Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...


Mavi dinin misyoneri

Genç mühendis Murat Egi kendini denize adamış bir bilim adamı. Egi ve bir grup arkadaşının, dalgıçların vurgun yemesini önlemek amacıyla Kaçkarlar'da yaptığı çalışmaların sonuçları bütün dünyada ses getiriyor
Son zamanlarda çok fazla sualtı kazası yaşandı. Neden oluyor bu kazalar? Duvarınızda 'Dalgıçlara güvenli çıkış için öneriler'
diye bir poster var. Önerileriniz var mı?
Türkiye'deki sualtı kazaları gelişmiş ülkelerin üzerinde değil. Kazalara dikkat ederseniz, çoğu otuz metrenin altında oluyor. Otuz metrenin altına dalış yapmak sakıncalı ve zaten yasak. Bence bu çok iyi bir yasak, fakat Türkiye'de maalesef işlemiyor.
İnsanlar karada bile yasakları dinlemiyor, suyun altında kim görecek?
Kimse görmüyor, zaten aldıran da yok. Amerika'da otuz metrenin altına dalmazlar, bunun da tek sebebi, böyle bir yasak varsa otuz metrenin altında mutlaka bir bekleyen vardır. Böyle bir cezai müeyyide koydularsa mutlaka kontrolü de vardır. Türkiye'de adam diyelim otuz üç metreye daldı, başına bir şey gelmezse kim bilecek?
Otuz metrenin altında ne var da
dalış yasak?
Otuz metrenin altında azot narkozu diye bir şey var. Alkolün etkisine benzeyen bir etki oluşturuyor. Martini Kanunu deniyor buna. Otuz metreye inerseniz, bir duble martini içmiş gibi oluyorsunuz. Ondan sonraki her on metrede birer duble daha. Altmış metreye gelindiğinde etki alkolden çok halüsinojenlere benziyor. LSD kullanmış gibi oluyorsunuz yani. Hayaller görüyor, gaipten sesler duyuyorsunuz.
Derinlik sarhoşluğu denen şey bu mu?
Tamamen bu. Alkol içen insanın nasıl özgüveni artıyorsa, dibe inen insanın da belli bir metreyi geçince özgüveni artıyor.
Daha da derine iniyor...
Evet, en büyük problem de burada. Olay kısırdöngü halinde ilerliyor.
Herkes yaşar mı bunu?
Mutlaka yaşar. Ama aynı kişide bile aynı derinlikte her zaman farklı etkisi olur. Aynı alkol gibi. Derdiniz, sıkıntınız vardır, yorgun ya da üzgünsünüzdür, azot narkozundan daha çok etkilenirsiniz. Dalışa psikolojik olarak da hazır olmak gerekir yani.
Azot narkozu alkol gibi bağımlılık oluşturmuyor mu?
Dalış bağımlılığı ve risk alma
davranışı diye tanımladığımız bir hal var. Bazı kişilerde azot gazının yarattığı sarhoşluk duygusu psikolojik bağımlılıktır, diyenler de var.
Risk alma da onun sonucu...
Risk alma davranışı şöyle: Özgüven sorunu olan insanlar suni problemler yaratıyor ve bunları çözerek tatmin olmaya çalışıyor. Mesela dalgıç özellikle çok zor dalışlar yapıyor. Tehlikesini bildiği halde derinliği artırıyor. Ve karşısında yenerek tatmin olacağı bir düşman yaratıyor.
Etkilenmeyen hiç olmuyor mu azot gazından? Hani 'Dün gece bir şişe içtim,
tık demedi' derler ya...
Otuz metrenin altına inen etkilenir, aksi mümkün değil, çünkü fiziksel bir şey bu. Bağışıklık da oluşuyor tabii zaman içinde. Tolerans geliştirebilirsiniz. Ama bu kazandığınız bağışıklığı bir anda kaybedebilirsiniz de...
Dalgıçlar arasında daha derine dalmak
bir böbürlenme vesilesi. Her çıkan, metrelerden bahsediyor.
Kazaların nedenlerinden biri de bu zaten. İnsanlar deniz ortamını bilmiyor, öğrenmiyor. Bir deniz tulumunu tanımıyor mesela, görse üstüne basıyor. Övünebileceği tek şey, "Şu kadar derine daldım" demek. İyi yaptın, ama sualtı bunun için değil ki...
Sualtı ne için?
Tabii ekonomik, askeri, sportif yönlerden sualtının önemi var. Bütün bunların dışında çok cazip bir ortam. Sualtına ilgi duyan, dalan insanlar, mutlaka arkadaşlarına ve sevdiklerine, tanıdıklarına bulaştırırlar. En azından teklif ederler. Bir tür din gibi, misyonerlik gibidir.
Bu kadar cazip olan nedir, nereye çağırıyorsunuz sevdiklerinizi?
Çok farklı ve zengin bir dünyaya... Kara iki boyutlu bir yerdir, deniz üç boyutlu. Sualtında hâlâ bilinmeyen şeyler var. Düne kadar herkesin gülüp geçtiği dev mürekkep balıklarının varolduğu biliniyor artık. Balinalar bin metre derine inip bunları avlıyorlar. Kaptan Cousteau'nun belgeselleri yıllarca sualtının cazibesi yüzünden zevkle izlendi, klasik oldu. Cazip bir yerdir sualtı. Ağırlıksız bir ortam, rahatlatıcı, her taraf mavi. Başlamayı düşünmez misiniz? Önümüzdeki ay Boğaziçi Üniversitesi'nde dalış kurslarımız başlıyor.
Daha önce bu 'din'i denedim, bana göre değil. Sualtında konuşamıyorsunuz, bir de elbiseleri giymek, çıkarmak çok zaman alıyor. Ve ne kadar giyinirseniz giyinin,
su çok soğuk ve ıslak. Siz eğitmen misiniz?
Yıllarca eğitmenlik yaptım, dört yıldır da eğitmenleri eğitiyorum. Beş yüzün üstünde öğrenci ve on iki eğitmen eğittim. Bu zevkle, hobi gibi yaptığım bir iş. Ama benim asıl çalışma alanım, vurgunun önlenmesiyle ilgili çalışmalar. Vurgunu önlemek amacıyla kullanılan bir dalış bilgisayarı tasarımı yaptım okulu bitirirken. Bir yıl Avrupa Konseyi bursuyla Norveç'te vurgun konusunda araştırmalar yaptım. Vurgunu önlemek amacıyla kullanılan tabloları tamamen biz geliştirdik ve bugüne kadar varolmayan farklı bir görüşle ortaya çıktık. Çok da ilgi gördü çalışmalarımız. Bu konuda yurtdışında yayımlanmış 20'nin üzerinde çalışmam var.
Hobinizin aynı zamanda mesleğiniz olması bunca başarıyı kaçınılmaz
yapıyor herhalde. Şanslısınız...
Bunun kötü yanları da var. Sualtıyla yatıp sualtıyla kalkmak çok cazip olmuyor kimi zaman. Hobim dediğim, öğrenci yetiştirmek. Onu hâlâ seviyorum.
Yetiştirecek öğrencileri kolay buluyor musunuz? Ne de olsa sudan korkan,
'Denizle oyun olmaz' diyen bir kültürümüz var. Çocuklarımız suyun altına gireceğine gözümüzün önünde olsun diye düşünen
ana baba hiç az değil.
Bu bilgisizlikten oluyor. Yıllardır bu işi öğretiyorum, değil ölüm bir tek yaralanma bile olmadı. Ama kurallara uyuyoruz. Hatta bizi 'Tabii sizde risk olmaz, siz derine inmiyorsunuz ki' diye eleştirenler oluyor, marifet daha derine inmekmiş gibi. Trafik kazası yapmazsın, hatalı sollamıyorsun diyorlar yani. Ayrıca bunu söyleyenlerin de ne kadar iyi dalgıç olduğunu bilmiyoruz.
Suyun altı gizli bir bölge, balıklardan başka tanık yok tabii.
O yüzden herkes iyi dalgıç ya zaten.
Sizce iyi dalgıç nasıl bir dalgıç?
Bence iyi dalgıç, hayatta kalan dalgıç.
Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nin soğuk laboratuvarları, derslikleri; duvarlarında sayılar, grafikler asılı odalarının arasında küçücük bir dünya. Araştırma Görevlisi Murat Egi'nin odası. Yere doğru sallanan bir hamak, dört bir duvar yunuslar, derin denizler, tekneler... Eyvah, buram buram çevre ve doğa kokan bu mühendis odasında Allah bilir sigara da içilmiyordur diye düşünürken kül tablasını uzatıyor:
Bir istiridye kabuğu. Murat Egi. Eğlenmekle çalışmanın birbirini dışladığı bir toplumda eğlenirken çalışan bilim adamı. Sualtına tutkun sualtıcı. Biyomedikal mühendisi.
1965 doğumlu, Balık burcu, Modalı. Hâlâ doğduğu evde oturuyor. Duvarında Saint Joseph Lisesi Okul Birinciliği ve Boğaziçi Üniversitesi okul birincisine verilen Rektörlük Ödülü... Ve başka ödüller, birincilikler, teşekkürler... Sessiz, sakin bir çocukmuş, o günlere ait pek bir şey hatırlamıyor. Daha sonra denizde vurgunu engelleyen bilgisayar tasarımları yaptı
ve dalgıçların güvenli dalışlarını sağlamak için Kaçkarlar'da kendini denek olarak kullanarak yepyeni bilgiler elde etti. Dünyaya kabul ettirdi. O, derin suları deney kabına döken bir bilim adamı ve dipsiz mavi bir dinin misyoneri. G.K.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız