Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Maksat Milliler'e ayıp olmasın

Budapeşte'de dün sona eren 17. Avrupa Atletizm Şampiyonası, tek dünya rekorunun dahi çıkmadığı bir organizasyon olarak tarihteki yerini aldı. Uygun iklim koşulları ve yüksek teknolojik olanaklara rağmen atletlerin, bırakın rekor kırmayı, rekorların yakınına bile yaklaşamadığı bu şampiyonada derecelerin düşük olması, bizim sporcularımızın aradaki uçurumu biraz olsun kapatabilmeleri açısından bir şanstı. Ama onlar bunu kullanamadı.
Tarihinde ilk kez böylesine üst düzey bir organizasyonda 11 sporcu ile 13 branşta yarışma fırsatı yakalayan Türkiye, ne yazık ki bu şansı çok kötü harcadı.
Şampiyona öncesi sporcularımızdan yeni Türkiye rekorları ve birkaç dalda final yarışı seyretmeyi bekleyenler fena halde yanıldı. Ne bir Türkiye rekoru kırıldı, ne de final heyecanı yaşayabildik Budapeşte'de. Bu sonucu doğuran nedenlerle, Türkiye'nin Dünya Atletizmi'ndeki yerini Radikal'de önümüzdeki günlerde geniş çapta ele alacağız. Bu kez umut taciri yetkililer değil, rakamlarla gerçekler konuşacak...
Avrupa Şampiyonası'nın sponsorlarından Ericksson, organizasyonu izleyen medya mensupları arasında önceki gün bir yarış düzenledi. Konu aylar öncesi, akreditasyonların yapıldığı dönemde herkese duyrulduğu için koşuya ilgi büyük oldu. "Ericksson Medya Cup"a 39 ülkeden tam 82 basın mensubu kayıt yaptırdı. Bunlar arasında bir Türk vardı, o da bendim... "Nasıl olsa bizim Milliler de hep sonuncu oluyor. En azından yarışı tamamlarım" diyerek olayın içine daldım.
Katılımın beklenenin üzerinde olması nedeniyle yetkililer 998 metre üzerinden koşulan (Ericksson bundan sonra piyasaya çıkaracağı cep telefonu modelinin 998 olması nedeniyle 1 kilometre değil) yarışı, dört seriye böldüler. İlk iki seride yaşı biraz yüksekçe olanlar vardı. "Beni niye buraya dahil etmediler" diye hayıflandım. Basın merkezinde elime bir kartvizit tutuşturuldu. "Yarışmadan önce bu kartla yan sahada ısınabilirsin" dediler. Antrenman sahasının tartanında kendimi sınıyordum ki, yanımdan siyahi bir rüzgar geçiverdi. Onun 110 metre engelli Dünya rekortmeni Colin Jackson olduğunu beni ikinci sollayışında fark ettim. Biraz sonra ismim anons edildi, göğüs numaramı verdiler ve 18 rakibimle birlikte bizi arabalara bindirip NEP Stadı'na götürdüler.
Bir önceki seri henüz başlamamıştı. Bu seriyi seyredip taktiğimi belirlerken, sonuncu olan Yugoslav'ın birinciden daha fazla alkışlandığını keşfettim! Öyleyse, başarmam çok zor olan birincilik için kendimi parçalayacağıma, sonuncu olup tribünlerin ilgisini toplamak daha mantıklıydı. Sonuç da ikisini de başaramadım. Üç rakibim daha benim gibi düşünmüş olacak. Onlar, beni geçmemekte inat ettiler. Serimde 15. sırada yarışı tamamladım.
Önemli olan böyle bir organizyonda yarışmak, o havayı solumaktı. Müthiş keyif aldım. Bu kilo ve bu yaşta daha iyisini yapabilmem, şampiyonada aynen benim gibi sonuçlar alan bizim Milli Takım sporcularına karşı çok nezaketsizlik olurdu. Ayrıca o bakımdan da huzurluyum...

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika] [Yorum] [Dış Haberler]
[Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 
 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız