![]() |
![]() |
![]() |
|
Belki diyorum... Bugün (pazar) saat 12'de Bağımsız Kadın Platformu, İstiklal Caddesi'nin girişinde bir basın açıklaması yapacak. Çünkü, bizler. KONCA KURİŞ'İ SAĞ İSTİYORUZ! Konca Kuriş'i kurda kuşa yem etmemek istiyoruz. Konca Kuriş'e sahip çıkılsın; Konca Kuriş ciddi ciddi aransın; onu kaçıranlar yakalansın, istiyoruz. Kimse, ama hiç kimse, farklı düşündüğü için cezalandırılmasın, evinin önünden kaçırılmasın, 'içeri' tıkılmasın, istiyoruz. Ne kadar birey varsa, o kadar farklı düşünce olacaktır. Bazıları, bazı konularda farklı şeyler düşünecektir. Bu düşüncelerini ifade edecektir. Kimse 'düşünceleri' yüzünden cezaya çarptırılmamalıdır. İnsanı insan yapan bir vasıf yüzünden, düşünüp ifade etmek yüzünden birilerinin cefa çekmesi, ceza görmesi; buna karşılık insanın hayvan tarafı olan yanları: saldıran, öldüren, yaralayan 'güdüleri' yüzünden ceza görmemesi, yakalanmaması, rahatça gezip terör estirmesi, adaletsizliğin, kanunsuzluğun en koyusu, en beteri, bezdireni, yıldıranı değilse, nedir? Konca Kuriş düşündü ve ifade etti. O şimdi kayıp. Kaçırıldı. Onu kaçıranlar ya - ka - la - na - ma - dı. Konca Kuriş düşündüklerini söylediği için bu pazar günü evinde çocuklarına rafadan yumurta pişirmek yerine, bilmediğimiz bir yerde ZORLA tutuluyor. Peki Konca Kuriş için Mersin Emniyeti'nin onca gizlilikle yürüttüğü çabalamalar, nelerdir acaba? Aradan on beş gün geçtiğine göre bunu sormak, sanırım, hakkımız. Kaçırılan birinin bulunması için on beş gün çok uzun bir süre. İç karartacak, kafa bulandıracak, insanı ümitsizliğe sürükleyecek kadar, uzun bir süre... Sonra bu çıldırtıcı sessizlik. 'Dişe dokunan' hiçbir konu üstünde durmamakta kararlı, ısrarlı ve tutarlı bir medya. İlk günler 'İslamcı feminist'in kaçırıldığını ilan edip sonra, şahane bir sessizliğe, aldırışsızlığa gömülen televizyonlar... Tabii zaman geçiyor. Arada Mucize Çocuklar Süleyman Demirel'den 'torpil' istiyor, Bülent Ersoy'la kocası 'ara' veriyor, Sibel Can zil takıp oynuyor, Monica Lewinsky fermuargate'i açıyor; neler neler oluyor. Hülya Avşar tenis maçlarına bile, yarım kilo fazlasıyla, dönüyor. Bu arada 11 giriş katı artı 27 katlık Süzer Center için, tıss yok. İstanbul'un en İstanbul yerinde kanunsuzluğun abidesi yükseldikçe yükseliyor; camları takılıyor. Düşünce suçları af kapsamına alınmayacak. Düşünce suçlarını, Rahşan Ecevit, affetmek istemiyor. İslamcı medya, Konca Kuriş'e sahip çıkma yürekliliğini, dirayetini göstermiyor; gösteremiyor. İnsan hakları denilince, yalnızca İslam hakları değil, insan hakları, düşünce özgürlüğü denilince; ne denli pısırık, tutuk, çıkarcı olabildiklerini sergileyip bir kez daha sınıfta çakıyorlar. İşe yaramayan her konuda konuşur gibi yapma üstadı Sayın Cumhurbaşkanı, ağzını hiçbir dişe dokunur konuda açmama kararını sadakatle, inatla, azimle sürdürüyor. Münazaralardan münazara beğenince hep 'Başkanlık Sistemi'ni beğeniyor. 'Başımızda daha kaç on yıl kalmayı planlıyor?' diye korku içinde köşelerimizde büzülüyoruz. Zaten bizim de pek bir şey yaptığımız yok: Korku içinde köşelerimizde büzülüyoruz. Köşelerine büzülmeyenlerin hali ortada. Evinin önünden minibüse attıkları gibi... Bu topraklar, her geçen gün biraz daha kanunsuzluğun toprakları. Bu topraklar, her geçen gün biraz daha umutsuzluğun toprakları. Bu topraklar... Kesiyorum. Birkaç zamandır pazar günlerine 'neşeli' bir konu denk düşüremiyorum. Hakikaten daha şen, daha şakrak pazar yazıları yazmak istiyorum. Pazar günlerinin o evcil ağırlığına, bir de ben yazılarımla abanmak istemiyorum. Ama ne yalan söyleyeyim; keyfim yerinde filan değil. Keyfim, yaz tatiline çıktı. Beni geride bıraktı. Öyle istasyonda unutulmuş bir kara bavul gibi, yazın bitmesini bekliyorum. "Belki" diyorum, "yakında mükemmel bir şeyler olur. Bu tıkanık damarları açacak bir şeyler. Keyfimi yerine getirecek bir şeyler. Beni bu istasyonda unutulmuş kara bavulluktan çıkaracak bir şeyler." "Belki" diyorum, "çok iyi, çok umulmadık bir havadis alırım. En karanlık anımda kapımı çalar. Bu kadar dibe vurmuşken, dipteyken, iki ayağımı birbirine çarptığım gibi, 'Oz Büyücüsü'ndeki kızın iki kırmızı ayakkabısını birbirine vurduğu anlardaki gibi, benim de başıma harikulade iyi bir şey gelir." "Belki" diyorum, "Konca Kuriş'i serbest bırakırlar." "Affet bacım" derler, insan yanları harekete geçer. "Biz ettik, sen etme" derler. Konca Kuriş sağdır, salimdir. Evine, çocuklarına döner. Kapıyı çalar. Kapıyı birisi açar. "Ben geldim" der. "Anahtarım yanımda yoktu. Onun için kapıyı çaldım." Çocukları boynuna atılır. Hıçkıra hıçkıra ağlarlar. Kavuşmanın sevincinden. Bahar yağmuru gibi. Bahçeyi yıkayan. O güzel ağlamalardan birini tuttururlar.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |