![]() |
![]() |
![]() |
|
|
Bombalar ve demokrasi ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın, Kenya ve Tanzanya'daki bombalama olaylarının ardından yaptığı bir konuşmasına, daha önceki bir yazımda (Radikal, 13 Ağustos 1998) yer vermiştim. Albright'ın konuşması şöyleydi: "Eğer soruşturmalar, saldırıların başka bir ülke tarafından düzenlendiğini gösterirse, Birleşik Devletler karşılığını verecektir."O yazımda, bunun, kurumsal bir uluslararası işbirliği ve ortak hareketten çok, 'bizzat ihkakı hak' vurgusu taşıdığını belirtmiştim. Bu tavır, devletlerin terörle mücadele konusundaki tutarsız tavırlarının hem nedeni hem de sonucu sayılabilecek nitelikte bir açıklamaydı. Newsweek dergisinin son sayısında, ABD Dışişleri Bakanı'nın, yine bu konuya ilişkin bir yazısı var. Albright, bir başka konuya dikkat çekiyor: "(Halkımızın emniyeti) ayrıca, demokrasinin geliştirilmesi, ses getiren ekonomik uygulamalar ve hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmesi konusundaki çabalarımızın başarısına da bağlıdır." Albright'ın, bununla ilgili ve yazıda spot olarak kullanılmış görüşüyse şöyle: "... terörizmle mücadelenin en iyi yolu demokrasiyi yaygınlaştırmaktır." Demorasinin yaygınlaştırılması çabalarına karşı bir itiraz ileri sürmek kolay olmayabilir. Anlaşıldığı kadarıyla, böyle bir 'çaba'nın öncelikli hedefleri demokratik olmayan rejimler olsa gerek. Hadi, Irak'taki 'CIA Peşmergeleri' modelini bir tarafa bırakalım. Hepsi değilse de, bu rejimlerin bir kısmı ABD'nin önemli müttefikleri arasındadır (örneğin Suudi Arabistan). Demokrasi tohumlarının ekilmesi ne kelime, Suudi Arabistan, Hobar'daki bombalama olayının ardından, bugün Kenya ve Tanzanya'da görülen bir teknik soruşturma konusunda bile, ABD ile işbirliğine girmekten kaçınmıştı. Bunun, Suudi Arabistan bakımından geçerli, iç siyasi nedenleri olabilir; ama gerçek buydu. Öte yandan ABD'nin, bu 'demokrasi ihracatı' bağlamında, 'demokrasi' kavramının içini nasıl doldurduğu ve bu konudaki tutarlılığı, uzun yıllar boyu pek de iyi bir şöhrete sahip olmadı. Bundan anlaşılan, daha çok genel seçimlerin yapılması etrafında dönüyordu ve hatta bazı vak'alarda bunun sonuçlarının da pek kaale alındığı söylenemez. Dolayısıyla bu seçim vaadine uyulmadığı iddiası, örneğin Nikaragua'ya karşı kullanılan örtülü ve açık, askeri ve yarı askeri tedbirlerin gerekçeleri arasında yer alabildi. Ama denilebilir ki, bunlar Soğuk Savaş devranının gerekleriydi, geldi geçti. Fakat her tür ilişkide olduğu gibi, uluslararası ilişkilerde de bir algılama payına değer verilecekse, mazinin etkisi de göz ardı edilmemek durumundadır. 1990'lı yıllarla birlikte, ABD'nin o 'demokrasi ihracı' çabaları bir farklılık arz etmeye başladı. Bu, görüldüğü kadarıyla, demokrasi için yerel işbirliği noktaları ve hatlarının belirlenmesi ve desteklenmesi gibi bir seyir izliyor. 'Demokrasi teknolojisi'nin aygıtları üzerinde durularak, kullanma eğitimi verilmeye çalışılıyor vb. Direngen alıcılar bir yana, bu ilişkinin yürüdüğünü varsayalım. Bu, terörün önlenmesine nasıl katkıda bulunabilir? Ülke içinde, demokratik bir denetimin bilenmesine yol açtığı oranda, hukukun üstünlüğü ve saydamlık gibi kavramların işlenmesine ya da böyle bir işbirliğinde bulunan yerel çevrelerin özgüveninin artmasına yardımcı olabilir. Ama terörizmle mücadelede, uluslararasında kullanılan hukuki ve teknik araçların olabildiğince yeknesaklaştırılmasına çalışmak hayati önemdedir. Bu durumda, ABD'nin, örneğin dört ay önce Dışişleri Bakanlığı'nca yayımlanan Patterns of Global Terrorism raporunda da teslim edilen, 'terör' kavramı üzerindeki bulanıklığı, öncelikle kendi bakımından gidermek ve bunun için uluslararası işbirliğine yönelmesi gerekmez mi?
[Yorum] [Dış Haberler] [Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. |
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |