Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...


20 Ağustos 1998

Gazi davası, başladığı gibi

Gazi olaylarının üzerinden 3.5, dava açılmasının üzerinden iki yıl sekiz ay geçmesine karşın ilerleme kaydedilmedi. 11 duruşmada 24 bin 200 kilometre yol kat eden maktul yakınları, sanık polislerin 'Af çıkacak, serbest kalacağız' demelerini çaresizlikle dinliyor
BİROL ÇALLIOĞLU
İSTANBUL - 12-13 Mart 1995'te Gazi Mahallesi'nde meydana gelen olaylarda yaşamını yitiren 17 kişiden dokuzunu öldürdükleri iddia edilen 20 polisin yargılandığı dava tam anlamıyla sürüncemede kaldı. Olayın üzerinden 3.5, davanın açılmasının üzerinden ise iki yıl sekiz ay geçmesine karşın ilerleme kaydedilemedi.
Davanın ikinci duruşmasında hakkında gıyabi tutuklama kararı verilen polis memuru Orhan Durmuş, bir yıldan uzun bir süredir yakalanamadı. Duruşmaların başlamasından bugüne dinlenmesi gereken 53 tanık, can güvenlikleri olmadığı, korktukları, mahkeme davetiyesi ellerine ulaşmadığı ya da davanın Trabzon'da görülmesi nedeniyle ifade veremedi.
Sanıkları polis olan davada, deliller polis tarafından toplanmaya çalışılırken, olayların tanığı olan polis müdürlerinin ifadeleri de alınmadı. Müdahil avukatların, maktullerin cesetlerinden çıkan 'uzun menzilli silah' mermilerinin hangi silahtan atıldığını tespit etmek için, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki uzun menzilli silahların tespit edilmesi talebi mahkeme tarafından reddedildi. Olaylar sırasında polis telsizinden geçen konuşmaların kaydedildiği bandın çözümünün istendiği polis, 'terör ve asayiş kanallarını' çözemezken, 'trafik polisi kanalı'nı kelimesi kelimesine çözerek mahkemeye gönderdi.

Aileler 24 bin kilometre kat etti
Tüm bunlara karşı bir şey yapamayan Gazi mahallelileri en çok ise 'af' söylentileri üzüyor. 11 duruşmada 24 bin 200 kilometre yol kat eden maktul yakınları, sanık polislerin, gözlerinin içine baka baka, "Af çıkacak serbest kalacağız" demelerini çaresizlikle dinliyor.
Kızı Zeynep Poyraz'ın öldürüldüğü olaylarla ilgili dava nedeniyle işlettiği marketi kapatmak zorunda kaldığını anlatan Cemal Poyraz, ailelerin adaletten başka bir şey istemediğini ve suçluların cezasının verilmesini beklediklerini belirtiyor.
Davanın Trabzon'a gönderilmesinin sanıklara cesaret verdiğini hatırlatan Poyraz, "Suçlular cezalarını çekerlerse Gazi halkının yarasına merhem sürülür. Ama bu yasalarla sanıkların cezalandırılacağına inanmıyorum. Eğer sanık polisler cezalandırılmazsa yarın yine cinayet işleyecekler. Polisten hesap sormayan devlete vergi vermek içimden gelmiyor" diye konuşuyor.
Menekşe Poyraz ise, eski Mali Şube Müdürlüğü Binası'nın arkasında işlettikleri markette polislere yemek hazırladığını, oysa polislerin kızını öldürdüğünü söyleyerek başlıyor sözlerine. Olaylardan önce tanışmadıkları aileleri şimdi birkaç gün görmeyince özlediklerini belirten Poyraz, "Morgda Zeynep'le, Fadime Bingöl ve Dilek Sevinç'i bir yere koymuşlardı. Kanları birbirine karışmıştı. Şimdi onlarla kardeş gibi olduk" diyor. Poyraz, çocuklarını öldürenlere cezalarını vermesi halinde devlete tekrar güvenebileceklerini söylüyor.

Polisler birer birer tahliye edildi
Davanın ikinci duruşmasında 20 polisten sekizi hakkında tutuklama kararı verildi. Ancak ilerleyen davalarda polisler teker teker tahliye edildi. Müdahil avukatlardan Remzi Kazmaz, olayların başlangıcı sayılan Mehmet Gündüz'ün cemevi önünde öldürülmesinin aydınlatılmak istenmediğini öne sürüyor. Sanık olması gereken emniyet müdürlerinin tanık olarak bile ifadelerinin alınmadığına dikkat çeken Kazmaz, bu müdürler hakkında en azından 'görevi ihmal' suçlamasıyla dava açılması gerektiğini ifade ediyor. Dönemin Terörle Mücadele Şube Müdürü Reşat Altay'ın tanık olarak ifadesinin alınamadığını, dönemin İstihbarat Şube Müdürü Hanefi Avcı'nın tanık olarak dinlenilmesi talebinin reddedildiğini vurgulayan Kazmaz, dönemin valisi Hayri Kozakçıoğlu ve Emniyet Müdürü Necdet Menzir hakkındaki fezlekelerin İstanbul Valiliği'nce üç yıldır bekletildiğini iddia ediyor. Gazi davası ile Susurluk bağlantısının ortaya çıkmasından korkulduğunu söyleyen Kazmaz, "Hanefi Avcı dinlenmiyor, 'Yeşil'le ilgili iddialar araştırılmıyor. Maktullerin vücudundan çıkan mermilerle karşılaştırılması amacıyla, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde kayıtlı uzun menzilli silahların dökümünün istenmesi talebimiz kabul edilmedi. Olaylar sırasında polis telsizi ve panzerde görevli polislerin konuşmalarının kaydedildiği bandın çözümü eksik olarak geldi" diyor. Gazi olaylarını belgesel bir film ve kitap haline getirmek için çalıştığını kaydeden Kazmaz, Emniyet'in delillerin toplanmasını güçleştirdiğini ve gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracaklarını söylüyor.

Dava 2.5 yıl sonra başladı
Gazi olayları ile ilgili soruşturmayı Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı yürüttü. Gaziosmanpaşa Savcılığı'nın fezlekesi ile 20 polis hakkında dava açan Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı, sanıklar hakkında 'müdafaa ve zaruret sınırını aşarak faili belli olmayacak şekilde adam öldürmek' iddiasıyla dava açtı. Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi, daha başlamadan, davanın güvenlik gerekçesiyle başka bir şehre naklini istedi. Talebi uygun gören Yargıtay 10. Ceza Dairesi, davanın Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesini kararlaştırıldı.
'Gazi Davası'nın ilk duruşması 15 Kasım 1995'te Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Başkanlığını, daha sonra duruşmadan çekilecek olan Hüseyin İmamoğlu'nun yaptığı mahkeme, sanıkların devlet memuru olması nedeniyle, yargılanabilmeleri için 'Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu'na göre 'lüzum-u muhakeme' kararının verilmesini isteyerek yargılamanın durdurulmasını kararlaştırdı.

Başkandan ilginç gerekçe
Bundan sonra dava dosyası 22 ay süre ile Yargıtay, Yargıtay Genel Kurulu, Rize Ağır Ceza Mahkemesi ve Adalet Bakanlığı arasında gidip geldi. Yargıtay Genel Kurulu'nun yargılamanın durdurulması kararının temyiz edilemeyeceği ancak itiraz edilebileceğine karar vermesi üzerine müdahil taraf, yargılamanın yapıldığı mahkemeye en yakın mahkeme olan Rize Ağır Ceza Mahkemesi'ne itiraz etti. Rize Ağır Ceza Mahkemesi'nin, itirazı kabul edip 'yargılamanın durdurulması kararı'nı kaldırılması ile yargılamaya başlanabildi. Ancak bu arada, ilk duruşmada yargılamayı durduran mahkeme başkanı Hüseyin İmamoğlu, 'yargılamada polislerden taraf' olduğunu belirterek davadan çekildi. Yargılama, oluşturulan yeni heyetle 16 Eylül 1997'de başlayabildi.
Davada sanık polisler Adem Albayrak, Mehmet Metin Gündoğan, Hamdi Özata, Hasan Yavuz, İsa Bostan, Süleyman Memişçi, Sedat Özdemir, Hayrullah Şişman, Ali Doğan, Metin Çakmaz, Yakup Murat, İbrahim Serdar, Orhan Durmuş, Mehmet Türk, Mustafa Keleş, Uğur Duran, Selçuk Biçer, Ali Ulukaş, Ahmet Türkmen, Yetkin Korkut, dokuz kişinin ölümü, beş kişinin de yaralanması suçlamasıyla TCK'nın 448, 456, 457 ve 463'üncü maddelerinden yargılanıyor.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız