Radikal-online Sanal Kütüphanesi için tıklayınız...

Şişli'nin yeni Belediye Başkanı Cüneyt Akgün Bey'in veremeyeceği hesap yok!

Çıkan Kısmın Özeti: Şişli Belediyesi'ndeki bayrağı Gülay Hanım'dan devralan Cüneyt Bey, son derece beyefendi bir zattır ve kendini methetmeye doyamamaktadır. O kendini methededursun, hiçbir sorusuna hiçbir cevap alamamış bulunan, Ahmet Hakan Coşkun, havale geçirmek üzeredir. Sonunda, Cüneyt Bey'i sadede gelmeye ikna etmeyi başarır. Zira, Cüneyt Bey karısının şaibeli burun operasyonu konusunda gereken cevapları kamuoyuna yapıştıracaktır.
Evet, Cüneyt Bey gülümsedi. Ama bu gülümseyişin içinde hicap, burkulma, anlayamama, derdini bir türlü anlatamama gibi bir duygu sarmalı da, açık açık gizliydi.
"Bunlara cevap verirken, çok elementer konular olduğu için üzülüyorum. Ben çok yeni bir siyasetçiyim ve siyaseti böyle görmüyorum."
Ben oturduğum yerde: "Eyvah!" diyorum, "yine vınvınvın, lınlınlın Ahmet Hakan'ın parmaklarının arasından kum gibi kayacak. Yine HİÇBİR açıklama yapmayacak."
Hayır! Varmış bir açıklaması.
"Ben Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek gerektiğini düşünüyorum. Gülay Hanım HÜMANİST bir insandı. Ben o zaman Belediye Meclisi'nde üyeydim. Ve kendisinden ilk defa bir ricada bulundum. Gülay Hanım da araştırdı, telefonlar açtı."
Burada araya girip 'hikayenin' geri kalan kısmını Cüneyt Bey'den dinlediğimiz üzre, bendeniz (bu satırların yazarı) nakletmek istiyorum; zira içinizi daha fazla kıymaya, kıyamayacağım.
Efendim bir kere değerli eşi Zarif Akgün'ün ameliyatı, estetik ameliyatı değil; nefes almakla ilgili bir burun ameliyatıymış bu bir. Efendim, Cüneyt Bey ilk defa bir 'ricada' bulunuyor ve kendisi hiçbir şeyi doğru düzgün açıklamadığı gibi bu 'rica'nın ne ricası olduğunu açıklamasa da, hikayenin gidişinden hümanist Gülay Hanım'dan rica edilenin 'beleş burun ameliyatı' olduğunu anlıyoruz.
Fakat heyhat! Olmuyor. Hümanist kadın, bunu gerçekleştiremiyor ve Cüneyt Bey elini cebine atıp Alman Hastanesi'ne ameliyat masraflarını 'ödüyor.' Daha sonra bu kadarcık bir iyiliği bile, bu haza beyefendiye yapamamış olan Gülay Hanım, ameliyatı yapan doktora telefon açıp, paranın bir kısmını GERİ ALIYOR ve bu para Cüneyt Bey'e takdim ediliyor. İŞTE BÜTÜN BURUN HADİSESİ BUNDAN İBARET.
Bu, müthiş açıklamayı yapması en az bir 10 dakika, tabiidir ki, alıyor. Bir kere, hastane faturasının belediyede görevli bir şoförün hesabından ödenmiş gibi yapıldığı, işin içinde ABAKÜS firmasının bulunduğu gibi, bariz gerçekleri diyelim yumurta sepetimize koyduk ve unuttuk. Şu soruların cevabını bana verebilir misiniz?
  • Türkiye'de politikaya bulaşan insanlar neden derhal: Belediye / devlet malı deniz, yemeyen domuz ruhuna esir düşüyorlar; ya da zaten böyle düşük ruhlar mı Türkiye'deki politika dünyasına tenezzül ediyorlar?
  • Kardeşim, karını estetik ya da nefes, nedeni bizi hiç ilgilendirmez, ameliyat ettireceksen git ettir, niye Hümanist Başkan'ına ricacı olup ameliyatı beleşe getirmeye çalışıyorsun?
  • Siz hiç ameliyatı yapan doktora telefon açılması ve ödenen paranın bir kısmının geri alınması gibi, bir saçmalık duydunuz mu?
  • Cüneyt Akgün Bey, ekranlara hastanenin ödenmiş faturasını gösteriyor; ancak ödeme şimdi hapiste bulunan şoför Ali Mesut Haydaroğlu'nun çekiyle yapılmadı mı? Şoförün, Vakıflar Bankası'ndaki hesabına, bu paralar ABAKÜS adlı namlı şirketten belediyenin Ayazağa Şube Müdürü tarafından aktarılmadı mı? Önemli olan hastane faturasından ziyade, faturanın nasıl ödendiği değil mi?
  • Bütün bu zırvalamaları dinlememiz icap ediyorsa, o koltukta Cüneyt Akgün Bey yerine, Mustafa Sandal otursa, bir şey fark edecek mi?
Neyse, Haber Saati Cüneyt Bey'e dar geldi ve de biz bu kıymetli jönümüzü cismen görmüş olduk.
Cüneyt Bey, Şişli Belediye Başkanı olunca, Moda'daki evinden, aylık kirası 2500 dolar olan Teşvikiye'deki bir eve taşınmış. Belediyeden aldığı maaştan daha yüksek kiralı bu eve kendisine 'Hayırlı olsun' oturmasına da gitmek isteriz. Daha yakinen tanışır, bir çayını içeriz. Yalnız Sezar'ın hakkını:
Cüneyt Bey'de icraat çoook. Meclis'teki DSP'lilerle, (DSP? Fırıldak Kubi'yi Yüce Meclis'imize kazandıran Çekirdek Aile partimiz) işbirliği yaparak, Serdar İnan'a ait Mecidiyeköy'deki arsanın irtifa hakkının üç kattan sekiz kata çıkarılması, Çiftkurtlar'ın 405 milyar hava parası ödeyerek kiraladıkları arsanın kendilerine belediye tarafından HEDİYESİ 242 milyara satılması gibi, nice harikulade icraatları var. Burun meselesine takılıp kalmayın.
Çiftkurtlar'a arsa satışı meselesi de, çok temiz. 5.5 trilyon lira borcu olan bir belediye devraldığı için, n'apsın adamcağız, satmak zorunda kalmış. İhaleyi de Resmi Gazete dahil üç gazetede ilan etmiş. İstanbul'da Hürses gazetesi ve Bursa'da Olay gazetesinde. A! ede ede iki şirket müracaat etmiş. Biri fason bir şirket, ikincisi ise içinde kiracı olan Çiftkurtlar. İki trilyonluk arsanın, hava parasının yarısına gidişinin öyküsü de böyle. Siz de ilan verecek olsanız bu iki gazeteyi tercih ederdiniz. Di mi ama, di mi ama?

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ------------------>
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->

[Ana Sayfa] [İnsan] [Yaşam] [Türkiye] [Politika] [Yorum] [Dış Haberler]
[Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar]


 
 

Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
TIKLAYIN !

 
Yukarı  Yukarı Çık

Geri  Geri Dön

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
 

Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız