Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Onların vatanı

Toplumsal belleği 'gayya' kuyusuna düşen Türkiye'de, hepimizin ipi kısa kalıyor, bir türlü doğru boyutta halat sarkıtamıyoruz tarihe. Çekip çıkaramıyoruz geçmişten almamız gereken dersleri. Örneğin 1980 sonrasında doğan gençler, ülkemizdeki faşist milliyetçi kesimin bazı sloganlarını bilmezler. Benim de ipim uzun değil, hatta bölük pörçük. Ancak bu sloganlardan birisi çok dikkatimi çekmişti, hiç unutmadım. Bozkurt ya da Ülkücü diye andığımız faşistler, 'Türk, titre ve kendine dön!' diye bağırırlardı. Üniversiteydim o sıralar ve özellikle din sosyolojisi ilgimi çekiyordu. Türk soyu olarak Şamanizm'den İslamiyet'e aktardığımız inançları incelerken, bu sloganı düşünür ve kendimi, cereyana kapılıp zangır zangır titreyerek dağlara, taşlara, gökyüzüne ve yıldızlara tapınırken hayal ederdim.
Günümüz verilerinin ışığı altında; titreyip kendine dönen eski ülkücülere bakarak, muhtaç oldukları kudretin damarlarındaki SEFİL kanda mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Meğer bizim faşist milliyetçilerin, 'kendine dönmek'ten anladığı: silah ve eroin kaçakçılığı, haraç yiyicilik, çeksenet tahsil mafyacılığı, kiralık katillik, rüşvet örgütçülüğü, ihale aracılığı, betonsuz inşaatçılık, komşu ülkelerde darbe yapıcılık, solcu kasaplığı, hakiki sahte pasaportçuluk vb. gibi, soylarına ne kadar uygun barbarlık varsa, oymuş!
Tabii milliyetçilik ve vatanseverlik bu olunca, biz de 'otomatikman' vatan hainleri oluyoruz, sevgili okurlar ve sayın seyirciler. Kendimi de katarak 'sayın seyirciler'den söz etmem boşuna değil. Çünkü artık, bu vatan onların. Bizler; bu vatanda iğrenç politikacıların aşağılık yönetimlerini, katil çetelerinin sefahat alemlerini, hırsızların ziyafet sofralarını, kendi içinde bölünen devlet içi ve gizli servis tepişmelerini, uzaktan seyretmek zorunda kalan günahsız sığıntılar, ezilmiş azınlıklarız. Ama gerçekten 'sayın' olan bizleriz. Çöktükleri toprakları talan etmekle kalmayıp, artlarında pisliklerini bırakan çekirge sürüleriyle karşı karşıyayız. Çekirgeler saymakla bitmez; saymakla biten, dolayısıyla 'sayın' denilebilecek bir bizler varız ancak.
Titreyip titreyip, kendisini bulamadığı için rüzgârgülüne dönen ve ibresi bugün için FP'yi gösteren Nazlı Ilıcak (H)amfendiye bakın: "Alaattin Çakıcı gibileri, kader kurbanıdır. Çevresinde topladıkları da vatana millete bağlı kimselerdi!" buyurmuş. Abdullah Çatlı için de bir başka sahtekâr sarışın aynı şeyleri söylemişti, biliyorsunuz. Bazı vatanperverlerin dokunulmazlığı kalkarken 'çekimser' oy kullandığı Mehmet Ağar gibilerini de unutmayalım. Oğlunun düğününe bakın, zaten kimin kimin oturağına yaptığını anlarsınız.
İçimden, 'Haydi oradan, onun bunun çocukları!' diye bağırmak geliyor. Ama bu vatan artık onların. Çünkü... Titreyip asıllarına dönen bu haydutların, bizim ciğerlerimizi sökerek, bizim çocuklarımızı öldürerek, masum gençlerimizi 'adil bir dünya' istedi diye, işkenceden geçirip hapislerde süründürerek, bizim yetimlerimizin kanıyla beslenerek kendilerine satın aldıkları sahte suratlarına tükürmedikçe... Dayılarını bacılarını, oğullarını karılarını, metreslerini kumalarını, şarkıcılarını, yardakçılarını ve çanak tutucularını her görüşte yuhalamadıkça...
Biz vatanız. Ama onlar, hem alan, hem de satan.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika] [Yorum] [Dış Haberler]
[Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 
 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız