![]() |
![]() |
![]() |
|
Ligden önce fırtına geldi Futbolda iki tip düşünce yapısı var. Bunların her ikisi de kendi mantığı içinde geçerlidir. Bir tanesi, ki uzun vadede her zaman geçerli olan düşünce yapısıdır. Oyunculara değil, takım düzenine ve ona monte edilen yıldızlara dayanan futbol modelidir. Örneğin Alman, İngiliz ve hatta biraz şaşırtacak ama Brezilyalı futbol adamları bu şekilde düşünür. Eğer Brezilya öyle uygulamıyor derseniz Dunga'nın Taffarel'in, Aldair'in, Leonardo'nun takımlarını finale taşıyan isimlerin başında geldiğini hatırlayalım. Futbolcu kolay yetişmiyor. Futbol takımı kolay yaratılmıyor. Bu tip takımlara Türkiye'deki örnek model Galatasaray, Beşiktaş ve Samsunspor'dur. Bir diğeri, en ufak bir başarısızlıkta derhal değişikliğe gitmeyi öneren ve futbolcuya dayalı düzenden yana olan düşünce yapısıdır. İspanya, Güney Amerika, hatta İtalya'da böylesine çok örnekler var. Bursaspor, Trabzonspor ve ligin yenileri bu hiç geçmeyen modayı hemen yakalarlar. Sonuçlar da ortadadır. Hatta Milli Takım bile bu mantığın dışına pek taşamaz. İşte Fenerbahçe şimdi böyle bir yol ayırımına yine geldi. Daha sezon açılalı dün bir, bugün iki. Takım Lazaroni ve arkasından Bariç dönemlerini inanılmayacak kötü ve yıpranmış geçirdi. Şimdi adı pek de duyulmamış ama sistem ve çalışma adamı olduğu belli olan Löw ile "rehabilitasyon" dönemine girildi. Elbette ki bu dönem sancılı ve sonuçlar açısından pek iç acıcı olmayacaktı. Kabul, belki de bu kadar kötü olmazdı. Ama sıkıntının Teknik direktör Löw ile santrforlara yüklenmesi son derece yanlıştır. Sarı - Lacivertliler bu yıl nasıl olsa Türkiye Kupası'na katılamayacak. Geriye kalıyor lig şampiyonluğu. O ise bir maraton ve uzun soluklu bir iştir. Öyle fark açılsa bile kimse kendini baştan şampiyon ilan edemez. Ya da "Bu yılki Fenerbahçe takımından bir şey olmaz" diyemez. Ya herkes sabrı öğrenecek ya da Fenerbahçe özellikle son yıllarda giderek içine düştüğü oportünizm (fırsatçılık) ilkesinin sınırsız tuzakları içinde kaybolacak. Yani herkese zor gelse de, bırakın bu yıl "yenileme yılı" olsun. Ama ilkeler doğru konsun. Şimdi bir başka söylenti dolaşıp duruyor: "Löw'ün işi bitti, ne olursa olsun Göteborg'dan geri dönemez. Almanya'ya gönderilir. Fenerbahçe'ye hafif geldi." Peki, kelle avcılığı hala bitmedi mi? Sarı - Lacivertliler'e soruyorum. Gerçekler açıklansın. Onu gönder, bunu kov, kimse gelmek istemiyor. O nedenle dördüncü tercihiniz olan Löw ile anlaşmak zorunda kaldınız. Eğer aynı şeyi yaparsanız, bu kez ya kulübün tapusunu vereceksiniz ya da sekizinci tercihiniz ile anlaşacaksınız. Ayrıca Kemalettin, hatta Erol'dan kurtulmak isteyenleri de hiç anlamıyorum. Böylece bir yandan delici, fizik gücü yüksek santrfor ararken, öte yandan takım "halı saha" zihniyetine teslim oluyor. Galatasaray ve Beşiktaş karşısında genç takımdan gelenlerin temposuna teslim olunduğunu kimseler nasıl görmez. Körler Ülkesi'nin takımı ile ilgili herkesin gözü görmez mi oldu acaba...
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
|
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |