![]() |
![]() |
![]() |
|
Ne yapmalı? hsahin@radikal.com.trBir süredir bu sütunlarda RTÜK'ün yayın durdurma kararlarının aslında vahim bir sansür türü olduğunu belirten yazılar yazıyor, meslek kamuoyunun bu konudaki duyarsızlığından yakınıyorum. Radikal'in bugünkü manşeti, bir şeylerin değişmekte olduğunu gösteriyor. Gerçekten, aslında siyasal bir kurum olan RTÜK habercilikle hiçbir ilgisi olmayan ve yıllar önce gösterilmiş birtakım programları bahane edip Türkiye'nin en önemli haber organlarını susturuyor, gerçeklerin halka iletilmesine engel oluyor. Bilindiği gibi, haberlerin ve fikirlerin özgürce dolaşımının önceden (a priori) engellenmesi sansürdür ve sansür Anayasa'ya aykırıdır. RTÜK, Sultan İkinci Abdülhamit'ten bu yana görev yapmış en etkin sansür kurulu olarak kıstırıyor, susturuyor, karartıyor. İşin tuhafı, gazetelere ve gazetecilere dokunulduğunda haklı olarak kıyameti koparan meslek kamuoyu televizyon habercileri susturulduğunda hiç sesini çıkartmıyor. Çağımızda basın özgürlüğünün yerini iletişim özgürlüğü aldığına göre, bu özgürlüğün bütünsel olarak savunulması gerekiyor. Ne yapmalı? İlk yapılması gereken, siyasi bir kuruluş olan RTÜK'ün yasal bir görünüm altında yaptığının aslında bal gibi sansür olduğunu ifşa ve ilan etmektir. Haber ve fikir dolaşımı önceden engellendiğine göre, Ak TV'nin 30 gün kapatılması da sansürdür, Kanal D'nin üç gün kapatılması da sansürdür, ATV'nin bir gün kapatılması da. Kimse birtakım bahaneler bulup bu olguyu saklamaya çalışmasın. Televizyon ve radyo yayınlarında bir suç işlenirse bunun hesabı yargı önünde verilir. Tıpkı yazılı basında olduğu gibi. Ön - engelleme sansürdür. İkinci olarak, hem yasanın sansür yetkisi Anayasa Mahkemesi'ne götürülerek iptal ettirilmeli, hem de bu yasanın radikal bir biçimde değiştirilmesi için girişimler yoğunlaştırılmalıdır. Bu konuda Basın Konseyi'nin ve Gazeteciler Cemiyeti'nin ekran karartmaya karşı çıkan yasa önerileri olduğu biliniyor. Siyasal partilerin, kendi çıkarları adına, bu önerilere sahip çıkmaları gerekir. Bu yeni yasada sadece ekran karartma gibi yaptırımlar değil, keyfi sansüre zemin oluşturan Yayın İlkeleri de değiştirilmelidir. Şimdiki ilkeler o kadar kaypak, o kadar genel, o kadar tekinsizdir ki, kötü niyetli bir kurul her televizyon kanalını her gün kapatabilir. Evet, hiç abartmıyorum: RTÜK her gün her kanalı kapatacak bir bahane bulabilir. Ve, yapısı gereği, bunu siyasi rüzgârların önünde eğilerek yapabilir. Türkiye'nin seçime doğru ilerlediği şu günlerde bu durumun korkunçluğunu düşünün: RTÜK birtakım televizyon kanallarını şu ya da bu partiye sempati ya da antipati duyduğu önyargısıyla istediği kadar kapatabilir. Bunun bahanesini kolayca bulabilir. Seçim atmosferinde kapatma kararları çok haklı olarak bu açıdan da değerlendirilecektir. 1999 yılında Türkiye'de demokratik bir seçim yapılacaksa, bu tehlikeli yetki siyasal bir kurul olan RTÜK'ün elinden alınmalıdır.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |