![]() |
![]() |
![]() |
|
Kendimi Engin Civan gibi hissediyorum - 1 ihakki@radikal.com.trBen artık bitmişim. Mahvolmuşum. Bir hamamböceği kadar bile hükmüm yok. Döşeme aralıklarından, süpürgelik altlarından, dolap diplerinden başka her yer bana haram. İnsanların yüzüne bakamaz hale gelmişim. Tüyü bitmemiş sümüklü yetimler aniden ışığı açacaklar da göz göze geleceğiz ve, seni gidi namussuz, bizim hakkımızı yersin ha, diyecekler korkusundan paranoyak olmuşum. Kendimi Halil Bezmen, yok yok antika kaçakçısı Ayşegül Nadir gibi hissediyorum. Hayır hayır, benden olsa olsa Engin Civan olur. Evet, buldum, ben artık bu memleketin Engin Civan'ıyım. Ama kaynanamdan bir gram çıkınım yok. O yüzden Amerika'ya, Hawaii'ye kaçamıyorum. Bir Greencard bile alamıyorum. Peki, ben bu hallere nasıl düştüm? Şu ki, günlerden uğursuz bir gündü. Gökte kara bulutlar yoktu belki. Ama ay bir gece önce yamuk doğmuştu. Ve ben tatildeydim. Dahası, sigaramı yakmış, tellendirmekteydim. Masaya biri oturdu. Daha doğrusu iki kişi oturdu da, öteki, akupunktur sayesinde iki yüz elli bir kilodan iki yüz kırk dokuza düştüğü için bayram yapan İbrahim Bey'di. İşte, nasıl olduysa oldu. İbrahim Bey yeni geleni tanıttı. Kendisi Edip Bey'dir, Beykoz Devlet Hastanesi'nin de baba cerrahıdır, dedi. Efendime söyleyeyim, bu da İ. Hakkı, abuk #sabuk işler köşe yazarı, dedi. Memleket bugünlere geldiyse, millet kalkınıp okuduysa onun sayesindedir, demeyi de ihmal etmedi. Karşıdaki cerrah ya, ortak bir nokta olsun deyip, İ. Hakkı Bey vaktiyle by-pass geçirmişti, diye de ekledi. Keşke ağzını açmasaydı. Edip Bey gözlerini önce gözüme, sonra elimde melul melul tellenen sigaraya dikti. Bu arada pos bıyıklarının sol ucunu aşağıya doğru çekti. Ben, münevveriz, itibarımız bin beş yüz deyip, saygılar efendim, kulunuz köleniz olabilir miyim, demesini beklerken o, ne o elindeki, dedi. Haydaa! İ. Hakkı birden ezilip büzüldü: - Şeyy, sigara. - Hem by-pass'lısın hem de sigara içiyorsun. Sen var ya sen, Amerika'da olsan seni ameliyat etmezlerdi. Daha gözüne bakınca adam olmayacağını anlarlar, bu nasıl olsa geberecek, bari yaşamak isteyen birini kurtaralım, derlerdi. - Ama... ben... ben... - Sen var ya. Senin bu ameliyatın için ne paralar harcandı, biliyor musun? O paralar kimin cebinden çıktı, farkında mısın? Madem gebereceksin, niye saçı bitmemiş yetimin hakkını harcatıyorsun? - Edip Bey... yani doktor bey... ama... - O doktorlar seni kurtarmak için kaç saat harcadı? Beş saat, beş! Sana giden parayla iki okul, üç hastane, Türk Hava Kurumu'na da yedi planör alınırdı. Sen gebereceksin, tamam, ama yazık değil mi memleketin parasına? Hadi ben gebereceğim. Ama... Ama işin içine yetimin hakkını yemek girdi. Benim ameliyat paramla iki adet sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim okulu vs., deyince İ. Hakkı kendini kötü hissetti. Ne kötüsü, kendini düpedüz, milletin paralarını iç edip Amerika'ya kaçan Engin Bey, yani Civan gibi hissetti. Bana artık ölmek bile haram! İmam, nasıl bilirdiniz mevtayı, diyecek. Edip Bey mezar taşıma okkalı bir tükürük atıp, Engin Civan'ın by-pass olmuş hali gibi, şeklinde cevap verecek! Varsın olsun. Keşke her doktor Edip Bey, yani Cangur gibi 'devlet kesesi'ni düşünüyor olsa. Ama bir de sadece 'kendi kesesini' düşünen doktorlar var. Mesela Ergin Eren gibi. Kendisi Kalp Cerrahları Derneği'nin de başkanı. O ne yaptı, yarın da ona bakalım.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |