![]() |
![]() |
![]() |
|
Sayın Haleti Ruhiye!Suçluyum biliyorum, yıllar var ki kendimden haber veremedim sana. Fakat beni anlayacağını ümit ettim, bunun vahim bir yanılgı olduğunu bir an bile aklıma getirmeden. Meğer fena yanılmışım! İyi günlerde benim aklımı çelen, gönlümü titreten sayın haleti ruhiyem meğer beni terk etmek için fırsat kolluyormuş! İnsanın gölgesi bazen önünde gider, hatta bir rivayete göre, gölgesi önde giden adamı ayıplarmış eskiler, muhteris, açgözlü, bencil sayarlarmış böylelerini. Eski terbiyeye göre insan yalnızca aklından, gövdesinden değil, gölgesinden ve elbette onun terbiyesinden de sorumludur. Nerede benim haleti ruhiyemde bu incelik, gölgeyi geçtim, sahibini bile geride bırakacak kadar marifetliymiş meğer! Yine de bu kusurlarını bağışlatmaya yetecek kadar aile terbiyesi almıştı. Hal ve gidişi pek parlak olmasa da, beni sınıfta, yarı yolda, aklımı bir karış havada bırakmazdı. Denizde mutedil, karada münasip sayılacak bir vasat tuttururduk, dalgalı, fırtınalı havalarda en sakin limanlar olarak birbirimizi bulurduk. Bulduk da ne oldu, en gerekli olduğu anda haleti ruhiyem yanımda değil. Seyyahların pusulası var, denizcilerin yolunu fenerler aydınlatıyor, rüzgârgülü havayı kokluyor, bana yol gösteren hiçbir şeyim yok. Bilmem ki yalnız ben miyim haleti ruhiyesi tarafından terk edilen? Kimle konuşsam, kimi duysam gayet muntazam, gayet ciddi şeyler söylüyorlar, sözleri hikmetlerle dolu. Belli ki haleti ruhiyeleriyle kafa kafaya vermişler, gönül gönüle gelmişler, insanlığın gidişatından memleket meselelerine, Türk hafif romanından ağır sanatçılara, çocuk eğitiminden yeni gazino kültürüne kadar, aslında her haleti ruhiye sahibi sorumlu yurttaşı pek yakından ve derinden ilgilendiren konularda söyleşiyorlar güzel güzel, yazıyorlar akıllı akıllı, eğleniyorlar şirin şirin. Bana da bunları yazmak kalıyor haset haset. Ey benim kayıp haleti ruhiyem, seninle pek fazla eğlenemediğimiz doğru, çünkü ben pek eğlenceli bir adam değilim. Şimdi başını alıp, kafesinden salınmış kuş gibi gitmelerini anlıyorum senin. Bende yuva kurmuş o gamlı baykuş senin de içini karartırdı, gençliğin vardı, gitmesen ne yapacaktın? Bu 'Şizofrenik bir toplum olduk, ne iyi ettik de olduk, sizi de bekleriz, aman ne güzel!' diye, neredeyse şıkır şıkır oynayıp göbek atanların arasında, elbette seni de dansa kaldıracak biri bulunur! Nasılsa halkımız ve aydınlarımız el ele eğlenceyi keşfetmiş bulunuyorlar. Ben kusur kaldım, bari haleti ruhiyem kusur kalmasın! Yine de sana biraz kırgınım, beni hiç tanımamışsın: Sosyoloji okumuş bir adamım, yıllardır iletişim sektöründe çalışıyorum, yani toplumda belli bir yerim var. Fakat görüyorum ki, toplum almış başını gidiyor, bir güzellik yapıp da fikrime girseydin, elimden tutsaydın, toplumun bu kadar gerisinde bırakmasaydın beni! Ah eskiden münzeviydim ama şimdi de pek gerici buluyorum kendimi. Alem dört kol çengi olmuş da bir ben eğlendiremiyorum şu garip gönlümü. Beni benimle bırakma haleti ruhiyem, beni benden al, gideceğin yere beni de götür, yap şu güzelliği! ZARF "İklimler ne kadar da benziyor / toplumların haleti ruhiyesine / bu kış kar yerine / çocuk ölüleri yağdı gökten!" / böyle yazmıştın / şimdi mektup ölüleri düşüyor / açılan her zarfın içinden.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |