![]() |
![]() |
![]() |
|
Komünizmin bilançosu ismet.berkan@radikal.com.trKOMRAT-Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le birlikte çıktığımız son üç gezinin tartışma konusu aynı. Önce Kiev'e, ardından Simferepol'e, Bahçesaray'a, Yalta'ya ve son olarak da Moldova'da Kişinev'e ve Komrat'a geldik. Birkaç hafta önce Simferepol sokaklarında yürürken lafı ortaya atan Basın Yayın Genel Müdürü Aydın Sezgin oldu. "Bir seferinde" dedi Aydın Sezgin, "Fransız Komünist Partisi'nin eski genel sekreteri George Marchais, 'Her şeye rağmen komünizmin bilançosu pozitiftir' demişti." Haydi, başladık tartışmaya. Beş altı kişiydik. Bazılarımız "Evet" diyordu, "Doğru laf." Aralarında benim de bulunduğum bazılarımız ise "Hayır" diyordu, "Doğru değil." Önceki gün ve dün aynı tartışmayı Kişinev ve Komrat'ta yaparken kendimi bulunca bu yazıyı yazmak kaçınılmazlaştı. Komünizmin bilançosu gerçekten pozitif olabilir mi? Bu, hangi açıdan baktığınıza bağlı. Jacoben modernist bir açıdan bakıyorsanız, evet komünizmin 70 küsur yıllık bilançosu pozitif. Bunu Orta Asya'nın göbeğindeki kentlere gittiğinizde de, Avrupa'nın neredeyse ortasındaki kentlere gittiğinizde de görüyorsunuz. Her yerde bir 'Batılı' standart var. Geniş bulvarlar, düzgün bir şehircilik anlayışı, ağaçlar, parklar, nispeten güzel binalar...Herkese eğitim, herkese sağlık, işleyen belediye hizmetleri, evlerde akan sıcak su vs. Peki ama bilançonun 'pozitif' tarafında bunlardan başka ne yazabilir bir Jacoben modernist. Bence hiçbir şey. Oysa ben negatif tarafına pek çok şey yazabilirim. Ama belki de aslında tek bir madde yazmakla yetinmeliyim: İnsanların mutsuzluğu pahasına yapılan bir modernleşme 'pozitif' olabilir mi? Birkaç yıl önce Moğolistan'a gitmiştik. Neredeyse Avrupa kıtası büyüklüğünde bir ülke Moğolistan. Nüfusu ise sadece 4 milyon. Ülkedeki büyükbaş hayvan sayısı 10 milyonun üzerinde. Yabani at sayısı 6 milyon civarında. Orhun Anıtları'nı görmek üzere Ulanbatur'dan helikopterle havalanıp, uçsuz bucaksız otlakların üzerinde dört saate yakın uçmuştuk. Binlerce atlık yabani at sürüleri başıboş dolaşıyordu bozkırda. Yol boyunca sadece iki oba gördük insanların yaşadığı. Her obada bir aile vardı. Bir an için kendimi o insanların yerine koydum. Sarsılmaz bir mutluluk içindeydiler. Denizde kendi başına yolculuk yapan insanlar gibi. Uygarlığın hiçbir şeyine ihtiyaçları yoktu, çünkü mutluydular böyle yaşamaktan. Biz, beton binalarımızla, otomobillerimizle, helikopterlerimizle, kıtalararası balistik füzelerimizle, uzay üslerimizle, bilgisayarlarımızla, telefonlarımızla onları daha 'mutlu' yapamazdık. Nitekim komünizm, Moğolistan'ı 'modern' yapmaya kalkışmış ama başarısızlığa uğramıştı. Başkent Ulanbataar'a insanlar içinde rahatça yaşayabilsin diye sürekli sıcak suyu olan konutlar yapmışlardı. Ama insanlar atlarından ayrılmak istememiş, atlar 14. kattaki evlere çıkamayınca apartmanların bahçesine oba çadırları kurulmuş, aileler iki tarafta birden yaşar olmuşlardı. Öte yandan, komünizmin insanlara uygarlığın nimetlerini gerçekten getirip getirmediği de son derece şüpheli. Kalitesiz otomobiller, bütün şehri saran kalitesiz benzin kokusu, halkına ekmek bile üretemeyen sistem, bir limon almak için beklenen kuyruklar, seyahat özgürlüğünden yoksunluk... Bu bilanço meselesi çok tartışmalı anlayacağınız.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |