içinde yapılan bir toplantıda, bir yandan dövizde herhangi bir sıkıntının olmadığı ve açık pozisyonu teşvik etmediklerini, diğer yandan IMF ile anlaşılması halinde enflasyondaki düşüşün kalıcı olacağını söylemesi, yukarıdaki saptamayı doğruluyor. Ancak daha fazla itibar kaybına tahammülü olmayan IMF'nin raporlarında gördüğü olumsuzlukları da dikkate alacağı unutuluyor! Ne de olsa önce üç ay sonrasını değil, bugünü düşünmek zorundayız.
İç talep ve enflasyon arasındaki ilişki dikkate alınır ise yılın ikinci yarısı daha önemli. Peşin ödemeli destekleme alımlarının finansmanı, çarpan etkisiyle artması beklenen iç talep ve dış dengedeki olumsuz eğilimler, belirsizlik yaratıyor. Eğer enflasyon konusundaki beklentilerin iyimser bir çizgide kalması sağlanabilir ve dış piyasalarda herhangi bir olumsuzluk yaşanmaz ise hassas dengeler fazla zorlanmayabilecek. Enflasyonla mücadele çerçevesinde iç talebin daraltılması yönünde hiçbir şey yapılmayınca sonuç harici etkiler ve aşırı iyimser beklentilere bağımlı kalıyor. Zira yılın ikinci yarısında reel ekonomideki gelişmelerin etkisi daha yüksek, bu dönemde mal ve kaynak piyasalarında arzı artırarak dengeyi korumak kolay bir iş değil.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız