![]() |
![]() |
![]() |
|
|
Şirket birleşmeleri, özelleştirme ve rekabet ekatircioglu@radikal.com.trGelmiş geçmiş en büyük şirket birleşmelerinden biri daha geçenlerde açıklandı. BP ve Amoco gibi iki dev petrol şirketi güçlerini birleştirdiler. Mayıs ayındaki ChryslerDaimler Benz birleşmesinden de daha büyük bir birleşme bu. Son yıllardaki dev şirket birleşmelerini düşününce insanın aklına şu soru takılıyor: Bu birleşmeler ve satın almalar böyle devam ederse sonunda kaçınılmaz olarak dünya ekonomisi üçbeş şirketin kontrolü altına mı girecek? Öyle ya daha şimdiden çeşitli sektörlerde birkaç şirket dünya üretimine ve ticaretine egemen durumda değil mi ki? Birleşme ve satınalma konuları daha henüz Türkiye'yi pek ilgilendirmiyor gibi. Türkiye'deki şirketlerin çoğunun hala aile şirketi olması ve ailelerin de şirketleri üzerinde mutlak kontrolden memnun olmaları bir başka şirketle birleşerek büyümeyi anlamlı kılmıyor. Ama durum özelleştirmeyle ilgili. Çünkü özelleştirme hem bir dışsal büyüme imkanı, hem yeni pazarlara girme imkanı ve tabii ki bunların sonucu tm ekonomi üzerinde artan bir kontrol imkanı veriyor. Bu nedenlerden dolayı da bazı kişiler yapılacak özelleştirmelerde özellikle bu sonuncusuna yani bazı grupların kontrol güçlerinin artmasına yol açılmaması için özel bir gayret gösterilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Peki ama neden? Dünyada yeni devlerin oluşmasına yol açan birleşme ve satın almalara kolaylıkla izin verilirken, o dünyanın oldukça cılız bir parçası olan Türkiye'deki özelleştirmelerde 'titizlenmeye' ne gerek var? Hem zaten küreselleşme denilen süreç aynı zamanda yerli şirketlerin dünya ölçeğinde rekabetçi olmalarını gerektirdiğine göre yerli şirketlerin özelleştirmeyle -ya da başka yollarla ülke ekonomisinde güçlenmeleri onların dünya rekabetinde de güçlenmeleri anlamına gelmeyecek mi? O zaman problem ne? Neden bu titizlik? Tabii ki yerli şirketlerin büyümeleri iyi bir şey. Büyürken yapacakları yatırımların ülke ekonomisine katkısı da kuşkusuz büyük olacaktır. Ama sorun birilerinin büyürken, büyüme potansiyeli olan diğerlerinin yaşama şansını ortadan kaldıracak bir ekonomik ortamın yaratılmaması sorunudur. Titizlik bunun için gereklidir. Çünkü özelleştirmelerle zaten bozuk olan rekabet ortamı, daha da bozulursa, ekonomimizde ne bizi dünyada rekabetçi bir konuma taşıyacak üretkenlik ve ne de yaratıcılık gelişir. Dünyada bambaşka bir rekabet basıncının doğurduğu büyük şirket evliliklerine bakıp Türkiye'de devler yaratmayı sakıncalı görmemek ya da özellikle böyle bir amaca sahip olmak, Türkiye ekonomisinin gerçekleriyle uyuşmaz. Bir zamanlar Özelleştirme İdaresi'nin en üst düzeyinden bir yetkiliyle çimento şirketlerinin özelleştirilmesiyle ilgili yaptığımız bir konuşmada itirazlarımıza karşılık olarak almış olduğumuz, "Adamların zaten o bölgede iki şirketleri var, bir üçüncüsü olsa ne olur ki" cevabını hiç unutamadık. Oysa tüm konuşma süresince belirtmek istediğimiz, sakıncalı bulduğumuz da buydu. Tabii ki durum şimdi farklı ama yine de vurgulamakta yarar var gibi.
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. |
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |