![]() |
![]() |
![]() |
|
|
Piyasalar Uluslararası sermaye piyasalarında esen olumsuz rüzgârların biri bitmeden, diğeri devreye giriyor. Belirsizliğin giderek arttığını gören yatırımcılar çözümü sağlam liman arayışında buluyor ve gelişen ekonomilerdeki risklerini daha seri bir şekilde azaltmayı tercih ediyor. Anlaşıldı ki, Asya kriziyle başlayan süreçte yaşanan talep daralması, geçici bir durum değil. Özellikle tüketim malı veya hammadde ihracatına bağımlı olan ekonomiler yanı sıra, dış borç desteği sayesinde dengesini koruyanlar ciddi sıkıntılar yaşamak durumunda kalacak. Kriz domino etkisi ile büyümeye devam edecek. Rusya'da, Venezüella'da, Hong Kong veya Çin'de yaşananlar ise bu sürecin doğal bir sonucu.Dış piyasalarda esen bu rüzgârlar ülkemizde yatırım yapmış yabancıları da harekete geçiriyor, TL cinsi risklerini azaltma eğilimine giriyorlar. Onlar sattıkça sermaye piyasasındaki fiyatlar geriliyor; döviz alıp ülkeyi terk etmeye yöneldiklerinde faizler yükseliyor. Artan fonlama maliyetleri ise bu sürece direnip akıntıya karşı yüzmeye çalışanların nefesini kesiyor. Bu aşamada Merkez Bankası'nın da yapabileceği şeyler oldukça sınırlı: Satış müdahaleleri ile döviz talebini karşılıyor, fakat ortaya çıkan parasal daralma faizleri yükseltiyor. Zaten net sermaye çıkışı terse çevrilinceye kadar da faizlerin yüksek tutulması gerekiyor. Ancak risk taşıma nöbetini devralanlar artan fonlama maliyetlerinin getirdiği yüke katlanamıyorlar. Bu ortamda Hazine de nakit ihtiyacını karşılamakta zorlanıyor. Bankalararası mevduat ve repo işlemlerine getirilen stopajı sıfırlayarak durumu kurtaracaklarını sananlar ise aldanıyorlar. Zira böyle bir değişikliğin sıcak para trafiğinde yön değişikliği yaratması artık olası değil. Hareket yeteneğini yitiren mali sektörün net bir tepki verebilmesi de oldukça zor. Artık sonbahar, mevsimlik olarak iç talep artacak, enflasyonist baskılar kendini hissettirecek. Döviz kuru enflasyon çapası olarak kullanılmaya devam edilirse dış denge açığı büyüyecek, rezervlerdeki erozyon devam edecek. Aksi durumda maliyet artışları fiyatlara yansıyacak. Mal ve para arzını artırıp, olumsuz beklentilerle savaşarak, kalıcı olarak enflasyonu düşüreceklerini iddia edenlerin yanlış hesap yaptığı ortaya çıkacak... Başbakanımız İMKB'yi ziyaret ettikten sonra, devlet olarak bir miktar vergi gelirinden vazgeçilebileceğini, ama borsayı büyütme, onu akvaryum içinde geliştirme hedefinden vazgeçmeyeceklerini söylemiş. Gerçekten bu piyasayı büyütmek istiyorsa, hangi konumda olursa olsun siyasilerin gölgesini ortadan kaldırsa ve mali piyasaların özerkleşmesini sağlasa orta vadede en büyük hizmeti yapmış olur... Zira devletin gücü kullanılarak piyasalardaki fiyatları etkileme gücünün kötüye kullanımı bugüne kadar ülkemize büyük zararlar verdi ve ne yazık ki bu durum devam ediyor. Borsa suni olarak yükselişe zorlanmasaydı son zamanlardaki düşüşler bu kadar sert, zararlar ise bu kadar büyük olmazdı...
[Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. |
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |