Fransa 98 Dünya Futbol Kupası'nın heyecanı bu sayfalarda atıyor...

Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Bu oyunun adı üç maymunlar

Devlet denilen organizasyon, Ruhi Su'yu tedavi için pasaport vermeyip ölüme terk ederken çeteye pasaport dağıtacak. O zaman sokaktaki yurttaş sormaz mı, 'Adaletin bu mu devlet baba?' diye
Sonunda yüce parlamentomuz 'Yeşil'in (Mahmut Yıldırım) kimin tarafından korunduğunu buluverdi: Eyüp Aşık. Aslında Aşık, Meclis kürsüsünde o kadar lafazanlık yapacağına, deneyimli milletvekilleri tarafından 'teknik' bir sorgudan geçirilseydi, bu hem o milletvekillerimizin paslı ruhlarında, hem de milletimizin demokrasi görgüsünde bir beyaz sayfa olarak dalgalanırdı.
Eyüp Aşık da 'Yeşil' ile meşil arasındaki farkı görür, öyle her şeye burnunu sokmazdı. O kadar profesyonelin içinde, Aşık gibi amatörler elbette ki buna müstehaktır. Aşık gibiler bakan ise gensoruyla, vatandaş ise faili meçhul cinayetle ortadan kaldırılmalıdır. Bu yüzden bir dahaki görüşmede CHP'li milletvekilleri, Rize Tekel Fabrikası'na işçi alımları nedeniyle kızdıkları Eyüp Aşık'ı, Meclis Genel Kurul Salonu'nun yenisinin ortasına kuracakları büyükçe bir kazanda, rengi yeşerene kadar kaynatmalılar. Bunu hak etti. İktidar, CHP kontenjanının Rize'de kullanılmasını engelledi. Bütün bunları yaptıktan sonra ha çayın yeşilinden, ha adamın yeşilinden düşürmüşsünüz bir bakanı, ne fark eder?
Aslında parlamentonun kalitesiyle diğer kurumlar arasındaki kaliteyi karşılaştırdığınızda, birbirlerinden o kadar farklı olmadığını göreceksiniz. Ancak ülkelerin bazı kurumlarının kalite belgesinin en yüksekte olması demokrasi için, gelecek için şarttır. Bunların başında da parlamento gelir. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kahramanlarının kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin içine düşürüldüğü durum ağlanacak boyuttadır. Tiraji - komik görüşmeler yaşanmaktadır. Parlamontoyu kıskaçlar içinde, bencillik ve aymazlıkla bu durumu düşürenlerin ayna karşısında vicdanlarına söylecekleri, tarihin onlar hakkında yazacakları da bir şey ifade etmeyecektir.

'Yeşil'i bilenler
Geçin televizyonun karşısına. Açın Meclis kanalını, atın elinizdeki kumandayı. İzleyin hali pür melalimizi. İster ağlayın, ister krizler içinde gülün.
Kürsüde bir adam 'Yeşil' namıyla ünlü bir katilin, haraççının iyi niyetli ama amatör takipçisi olarak, biraz da çok konuşmaktan ve iyi bilgi sahibi olamamaktan kaynaklanan çırpınışı içinde. Çetelere karşı, hukukun nasıl işlemesi gerektiğini anlatıyor. Onu dinleyenler içinde Türkiye'nin bugünkü karanlıklarda bulunmasına neden olan senaryoların uygulayıcıları da var. Hatta 'Yeşil'in bir dönem patronluğunu yapmış olanlar bile bugün tam karşısında oturmuş, milletvekili dokunulmazlığının yarattığı zırh içinde, öylece bakıyorlar. Roma dönemi arenasında gladyatörler arası dövüş var. İmparator ve ekibi kan görmek istiyor. "Öldür" diye bağırıyorlar. DYP'nin 'Yeşil'in yerini biliyordu ama, ihbar etmedi' diye suçlayıp hakkında gensoru önergesi verdiği Aşık, CHP'nin oysuzluğuyla canavarların önüne sürülüyor. Aslında 'Yeşil' konusunda en az bilgi sahibi olanlardan biri Aşık. Yoksa Osman Gürbüz ile 'Yeşil'in aynı adam olduğunu söyler miydi? 'Yeşil' ve diğerleri hakkında ondan, hepimizden daha bilgili olan kişiler var Meçlis içinde. Çoğu da DYP ve CHP içinde.
Mehmet Ağar, Saffet Arıkan Bedük, Hayri Kozakçıoğlu, Ünal Erkan, Bekir Aksoy, Tansu Çiller, 'Yeşil'in kim olduğunu bilmeden mi oturdular o koltuklarda? Bugün hangi güçlerin koruduğunu, sakladığını, bilmiyorlar mı? Yeşil'in kim olduğunu bilmeyenler, Cem Ersever, 'Yeşil' tarafından öldürüldüğünde 'örgüt içi hesaplaşma' açıklamasını, istiareye yatarak mı elde ettiler?
Bu oyunun adı üç maymunlar: Görenler kör, duyanlar sağır, konuşanlar ölü. Hani o ünlü slogan var ya; bugünün suskunlarına onu hatırlatmanın tam sırası galiba: "Susma, sustukça sıra sana gelecek." Bu arada uzman milletvekili Mehmet Ağar'ın sözlerinin de altının çizilmesi gerekiyor: "Bu olaylara amatörce bakmayın. Devlet istihbarat amaçlı olarak yeşil pasaport da verir, kırmızı pasaport da.
Devlet dediğiniz organizasyon, Ruhi Su'ya kanser tedavisi için pasaport vermeyip ölümüne seyirci kalırken, çeteye pasaport dağıtacak... Kumarhane patronları kırmızı pasaportlarla gezecek... O zaman sokaktaki yurttaş sormaz mı, "Adaletin bu mu devlet baba?" diye.
Türkiye'de hukuku, adaleti, kurumlarını 'guguk' yerine koymaya kalkanlar, çetelerle yatıp kalktıktan sonra parçalanmışlıklarının hesabını Silahlı Kuvvetler gibi, MİT gibi, Emniyet gibi kurumların üzerine yıkanlar bundan sonra ne yapacaklar? Çünkü gidiş belli; bu kurumların yöneticileri oturup geçmişin muhasebesini yapacak. Hatalarından arınacaklar. Çürükleri temizleyecekler. Kendilerini kullanarak; kuklaları aracılığıyla trilyonları götürüp, Türkiye'yi kara para, uyuşturucu, haraç batağına sokanların yakasına yapışacaklar. O günlere az kaldı.

