Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...


Yeni vergi kanunu

22.7.1998 tarihli ve 4369 sayılı yeni vergi kanununun bir maddesi, muhasebe kurallarının temelini oluşturan 'tarihi maliyetle değerleme' kuralına bir istisna getirmiştir. Yeni kanunun 6. maddesi ile Vergi Usul Kanunu'nun 279'uncu maddesi değiştirilmiş ve hisse senetleri ile bazı yatırım fonu katılma belgeleri 'dışında kalan her türlü menkul kıymet'in borsa rayici ile değerlenmesi kuralı, vergi muhasebesine yeniden getirilmiştir. Bu kural, 1950 yılından sonra, gelir, kurumlar ve vergi usul kanunları uygulamalarının ilk 13 yılında, hisse senetlerini de kapsayacak biçimde uygulanmıştır. Bu dönemde, maliyetle değerleme yöntemi dışındaki bu uygulamanın ortaya çıkardığı sakıncalar belli olmuş, bu kanunların 1963'teki değişiklikleri sırasında muhasebenin temel kuralına geri dönülmüştü. Şimdi Maliye Bakanlığı, tüm varlık değerlemelerinin 'tarihi maliyetle' yapılmasını zorunlu tutarken, bazı menkul kıymetler (devlet borçlanma senetleri ile çoğunluğu devlet borçlanma senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri) için 1963'te sakıncalı bulunarak değiştirilen 'borsa rayici' esasını yeniden uygulamaya koymaktadır.
Maliye Bakanlığı'nın muhasebe standartlarına aykırı bu kuralı yeniden yürürlüğe koymasının nedeni açıktır: Söz konusu menkul kıymetlerin değeri borsada sürekli artarken, ticari işletmelerin elinde bulunan menkul değerlerin değer artışlarının, bu varlıkların elden çıkarılmasını beklemeden vergilendirilmesinin sağlanmasıdır. Oysa bu tür varlıkların, bazı dönemlerde değerleri yükselirken, bazı dönemlerde fiyatlarının düşmesi kaçınılmaz bir ekonomik kuraldır. Finansal pazar koşullarındaki değişmeler, bazı dönemlerde bu tür varlıklarda da değer kayıpları yaratmaktadır. Borsa rayici esası uygulanacaksa, borsadaki fiyatlarının düşmesi halinde ortaya çıkacak varlık değeri kayıplarının da zarar yazılması, yani vergi matrahından indirilmesinin Maliye'ce kabul edilmesi gerekecektir.
Enflasyon ortamlarında çok eleştiriye uğrayan 'tarihi maliyetle değerleme' kuralından muhasebecilerin vazgeçememesinin nedeni, işte bu basit ve anlaşılması kolay gerçeğin uzun yılların deneyiminden sonra anlaşılmış olmasıdır. Menkul kıymetlerde bu işin anlamsızlığı iyice anlaşılamazken, örnek olarak, işletmede kullanılan bir binanın, aynı mantıkla ve 'borsa Rayici' ile değerlendirilerek vergilendirildiğini düşünürsek, işin ne kadar mantık ve akıl dışı olduğu kolayca anlaşılabilecektir. Varsayalım ki, bir ticari işletmenin, inşa halinde bir fabrika binasından başka bir ticari faaliyeti yoktur. İnşa halindeki binanın piyasa değeri, elde bulundurulan süre içinde, iki katına çıkmıştır. Dönem sonlarında değerleme kuralını, piyasa fiyatı (borsa rayici) olarak uygularsanız, henüz hiç faaliyette bulunmamış ve bu nedenle de hiç kâr etmemiş işletmeyi, durumuna göre, kurumlar vergisi ve gelir vergisi oranları ile vergilendirmek gerekecektir. Bunun vergileme alanındaki adı, 'kazanılmamış gelirin', yani servetin vergilendirilmesidir. İşletmelerin ellerinde bulundurdukları varlıkları satmadan, varlıklar durduğu yerde değer kazanırken, değer artışlarının haksız ve yersiz biçimde vergilendirilmesini önlemek için muhasebeciler, 'tarihi maliyetle değerleme' kuralını benimsemişler, herhangi bir varlık değeri artışının ele geçmeden vergilenmesine izin vermemişlerdir.
Hızlı enflasyon dönemlerinde muhasebecilerin, para değerinin değişmeyeceği varsayımı ile saptanan 'tarihi maliyetle değerleme' kuralı çok eleştirilmiş, türlü 'enflasyon muhasebesi' yöntemlerinin geliştirilmesine neden olmuştur. Bununla birlikte, bulunan tüm enflasyon muhasebesi yöntemleri de, yeni sorunlar yaratmıştır. Sonunda Batılı ülkeler, çareyi, enflasyonun ekonomik sistemlerden ayıklanmasında bulmuşlar ve elbirliği ile enflasyonu yasaklamayı uygun görmüşlerdir. Para değerinin değişmediği ortamlarda 'tarihi maliyetle değerleme yöntemi', muhasebenin vazgeçilmez bir kuralıdır. Maliye Bakanlığı'nın uzun yıllar geçmeden bu temel yanlıştan dönmesini diliyoruz. Enflasyon durdurulamıyor diye, kazanılmamış varlık değeri artışlarının ticari kazanç gibi vergilendirilmesi bir devlet işkencesidir. Ve temel muhasebe kuralına konulan istisna küçümsenmemelidir. Maliye Bakanlığı, muhasebe kuralı yaratılmasını meslek örgütlerine bıraksa, hepimiz rahat edeceğiz.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->
    

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika]
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans]
[Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız