![]() |
![]() |
![]() |
|
|
24 Ağustos 1998
Ecevit ilk kez rahatDSP bu kez barajı yüzde 10'da tutarak çıtayı yüksek bulan CHP'yi korku tüneline itmeyi, ya da barajı yüzde 5'e indirip HADEP seçmenini CHP'den koparmayı planlıyor...AVNİ ÖZGÜRELDSP medyanın gözünde hâlâ parti falan değil. Benzetmek gerekirse, tıpkı tarikatlardaki gibi, bir tür 'Ecevit Cemaati'. Nitekim bundan dolayı DSP seçimlerde ne oranda başarı sağlamış olursa olsun, öteden beri akil yazar takımının 'solda birlik'ten kastı, CHP'nin güçlendirilmesine Ecevit'in katkıda bulunması olageldi. Bu yaklaşımın iki nedeni var: Birincisi, medyanın Ecevit'le belli platformun dışında ilişki kuramaması. Ve lider dışında bu münasebeti sağlayacak, tek bir politikacının DSP'de olmaması. İkincisi, Ecevit'in sekreterya ve danışman kadrosundan siyasetçi üretmekteki ısrarı. 12 Eylül şartlarının dayattığı zorunlukları göz ardı etmemekle birlikte, Ecevit'in CHP'nin tarihi olarak misyonunu tamamladığını söyleyerek partisinden ayrıldığını unutmak mümkün değil. Atatürk'ün kurduğu, İnönü'nün köklendirdiği CHP'nin, Ecevit'in gözünde, kemikleşmiş, bürokrat karakterli, hantal ve devletle iç içelikten kurtarılma şansı bulunmayan bir kurum olduğu açık. Ve muhtemelen şartları olgunlaşmış gördüğü için Ecevit artık şimdi CHP'ye son darbeyi vurmaya hazırlanıyor. Gelinen noktada 'solda birlik sorununu seçmenin çözeceğini' söylemesinin Türkçesi bu. Gidilecek seçimde DSP esas olarak barajın yüzde 10'un altına indirilmesini istemiyor ve çıtanın bu seviyede tutulmasının CHP'yi yerle bir edeceğine inanıyor. Ancak söylemlerine bakılırsa Ecevit barajın düşürülmesinden yana. Bu ikircikli tavrın sebebi, kamuoyunda 'farklı düşüncelerin parlamentoda temsiline olanak tanınmasından yana demokrat bir parti' görüntüsünü bozmamak. Ecevit baraj konusunda son derece dikkatli. Baykal'ın gönlünden geçen barajın yüzde sekize çekilmesini kabul ettiği anlamına gelecek imada bulunmamaya dikkat ediyor. DSP, CHP'nin her hal ve karda daha küçülmesini sağlayacak yüzde beşlik baraja destek vermeye hazır. Yüzde sekiz sınırlaması getirilirse HADEP'li ve ÖDP'li seçmenin bu kez de CHP'ye yöneleceğini tahmin etmek zor değil. Oysa baraj yüzde beşe indirilirse, HADEP'in CHP'yle ittifak imkânlarını aramadan da parlamentoya girme şansı var. 1995'te baraj yüzde 10 seviyesindeyken ve çıtayı aşma ümidi hemen hiç yokken yüzde üç dolayında oy alan HADEP'in yüzde beşlik barajda ittifaka yönelmesi zayıf bir ihtimal. 95'te HADEP'li seçmenin bu engelden dolayı RP ve CHP'ye oy verdiği biliniyor. Dolayısıyla mevcut baraj Ecevit'in istediği seviyeye indirilirse, bu hem FP oylarında yüzde dört civarında olduğu tahmin edilen HADEP katılımının önünü kesecek, hem de CHP oylarına eklendiği sanılan yüzde 1.5- 2'lik HADEP dilimini koparacak. 