Azerbaycan darbesi
Bugün bu işin gerisinde kalan parlamento, yarın önüne geçmesini bilecek. Çünkü kendisini yenileyecek. 21. yüzyılda Türkiye'nin kaderini üç beş haramzadenin, mafya ve terör kodamanının eline bırakmayacak kadar bilgili ve güçlü bir gençlik geliyor. Meclis kürsüsünde yalan söylerken yüzü kızarmayanlar, yarın başlarını kaldıramayacaklar.
Türkiye'nin başına cahillikten, satılmışlıktan, bağımsızlık ve demokrasi kültürünün eksikliğinden ne büyük felaketler getirdiğinin farkında olmayan birçok adam, güç merkezlerinin koridorlarında şimdilik dolaşıp duruyorlar.
Türkiye'yi Kafkaslar'da petrol gelirinden, siyasi ve kültürel etkinlikten alıkoyan, çökertme planlarını algılayamayanları, halk artık biliyor. Bu planın en önemli ayağı Azerbaycan darbesidir. KGB'nin adamıyken CIA'ya kayan ve çok taraflı çalışmalarıyla dikkat çeken Ruşen Cevadov'a Azerbaycan'da darbe yaptırılmasına kalkışmaktır. Bu kalkışmanın arkasında Batılı gizli servisler ile bölgenin kumar, uyuşturucu ve petrol gelirlerine göz diken uluslararası yeraltı kartellerinin büyük payı vardır. Ömer Lütfü Topal ile bu kartellerin Azerbaycan'daki temsilcilerinin yaptıkları anlaşmalar ortadadır.
Türkiye'yi bütün Kafkaslar'da etkisizleştirme oyununun can alıcı noktası olan Mart 1995 darbe girişimidir. Darbeyi hazırlayanlar hem devrilecek lider Haydar Aliyev'e, hem CIA'ya, hem de KGB'ye bilgi vermişlerdir. Türkiye'nin başına yakın tarihte örülen en kirli çoraplardan biri bu darbe girişimidir. Bu darbe girişimiyle ilgili olarak Meclis'te 'Yeşil' hakkında yapılan görüşmeler sırasında dönemin Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir kürsüye gelip kendisinin bir ilgisinin olmadığını söyledi. Öyleyse Gökdemir açıkça şu soruları da yanıtlamalıdır:

Yanıt bekleyen sorular
************************************************

  • Ayvaz Gökdemir, iktidardan düşen Azerbaycan lideri Elçibey'e, Ekim 1994'te 10 bin doları neden ve nasıl göndermiştir?
  • Eski Nahcıvan Özerk Cumhuriyeti Başbakanı Beycan İbrahimoğlu ile birlikte Mart 1995 darbesini gerçekleştiren Ruşen Cevadov darbe öncesinde Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir'i ziyaret etmiş midir? Ettilerse neler konuşuldu aralarında?
  • Başbakanlık başdanışmamanları Acar Okan ve S. Kamil Yüceoral daha sonra İbrahimoğlu ve Ruşen Cevadov ile Gökdemir'in isteği üzerine görüştüler mi?
  • Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir 23 Eylül 1994 tarihli üst düzey yazışmalarında neden Azerbaycan için 'aktif politika' istemiştir?
  • Darbeci Ruşen Cevadov ile girişilen diyaloglarda etkili olan Başbakanlık Başdanışmanı S. Kamil Yüceoral, Siren adlı bir Özbek bayan ile evlidir. Yüceoral'ın kayınpederi CIA'nın Orta Asya masasında o dönem görevlidir. Halen bu görevi devam etmekte midir?
    'Yeşil'in bazı silah arkadaşları ile Susurluk'un önemli adları Azerbaycan'da macera ararken, Türkiye içte ve dışta neler kaybetti, neler! Türkiye konuşsun deyip, konuşanları harcamakla demokrasi isteklerini bastıracaklarını sananlar yanılır! Kötü yönetmenler hep aynı senaryoları yürürlüğe koyuyorlar. Hitler'in iktidara yürüyüşünü ders kitaplarına koymanın zamanı geldi de geçiyor bile. Çocuklarımız demokrasiyi savunmayı öğrensinler.

    RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
    Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
    Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
    Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
    Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
        

    [Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
    [Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
    [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız