Radikal-online   Yazarlar 12 Eylül 1998
Reklam

Ana Sayfa
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu

 

Radikal-online Kitap Kulübü


İslam ve kalkınma

3-6 Eylül tarihlerinde Fas'ın Marakeş kentinde yapılan Akdeniz Kalkınma Forumu'nun (MDF) ikinci toplantısına katıldım. Forumu bizim taraftan 'Türkiye Ekonomi ve Sosyal Etüdler Vakfı' (TESEV) olmak üzere bölge ülkelerinden birer araştırma merkeziyle işbirliği içinde Dünya Bankası düzenledi.
Toplantının isminden Akdeniz'in tümünü kapsadığı sanılabilir. Oysa yalnız Güney Akdeniz ülkeleriyle Türkiye'yi kapsıyor. Yani ülkelerin tümü Müslüman ve Türkiye'nin dışında Arap.
Sahra'nın güneyinde kalan Afrika'yı bir yana bırakırsak, Kuzey Afrika ya da Güney Akdeniz ekonomik kalkınma bakımından en az başarılı bölgelerden sayılıyor.
Cezayir'deki terör ve bölgedeki nüfus artışı ile işsizliğin yarattığı ekonomik ve siyasi amaçlı göç, AB ülkelerini olumsuz etkiliyor. Bölge hızlı kalkınma ve demokratikleşme sürecine girerse, bundan en çok AB yararlanacak. Bu nedenle, bölgeye dönük kendi programlarının yanında, AB, Dünya Bankası'nın bu girişimini de destekliyor.
Ünlü bir tarihçi, büyük uygarlıkların dış çevrelerini uygarlık ışınlarıyla etkileyip, kendilerine benzer ya da tabi yapılara dönüştürdüğünü; uygarlıkların, Latince 'limen' ile tanımladığı bu barış ve işbirliği bölgesine fazla savaşa gerek kalmadan hâkim olabildiklerini yazıyor. Buna karşılık uygarlıkların yıkılma döneminde saldırıların kaynaklandığı dış çevreye ise savaş ve savunma anlamına 'limes' diyor.
Batı Avrupa'nın gerçekten yaratıcı ve üretici büyük uygarlığı çevresini hiçbir zaman tümüyle 'limen'e dönüştürememiş. Rusya, Türkiye ve Ortadoğu ile Kuzey Afrika hep 'limes' özellikler taşımışlar. Huntington'ın da Batı karşıtı çevre için aynı deyimi kullanması ilginçtir.
Rönesans'a giremeyen Bizans'ın İslam'dan yararlanamaması doğaldı. Batı Avrupa, bir önceki hâkim uygarlık olan ve Yunan felsefesini ve Roma hukukunu kendine göre içselleştiren İslam'ın yaratıcı birikimini Endülüs ve Sicilya kanalıyla aldıktan ve kendi özgün uygarlığını yarattıktan sonra, Müslüman ülkelerle mücadelesini lehine çevirdi. Eski üstün uygarlık bölgesiyle Hıristiyanlık karşısında yenilgiye uğradıkça, anlaşılabilir bir zaafla, Batı'nın yaratıcılığını ithal etmek yerine, içine kapanıp kendi kimliğini korumaya yöneldi. Kuzey Afrika ve Ortadoğu'nun bugünkü iç sorunlarında ve geri kalmışlığında bu tarihi mirasın payı olduğu yadsınamaz.
19. yüzyılın Osmanlı İmparatorluğu ve onun devamı Türkiye, şimdi bizim bölge ülkelerine üstünlüğümüzü sağlayan Batılaşma/çağdaşlaşma reformlarını tüm güçlüklerine rağmen benimseyen tek istisnayı oluşturdu. Böylece Batı'nın 'limen'i oldu.
MDF bir anlamda bölgenin bu makus talihini değiştirmeye katkıda bulunmayı amaçlıyor. Yöntemi, en yeni siyasi, ekonomik ve sosyal fikirleri bölge ülkelerinin sivil toplum, kamu ve özel sektörlerine duyurmak, tartışılmasını ve yayılmasını sağlamak. Bu fikirlerin giderek uygulamaya dönüşmesi bekleniyor.
Toplantıda, etkin merkezi hükümet, yerel yönetim, yozlaşma, katılım, yoksulluk, küreselleşme, özelleştirme gibi birçok alanda dünyaca ünlü uzmanlarla bölge ülkelerindeki meslektaşları sunuş yaptılar, kâğıt dağıttılar ve tartıştılar.
Gündemin eksik maddesi demokrasiydi. Ancak Fas'ta olduğu gibi bu alanda da ilerlemeler göze çarpıyor.
Türkiye bölge için doğal bir model niteliğinde. 20 kişilik Türk grubu yaptıkları sunuşlarda, bu özelliğimizi kimseyi rahatsız etmeyecek doğal bir üslupla ortaya koydu. Uzmanlarımızın belki de en büyük katkısı, yeni fikirlerin aşırı genel niteliği dolayısıyla içi boş sloganlara ve gerçeklerden kopuk soyutlamalara dönüşmesine meydan vermeyecek şekilde müdahale etmek oldu. Ne de olsa, bölge ülkelerinden farklı olarak bu fikirler bizde çoktan araştırma merkezlerinin dışına taşıp kamuoyuna mal olmuş durumda.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu yazıyı doyurucu buluyorum --------------->
Bu yazıyı yeterli buluyorum -------------------->
Bu yazıyı yetersiz buluyorum ----------------->
Bu yazıyı taraflı buluyorum --------------------->


[Ana Sayfa]  [İnsan]  [Yaşam]  [Türkiye]  [Politika] 
[Yorum]  [Dış Haberler]  [Ekonomi]  [Borsa/Finans] 
[Spor]  [Kültür/Sanat]  [Arka Sayfa]  [Yazarlar]



Haftanın Kitabı

Satın almak için tıklayınız...
The Day Diana Died

Prenses Diana öldüğünde mücevherlerini kim çaldı? Mercedes'teki kokain kime aitti? Prens Charles Diana'nın cesedini gördüğünde ne oldu? Yüzyılın en sansasyonel trafik kazasının detayları bu kitapta.
Satın almak için tıklayın. ($18.90)


Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor.
TIKLAYIN !


"Radikal neden değişti?"



Yukarı Yukarı Çık
Geri Geri Dön



Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bilinen tüm tarayıcı, çözünürlük ve işletim sistemleri altında test edilmiştir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. İzin almadan kullanılması durumunda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun elverdiği en yüksek ceza geçerli olacaktır.