55. Hükümet'in kamuoyu gözünde 'olumsuz' olarak algılanan kararlarının hepsinde Ecevit ANAP'ı paratoner haline getirmeyi başardı. Olumlu karar ve uygulamalarda ise ön safta hep o göründü. MGK konusunda dikenler Yılmaz'ı tırmalar, memur maaşlarına yapılacak zam oranı ANAP'ı sıkıntıya sokarken, Ecevit ortalıkta görünmedi. Geçmişte Hint felsefesine ilgisi fazlaca ön plana çıkarılmış olsa da DSP liderinin İslam tasavvufuna sıcak yaklaştığı biliniyor. Ecevit'in 60'lı yıllarda bu konuda kaleme aldığı bir dizi yazı da var. İsmet İnönü'nün cemaat örgütlenmelerinin önündeki engellerin kaldırılması vaktinin geldiğine ilişkin kanaat belirttiğini, ancak daha sonra CHP kadrolarının böyle bir girişimi içlerine sindirmeye hazır olmadıkları ortaya çıkınca teşebbüste bulunamadıklarını nakleden de Ecevit. Bu yüzden, onun şimdi, kimi cemaatlere yakın görünen tavrında bir tutarsızlık yok. Ecevit'in cemaatlerle dirsek temasının ölçüsü, FP'yle ilişki içine girenler ve girmeyenler ayrımına dayanıyor. Bu çerçevede Nurcular (dolayısıyla Fethullah Gülen), Nakşibendi dergahının en büyük kolu olan İskenderpaşa Cemaati, Süleymancılar ve Prof. Haydar Baş'ın çevresinde kümelenen Kadiriler diğerlerinden farklı bir tutum sergileyegeldiler. Erbakan'ın başbakanlık konutunda verdiği yemek davetine katılmayı reddeden bu kesimler Ecevit'e göre sadece DSP'ye yönelecek seçmenleri etkileme açısından değil, FP'yi geriletmede herkesten daha başarılı olacakları için önemli. Yeni dönemde parlamentoya 125-135 dolayında milletvekiliyle gireceğini hesaplayan Ecevit'in, elindeki sınırlı kadroya bakıp belediye seçimlerinde ANAP'la işbirliğine yönelmesi rasyonelliğin sonucu. Yapılan kamuoyu araştırmaları DSP liderinin milletvekili seçimleri konusunda hayal görmediğini ortaya koyuyor. Anketlerde bugün için yüzde 12 seviyesinde seçmen desteğine sahip görünmesi kararsızların dağılımıyla yüzde 17'ye tırmanacak bir tirendin işareti. Ancak aday listelerinin hazırlanmasında karı koca Ecevitlerin yine 'tek seçici' görevini üstlenmesinden kaynaklanacak sorunların yaşanması kaçınılmaz görünüyor. Kubilay Uygun gibi bir fenomeni TBMM çatısı altına taşıyan Ecevit'in benzerlerinden kaçınması ise, tüm kampanya sorumluluğunu tek başına sırtlamışlığına bakarak zor görünüyor. DSP'nin geçen dönemdeki bir şanssızlığı da adaylık başvurusunun kısıtlı olmasıydı. Bu kez ise, Ecevitlerin aday belirlemede zorlanacaklarını söylemek kehanet değil. DSP liderinin kendi çatısı altında 'yeni solda birlik' hedefini gerçekleştirecek köşe taşları yerleştirme ve tercihlerini DSP'yi gerçek manasıyla partileştirip kurumlaştırma yönünde yapıp yapmayacağına gelince o hâlâ meçhul. YARIN: ANAP'ın seçim hesabı
[Ekonomi] [Borsa/Finans] [Spor] [Kültür/Sanat] [Arka Sayfa] [Yazarlar] |
Bu konuda paylaşacağınız görüşleriniz var mı? Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor. Etkileşimli okurluğun sınırları bu sayfada beliriyor.
|
|
Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bu site en iyi Netscape 3.0 veya üstü ile görüntülenebilir. 800x600 çözünürlük tavsiye edilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. |
Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız |