![]() |
![]() |
![]() |
|
Tasarım fozatay@radikal.com.trDün otomotiv sektörüne ilişkin rakamlar yer aldı bu köşede. Hazır bu sektörden söz açılmışken, yalnızca bu sektöre özgü olmayan, ama bu sektörde daha da belirginleşen bir konu üzerinde durmakta yarar var. Otomotiv Sanayicileri Derneği'nin Internet sayfasından alınabilen bazı rakamlar şöyle: 1963 yılında toplam 11 bin araç üretimi var. Bu sayı, geçtiğimiz yıl 400 bine çıkıyor. 1998'in ilk yarısında sektörün üretimi 212 binin biraz üzerinde. Bunun yaklaşık 126 bini otomobil, 33 bini ise traktör. 19 bine yakın da kamyon üretimi var. Yan sanayi üretimini de katarsanız hesaba, oldukça önemli bir üretim hacmi söz konusu. Geçtiğimiz yıl, yan sanayi dahil, sektörün ihracatı 1.3 milyar doların biraz üzerinde. Bu yılın ilk altı aylık ihracatı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 15 daha fazla. İlk altı aydaki 730 milyon dolarlık ihracatın yüzde 72'si yan sanayiden geliyor. Fabrikalarda 30 binin üzerinde çalışan var. Kısacası, yan sanayi ile birlikte ele alındığında, ihracat, üretim ve istihdam hacmi ile çok önemli bir sektör otomotiv sektörü. Devrim otomobilini hesaba katarsanız, imalatın başlangıcı 1960'a gidiyor. Peki, Devrim otomobilini, ilk yerli tasarım otomobili, hesaba katmamak mümkün mü? Ülkenin en saygın mühendislik okullarının duvarlarını, örneğin ODTÜ Makina Mühendisliği bölümününkini, Devrim'in resimlerinin süslüyor olmasının nedeni nedir? Ya da soruyu tersine çevirsek: Mazisi neredeyse 40 yıla ulaşan bir sektör, hem de çok büyük bir sektör, neden kendi tasarımı bir ürünü dünya piyasalarına kabul ettirememiştir? Neden bir dünya markası oluşturamamıştır? Denilebilir ki, bu sektör, bir dünya markası yaratmak zorunda değil. Olabilir. Yan sanayi ile birlikte bunca istihdam yaratıyor olması tek başına yeterli de sayılabilir. Tasarımlar, yeni modeller 'merkez'den gelmeye devam eder. Yeni tesisler kurulur. Bunların bir kısmı, 'merkez'in üçüncü ülkelere ihracat yapmak için kurduğu tesisler de olabilir. İstihdam ve yaratılan katma değer daha da artabilir. Hepsi güzel ve de olumlu. Ama asıl sorun başka: Tasarım yapmadan, araştırma yapmadan ekonomide önde gelen ülkeler arasına girmek mümkün mü? Ekonomik sistemimizde aksayan nedir ki, çok büyük bir sektörünün yapısı böyle (merkeze bağımlı olarak) şekillenmiştir? Bu, tekil bir sektöre özgü bir olgu olsa sorun yok. Sorun, bunun genel bir 'hastalık' olması. İstisnalar da var elbet. Mesela Aselsan. Tek başına Aselsan'da, hem de tasarım bürolarında, otomotiv sektöründe çalışan toplam mühendis sayısının yarısından fazla mühendis çalışıyor. İstikrarı sağlamaya yönelik makro politikalar bir gün elbet uygulanacak. O zaman da yukardakine benzer sorular ön plana çıkacak.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |