Fransa 98 Dünya Futbol Kupası'nın heyecanı bu sayfalarda atıyor...

Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Türk söylemez, söylenir

Şikâyet etme dalgası yaratmak, gündelik hayatın her veçhesinde her şey için şikâyet bildirmek gerek. Kötü yazılmış kitap ve berbat yayınlar için, kötü ekmek, hava kirliliği, elektrik kesintisi için...
MUSTAFA ALP DAĞISTANLI - Ne olacak şu Ragıp Duran'ın hali? Hiç, ne olacak! 7.5 ay Saray Cezaevi'nde yatıp çıkacak. Daha geçen salı kendi ellerimizle götürüp tıktık içeri. Çarşamba günü de telefonla konuştuk; iyiymiş. "Beklediğimden iyi burası" dedi. "Koğuştakiler iyi insanlar", 12 kişilik bir koğuşta kalıyor.
Tamam, ama yine de, ne olacak şu bizim Ragıp'ın hali? Bu soru, aslında, 'Ne olacak şu memleketin hali?' sorusuyla aynı. Ha Ragıp, ha memleket. Ragıp meslektaşımız olduğu için değil.
Devrek'te çocuğunu sel alan Fadime'nin hali ne olacak peki? Piknik yerinde dedesinin yanına gelip 'Başıma taş çarptı çok acıyor' dedikten hemen sonra oracıkta yığılıp kalan ve beynine gelen 'serseri' kurşunla öldüğü anlaşılan 12 yaşındaki kızın annesinin hali ne olacak?
Ya hiç görmedikleri asker babaları Güneydoğu'da veya Kuzey Irak'ta 'bilinçli' kurşunlarla ölen bebeklerin ve annelerinin hali ne olacak? Ya işkencede veya dağda veya kırda veya şehirde can veren çocukların babalarının hali ne olacak peki? Karışık ve karanlık senaryolu bir oyunda kardeşini kaybeden Sakıp Sabancı'nın hali?
Bu sorular da, aslında, 'Ne olacak bu memleketin hali?' sorusuyla aynıdır.
Ragıp'ın hali, öbür örneklerle kıyaslandığında gayet iyi tabii. Yine de, Ragıp'ın halinde iyi olan bir başka şey daha var. Nâzım Hikmet demiş ki, 'Sen yanmasan, ben yanmasam, o yanmasa / nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa'. Belki de öyledir, ama bu toplumun durumunu yansıtmıyor hiç. Çünkü bu memlekette insanlar tek tek yandı, yanmakta, yanıyor. Ama birinin yanması başkaları için de yangın olmuyorsa hiç umut yok demektir. Gerekirse herkesi tek tek yakarlar.
Ragıp, işte o münferit yangınları, en azından bir ucundan kendi yangını olarak da kabul etti. 'Kral çıplak' klişesinin bütün katı yürekli, kötü niyetli, ahlaksız ve işini kötü yapan camiada sükse yaptığı bir ortamda 'Yangın var' diye bağırdı, 'yangın var ey ahali'. Onun işi, gazeteci olarak, işaret etmekti ve etti. Şikâyet etmekti ve etti.
Püf noktası burada işte. Kimsenin bir şeyleri açık etmesi istenmiyor; kol kırılsın yen içinde kalsın isteniyor.
Kimsenin işini iyi yapması istenmiyor, yapan cezalandırılıyor; işini iyi yapanlar olursa kötü yapanların durumunun sarsılacağından korkuluyor.
Kimsenin şikâyetçi olması istenmiyor; şikâyetçi olma durumunun bir yerden sonra şikâyetçi olunan şeyleri değiştirme iştahı yaratacağından korkuluyor.
Ragıp, bu suçların hepsini işledi. Bunların içinde, şikâyetçi olmanın özel bir önemi var. Bizim kültürümüzde de.
Bu topraklarda, şikâyetçi olacaksa ancak devlet şikâyetçi olur, insanlar şikâyetçi olamaz. Devlet gözünde, şikâyet etmekle eşkıyalık etmek aynı şeydir. (Ragıp Terörle Mücadele Yasası'ndan yargılandı ve hüküm giydi) İnsanlar ancak söylenir. Şu atasözü boş yere yaratılmamıştır. Türk söylemez, söylenir. En yaygın deyişlerden biri de şudur: Kimi kime şikâyet edeceksin birader.
İşin doğrusu, insanlar da hayatlarını bu temel üzerine kurmuştur. En iyi örneklerden biri yine medyada yaşandı birkaç ay önce. İki meşhur gazeteci, Şemdin Sakık'ın olduğu rivayet edilen bazı sözler üzerine 'zor' duruma düştü. Camia 'çalkalandı'. 'Mağdurlar'la birlikte bazılarımız' 'Bu kadar rezalet olmaz' diye söylendi, 'kabul edilemez bir şey bu.' Birkaç gün sonra 'mağdur' gazeteciler, şikâyetçi olmaktan daha uygun yollar buldular.
Bu ne demektir? Bu demektir ki, bu memlekette mağdur olanlar durumlarından şikâyetçi değil. O zaman, demek ki, gerçekten mağdur da değillerdi ve / ya gerçekten şikâyetçi de değillerdi. İşin doğrusu, yürüdükleri o uygun yolları bulmak için çaba sarfetmeleri de gerekmiyordu. O yollar zaten ana güzergâhtır.
Ama Ragıp ara sokaklara saptı, yangın oralardaydı. Görünen dumanın yağmur yüklü kara bulutlar olduğunu ve eğer bir yangın varsa onu söndüreceğini söyleyen kalabalığa, gördüğü şeyin yangın olduğunu ve ana yolların etrafını bile çevirdiğini göstermeye çalıştı.

Kendim için istiyorum
O meşhur iki gazetecinin tavrı bazılarımız arasında büyük hayal kırıklığı yarattı. Bir TV kanalının haber müdürü gibi bazılarımız "Biz dert ediyoruz, didiniyoruz, onlar hemen bu gibi yollarla işlerini yoluna koyuyor. Biz enayi durumuna düşüyoruz. Bir daha böyle bir duruma düşmek istemiyorum" diyordu. Yanlış. Eğer bir direnme varsa, bu o iki insandan ziyade kendi işimiz içindir. Evet bu bir ilke meselesidir ve adam gibi iş yapma davasıdır. O iki gazetecinin başına gelen türden şeyler benim istediğim gibi iş yapmamı engellediği için köpürüyorum, bu durumu değiştirmek gerektiğini düşünüyorum.
Kendi aramızda konuşurken veya düşünürken, bu kıstırılmışlığa karşı nahif karşı duruşlar, baş kaldırışlar, çözümler ortaya koyuyoruz. Belki şikâyetçi olanların sayısı az olduğu için. Benim aklıma gelen de doğrusu şu: Bir şikâyet etme dalgası yaratmak. Gündelik hayatın her veçhesinde her şey için şikâyet bildirmek gerek. Kötü yazılmış kitap için, berbat yayınlar için, kötü ekmek, hava kirliliği, elektrik kesintisi için... Daha fazla saymayayım, her şey şikâyete müstahak bu memlekette. Suçluyu suçluya şikâyet etmek olsa da hiçbir şeye yaramayacak olsa da.
Mustafa Alp Dağıstanlı: Gazeteci

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız