|
|
|
Dört yanımız hâlâ 12 Eylül12 Eylül'ün üstünden 18 yıl geçmesine karşın o dönem çıkartılan 838 yasama işlemi yargı denetimine açılmadı. Hukukçular, yargı denetimini engelleyen Anayasa'nın geçici 15. maddesinin hala yürürlükte olmasını eleştiriyor ADNAN KESKİN
ANKARA - Türkiye, 12 Eylül askeri darbesinin 18. yılında, bu dönemin yasalarıyla yönetilen ülke olmaktan çıkarılamadı.
12 Eylül 1980 ile ilk genel seçimler sonucu toplanan TBMM Başkanlık Divanı'nın oluşturulduğu 6 Aralık 1983 tarihine kadar geçen sürede çıkarılan 669 yasa, 90 kanun hükmünde kararname ve 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkındaki Kanun uyarınca çıkarılan 76 Milli Güvenlik Konseyi kararı ve üç Milli Güvenlik Konseyi bildirisi, toplam 838 yasama işlemi, Anayas'anın geçici 15. maddesinin getirdiği koruma nedeniyle yargı denetimi dışında tutuluyor.
'15. madde aşılmalı'
Anayasa Mahkemesi, 12 Eylül döneminde çıkarılan yasa, KHK ve kararların iptal istemlerini reddederken, o dönem yasama işlemlerinin Anayasa'ya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceğini öngören geçici 15. maddeye dayanıyor ve bu konuda topu TBMM'ye atıyor.
Anayasa Mahkemesi'nin kimi üyeleri, üniversite hocaları ve barolar ise geçici 15. maddenin aşılması gerektiğini savunuyor. Bu grup arasında halen Anayasa Mahkemesi Başkanvekili olan Güven Dinçer'in görüşleri öne çıkıyor. Dinçer, mahkemede görülen ve 12 Eylül dönemi yasalarının iptal isteminin reddedildiği davaların tümünde karşı oy kullanıyor ve gerekçesini şöyle özetliyor:
"Bu dönemde çıkarılan kanun ve KHK'ların Anayasa'ya aykırılığının iddia edilememesi, o dönem karar ve tasarruflarının daha sonra Anayasa'ya aykırılık yoluyla hukuki tartışma konusu yapılmasını önlemeye yöneliktir. Yoksa bu olağanüstü dönem geçildikten sonra 1980-83 yılları arasında çıkan kanunların uygulanması nedeniyle mahkemelerin itiraz yoluyla yaptıkları Anayasa'ya aykırılık başvurularını önlemeye yönelik değildir...
Geçici 15. maddeyle ilgili
olarak yapılacak engelleyici bir yorum, 1980-1983 yıllarında yürürlüğe konulan yasaların anayasal denetimini sürekli engelleme demektir. 1961 Anayasası'nın geçici 4. maddesiyle başlayan ve 1982 Anayasası'nın geçici 15. maddesiyle sürdürülen bu durum, pek çok konuda Türkiye'yi Anayasası'yla değil Anayasa'nın yasaklayıcı hükümleriyle yönetilen bir ülke olma yükü altında bırakmaktadır.
Anayasal yorumlarda anayasal hakların eksiksiz kullanılması ve anayasal müesseselerin bütünüyle çalışması temel kural olmalıdır. Anayasa kurallarında belirsizlik ve uyumsuzluk hallerinde Anayasa hükümlerinin bu yönde yorumlanması ve Anayasa'nın geçici 15. ve 177. maddelerinin bu anlayışla ele alınarak anayasaya uygunluk denetimi yapılması gerekir"
'Anayasa'ya çağdaş yorum'
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 12 Eylül dönemini yasalarının iptal edilmemesini, "Anayasa Mahkemesi geçici 15. madde sendromunu aşamadı" sözleriyle eleştiriyor.
Anayasa Mahkemesi'nin emekli üyesi Yılmaz Aliefendioğlu'nun konuyla ilgili gerekçeli kararlarda yer alan görüşleri de şöyle:
"Anayasa'ya uygunluğu sağlamakla görevli Anayasa Mahkemesi'nin işlevi, anayasal yargıdaki tıkanıklığı aşmayı, Anayasa'nın temel hak ve özgürlükleri koruyan birçok maddesini uygulanamaz hale gelmesine neden olan geçici 15. maddenin yarattığı sorunu çağdaş yorumla çözümlemeyi gerektirir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya açıkça aykırı olan kuralları, Anayasa'nın geçici bir maddesiyle de olsa korur duruma girmemelidir.
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|