![]() |
![]() |
![]() |
|
Sanal boyut Yaklaşık bir aydır ülkemizi ziyaret eden IMF yetkililerinin ağzından kelimenin tam anlamıyla bal damlıyor. Oysa, daha önce koalisyon hükümetinin programını, yapısal reformlarla ilişkin yasa tasarılarını yetersiz bulmuşlar, daha radikal çözümler önermişlerdi. Belli ki son zamanlardaki kredibilite kaybı misyonda bazı değişiklikleri zorunlu hale getirmiş. IMF reçeteleri global ekonomide önemli dengesizlikler olmadığı sürece kararlı bir uygulama ile işe yarıyor. Fakat tersi durumda işe yaramadığı gibi, ortaya çıkan panik eğilimlerle daha büyük sıkıntılara da neden olabiliyor. Bugün global talepte gözlenen küçülme nedeniyle büyük boyutlu bölgesel sıkıntılar yaşanıyor, çözüm ise süreci tersine çevirmekten geçiyor. Oysa IMF, sorunlu ekonomilere iç talebi kısıp toplumsal tasarruf yaratarak sorunlarını çözmeleri gerektiğini tavsiye ediyor. Bu durumda da ne global talebi artırmak, ne de sorunlu ekonomilerde olumlu gelişmelere ulaşmak mümkün olmuyor. Global ve lokal çözümler arasındaki içsel bağımlılık nedeniyle herhangi birine de öncelik verilemiyor. 1929 benzeri bir kriz kaçınılmaz hale geliyor. Elbette IMF de bu çelişkinin farkında ve artık klasik çözümlerde ısrarlı olmuyor. Zira bu ortamda yapabileceği tek bir şey var: yanıksız yumuşak iniş için ortam hazırlamak. Koşullar böyle olunca vade perspektifi kısalıyor, orta vadeli sorunların çözümü ikinci plana atılıyor. Daha önce eleştirilen yaklaşımlardan medet umuluyor. Zira artık ekonomik bakıştan çok finansal pazarlama misyonu ön plana çıkıyor. Finansal yapının çökmemesi için daha büyük zararlardan korunması gerekiyor. Asya krizi sonrasında yaşanan gelişmeler de yeni yaklaşımı destekliyor. Klasik IMF yaklaşımı finansal aktiflerdeki değer kaybını önleyemedi ve bölüşüm iyice bozuldu. Artan güvensizlik önerilen yapısal çözümlerin başarı şansını da sıfırladı. Oysa Türkiye finansal pazarlamayı yapısal reformlara tercih eden ülkeler artan belirsizliğe rağmen krize girmedi, mevcut sorunlu durumunu korumayı başardı. Sonuçlar bu kadar farlı olunca IMF de farklı çözümlere hoşgörü göstermek, parasal boyutta olmasa bile psikolojik olarak desteklemek zorunda kaldı. Zira klasik yöntemler artık çalışmıyordu ve mali sistemin bir şekilde korunması gerekiyordu. İktisat teorisinde yer olmasa da pazarlama bugünkü koşullarda belki ekonomik mucizeler yaratabilirdi. Tahminlerdeki büyük sapmalar hep finansal pazarlama farkından kaynaklanmıştı. Bu sefer finansal yapının korunması amacı ile beklenti manipülasyonundan belki global düzeyde yararlanılabilirdi. Zaten G - 7'lerin yaptığı toplantılar da aynı amaca hizmet ediyordu... Galiba global düzeyde ancak iyimserlik hapı ile finansal yapının ömrünü uzatabileceğiz! Fakat sanal boyuttaki yolculuğun daha tehlikeli olabileceğini de unutmamak gerekiyor.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |