Fransa 98 Dünya Futbol Kupası'nın heyecanı bu sayfalarda atıyor...

Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Her intihar, biraz da faili meçhul bir cinayet değil midir?

Ataköy'deki ikili intihar, toplumumuzda bir yanık izi bıraktı. Sanırım, yıllarca geçmeyecek bir iz. Çocukların 'yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarındaydı.' Akıllı çocuklardı. Alman Lisesi Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre: "Her iki öğrencimiz de derslerinde çok başarılı, notları iyi ve herhangi bir disiplin cezası almamıştır. Okulla araları çok iyiydi. Hiçbir sorunları yoktu."
Aileleriyle de kesinkes 'hiçbir sorunları yoktu.' Evet, Cenan'ın psikolojik sorunları vardı; ilaçlarını almayı reddediyordu. Ama haftada bir gün evde 'dinleniyor', onun dışında okuluna devam ediyordu. Babasının okuyamayacağı kitapları okuyor; yorumlar getiriyordu. Zaten bu çocuklar, habire annelerinin, babalarının okuyamayacağı kitapları okuyor; 'Yaşam', 'Ölüm', 'Tanrı' başlıkları altında felsefenin atardamarlarını tartışıyorlardı. Bir de ajandalara habire yazıyorlardı.
En yakın arkadaşları Itır: "Zeynep, sana mutluluğun sırrını açıklayacağım. Cevap TANRI. Senin, benim, yerin, göğün yaratıcısı, tek sahibi" yazmış, daha sayfalarca bu minval üstünde gitmiş, lafının bir dönemecinde konuyu Satanistlere getirip onları sıfırlamıştı. Aslı Yardımcı'nın en yakın arkadaşı Zeynep'in annesi ajandadan paragraflar okuyup İnterstar'dan İrep Güner'e soruyordu: "Bunları yazan biri Satanist olabilir mi?"
Tuhaf olan, ilginç olan çocukların kafalarında epeyce çevirdikleri anlaşılan Tanrİ/Satan kavramlarının, tamamen Hıristiyanlık bağlamında 'irdeleniyor' olmasıydı. Baruthane yüzünden işin içine Satanizmin girmesi, intiharı içinden çıkılmaz bir hale getirmişti. İçinden çıkmak zorunda mıydık peki? Anbean görüntülenen, bu denli iyi hazırlanmış ikili bir intihara, kimse duyarsız kalamazdı. Herhalde, son kertede çocuklar da, bunu istiyordu.
İrep Güner, önce kimselerle görüşmeyen Zeynep'in annesi Aydan Alparslan'la; perşembe gecesi de Zeynep'le görüşmeyi başardı. İrep Güner'in canlı, efendi, kibar bir üslubu var. Gerçekten sıkı bir röportajdı. Zeynep, en çok gazeteciler ve Satanistlerden nefret ediyordu. Onlar (Zeynep, Itır, Aslı) ayrıca çok kedi severler, Satanistleri ikiyüzlü bulurlardı. Hep 'biz' diye konuşuyordu. Ancak o yaşlarda mümkün olan çok yoğun bir arkadaşlık yaşadıkları, tüm düşünce ve duygularını birbirlerine sirayet ettirdikleri belliydi. En sevdiği yazarlar: Bukowski, Hesse ve Camus'ydü. Biri daha vardı; ama onu söylemeyecekti. Zaten epeyce ters konuşuyor, "Üç yaşında çocuğun sözüne kanıp" bu Satanizm meselesini ortaya attıkları için gazetecilerden nefret ediyordu. Ayrıca kuyruklu bir yalan daha atılmıştı: Aslı paten kaymayı bilmezdi. Geleceğe dair hiçbir planları, amaçları yoktu. Olması da gerekmiyordu.
Bir yıldır Moskova'da yaşayan, üç hafta önce İstanbul'a uğrayıp ordan Amerika'ya geçen arkadaşları Itır'la ilgili söylentiler, yeni değil. Zira çarşamba gecesi 'Sıcağı Sıcağına' Satanistlerle ilgili bir bölüm yayımladı ve bundan üç ay önce Itır'la dairesinin kapısında yapılmış kısa bir görüşmeyi gösterdi. Itır'ın adı bir şekilde, bu işe karışmış. Zeynep'in annesi Baruthane duvarlarında Itır'ın isminin olmasını, "Ataköy'ün en güzel kızı" olmasıyla açıklıyor. Itır'sa 'Sıcağı Sıcağına'ya, iki üç yıl önce Baruthane bu kadar işgal edilmemişken, oraya 'takıldıklarını', isminin orda olmasının normal olduğunu söylemişti.
Bu çocukların Satanizmle, okültle ('occult') uzun ya da kısa, yoğun ya da hafif bir flörtleri olmuş olabilir. Ama bu intihar Cenan'la Aslı'nın intiharı. Cenan daha önce de birkaç kez intiharı denemiş. Başka bir arkadaşına bıraktığı notta, "Seninle birlikte başaramadık" yazıyor. Yani belki de başka birini ikna edemedi; ama Aslı'yı edebildi.
Aslı, Zeynep'e bıraktığı notta: "Zeynep, hayallerimizi yaşamaya başladık. Rüya bittiğinde yapacağımız bir şey kalmadı. Şimdi gerçekte yaşadığım için Itır'a selam söyle. Fotoğrafları yıkat" yazıyor. 'Fotoğrafları yıkat' lafında olsun, 'Buraya ait değiliz'in İngilizcesinin de yazılmış olmasında olsun, hep bir 'ders verme' tarafı var. Ders alması gereken de bizleriz. Sanırım.
Çocukları etkileyen, büyüleyen bir şey varsa, Satanizmden ziyade 'uyuşturucu kültürü', bana kalırsa. Her türlü mananın çıtır çıtır yendiği, tüm ideolojilerin tüketildiği bir çağda; usulüyle bir intihar, gerçekleştirdikleri. O kadar usulüyle ki, insanın kanı donuyor. Atlas Pasajı çalışanlarına da bir not bırakıyor Aslı. "Tüm Atlas çalışanları bizden kurtuluyorsunuz. Artık hiçbir yere çöp atmayıp, hiçbir yere kusmayacağız. Ama hepimizden kurtulamazsınız."
Çocukların öykülerine tabii ki bihaberiz, ne kadar debelensek de, üç aşağı beş yukarı öyle kalacağız. Ama bu çocukların ailelerinin içinde bulunduğu körlük, insanı afallatıyor. İntihardan sonra söyledikleriyle aileler, çocukların bir nevi Dr. Jeykll & Mr. Hyde yaşamı sürdürdüklerini kanıtlıyorlar. Ailelere düşen, herhalde çocukları, ortadan ikiye ayırmamak. Evde bir tiyatro sergileyip dışarda karanlıklara dalmak zorunda bırakmamak. Zira gençler müthiş intikamcı olabiliyorlar. 'Bir şeylerden' intikamlarını, kendileri pahasına alabiliyorlar. Ortadan ikiye bölünmüş bir hayata teğellenmeyi reddetmek adına, kendilerini 'yok' edebiliyorlar. Yalnızca intihar ederek değil, yaşarken kendilerini iptal ederek de bunu yapan bir dolu, bir dolu genç var.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız