![]() |
![]() |
![]() |
|
Vardiya sonunu bekler gibi... etusalp@radikal.com.trKendisi yeryüzünün yüzlerce metre altında maden işçisi. On iki yıllık 'kazmacı'. Oğlu dört duvarın arkasında siyasi. E tipinde üç yıldır 'meydancı'. Gökyüzüne hasret yaşamlar bir sabah af haberiyle altüst oluyor. Yeryüzünün altında da, dört duvarın arkasında da sessiz bir bayram başlıyor. Kozlu'nun, Gedik'in, Üzülmez'in, Armutçuk'un, Kilimli'nin, Amasra'nın, Karadon'un tüm ocakları 'vardiya sonu bekler gibi' af bekliyor. Zonguldak'ın tüm galerilerinde, damarlarında, tabanlarında, lağımlarında, domuzdamlarında kanat çırpan af, duvarları delip geçen gün ışığı oluyor. Kazmacı baba vardiya sonunun gün ışığı özlemini cezaevi kapısına taşıyor. Kara elması oğlunun kokusunu her gün biraz daha yakından duya duya kazıyor. Emeğini, alın terini ve verdiği oyu helal edip uyuyor. Emeğini, alın terini ve verdiği oyu helal edip uyanıyor. Her gün dalga dalga yayılan af umudunun üstünde düşen göçükten sonra düş kurmaktan vazgeçiyor. İktidar partisinin sınırlı af söyleminin oğlu için ne demek olduğunu anlıyor. Dişlerini sıkıp kazmasını vuruyor. Kozlu'nun, Gedik'in, Üzülmez'in, Armutçuk'un, Kilimli'nin, Amasra'nın, Karadon'un tüm kazmacıları, kancacıları, pulcuları, domuzdamcıları, lağımcıları, taramacıları, düğmecileri, motorcuları, marangozları, sinyalcileri, yol vericileri, vinççileri, ajestörleri, tulumbacıları, sıhhiyecileri, kapıcıları, nezaretçileri, şefleri, teknik elemanları, mühendisleri ile birlikte kara elmasın bin yıllık umudu Karaoğlan'a lanet okuyor. İktidar partisinin 'affın bir kez daha düşünülmesini önermesinden' bir gün sonra aldığı mektubu okurken, oğlu için kurduğu özgürlük düşünden vazgeçiyor, 'yaşasın yeter' diyor. Üç yıldır meydancı oğul, on iki yıllık kazmacı babasına sağlığının iyi, moralinin yüksek olduğunu yazıyor. "Aslında siz umutlandınız ama biz hiç umutlanmadık..." diyor. Aftan söz edenlerin oynadıkları oyunun büyüklüğünü anlatıyor. "İster özgür olalım, ister tutsak, umutlarımızla oynatmayalım baba" diyor. Üç beş oy uğruna beklentilerle oynamanın, umut ticareti yapmanın işkenceden farkı olmadığını söylüyor. Yeryüzünün yüzlerce metre altında madenci lambasının ışığında okunan satırlar çocukların adam olduğunu kanıtlıyor. "Günlük yaşamın içinde kimi zaman bir görüntü, esinti, renk, koku, ses belleğin gizemli kapısını vuruverir ansızın. Faydalanmak istedikleri budur baba. İçeridekiler dışarıyı, dışarıdakiler içeriyi anımsar. İşte o an başlar zaman içinde yolculuk. Sıkı durmak zamanıdır o an. Bir kez daha aldanmamanın / yanılmamanın zamanıdır. Yararlanmak istedikleri o andır baba. Biz aldanmıyoruz, siz de aldanmayın. Bize özgürlük vaat edenlerin sizin coşkunuzu, özleminizi, sevginizi, acınızı pazarladıklarını unutmayın." Son sözü madenci baba söylüyor. "Beş yıl daha yatar, adam gibi çıkar" diyor. "Kazmacılık gibi bir meslek demek ki meydancılık" diye seviniyor. Af umudunu yüreğine gömüyor. Kazmalara, küreklere, kompresörlere, vagonlara, raylara, nakliyat motorlarına, bantlara, paletlere başka gözle bakıyor. Gün ışığına hasret emektar yaşlı katırı okşuyor. Umudu öfkeye dönüşüyor. Karanlıkta kayboluyor.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |