|
|
|
Te'vil'de meal mbelge@radikal.com.tr Bugün de Hilmi Yavuz'la 'polemik'imize devam ediyorum. Aslında buna pek öyle 'polemik' gözüyle bakmıyorum. Türkiye, bana göre, 'irrasyonalite'nin kol gezdiği bir toplum olduğu için, konuyu önemsiyorum. Hilmi Yavuz'un itirazı, bu konuda biraz daha konuşmak, biraz daha ayrıntıya girmek fırsatı yarattığı için, itiraza memnun olduğumu bile söyleyebilirim.
Hilmi Yavuz, 'neden' ile 'gerekçe' ve 'rasyonalite' ile 'rasyonalizasyon' ayrımlarını yaptıktan sonra, kendini haklı çıkarma ihtiyacının evrenselliğini vurguluyor ve Türkiye'de cinayet işlemiş biri, "Abi, moralim bozuktu" diyorsa, İngiltere'de aynı durumda birinin de, "Psychologically, I was in a bad shape" diyebileceğini söylüyor.
Bu doğru tabii. Ama benim anlatmak istediğim bundan öte bir şeydi. Şimdi konuyu şöyle açalım: Hep yazdığım gibi, toplumla ilgili genellemeler yapmak risklidir, çünkü her genellemenizin istisnaları çıkar; öte yandan, genelleme yapmadan, 'toplum' üstüne konuşmanız zorlaşır. Evet, elbette İngiltere'de o açıklamayı yapan biri olabilir. Yalnız, buna iki soru ekleyelim: Bu kadar belirgin 'rasyonalizasyon' kokan bir açıklamayı kaç kişi yapar? İkincisi, bu açıklama kaç kişiyi 'tatmin eder?'
Şu noktaya gelmek istiyorum: 'Rasyonalizm' bir toplumda ciddi bir gelenek olabilmişse, bireylerin öznel 'rasyonalizasyonları' da, hiç değilse şeklen, daha 'rasyonel' görünmek zorundadır.
Bir toplumda 'rasyonalizm'in ciddi bir gelenek olması, elbette ki, o toplumda yaşayan herkesin çok 'rasyonel' olması sonucunu doğurmaz. 'Rasyonalizm', ister istemez daha çok 'elit' düzeyde kendini hissettirir. Ama bu kaçınılmaz biçimde, toplumu etkiler ve toplumda herhangi bir düzeyde 'cari' açıklama biçimlerini belirler. Ama 'rasyonalizm', Türkiye'de olduğu gibi, genel kültüre sinmemişse, o zaman işlediği cinayeti 'Moralim bozuktu' diyerek, dün verdiğim şoför de arabayı kötü kullanmasını, 'İstanbul'un trafiği kötü' diyerek açıklamakta sakınca görmez; açıklamaların muhatabı olacak kişiler de, 'Bu dediğin akla uygun değil' diye itiraz etmezler.
'Rasyonalite' ile 'rasyonalizasyon', ne kadar çok farklı şeyler olsa da, etimolojilerinin gösterdiği gibi, ortak bir yanları var. Bir konuda hesap vermek durumunda kalmışım ve bir 'rasyonalizasyon' yapıyorum, söylediğim sözü inandırıcı kılmak için -'rasyonalizmi' iyi kötü yaşamış ve içselleştirmiş bir toplumda- 'rasyonel' görünümlü bir önerme kılığına sokma dürtüsünü duyarım.
Türkiye'de 'Moralim bozuktu' türünden rasyonalizasyonun kıyamet kadar örneği var. Bu kadar yaygın olduğuna göre, demek ki yadırganmıyor. Yadırganmıyorsa, ciddiye mi alınıyor? Yani birileri 'Morali bozukmuş. Acaba ne olmuş? Bu durum, davranışını nasıl etkilemiş?' diye düşünmeye mi başlıyor? Yoo, o da söz konusu değil. Bu da bir başka tuhaflık, işte. Ne gerçek nedenselliği merak ediyoruz, ne de öznel rasyonalizasyonu ciddiye alıyoruz.
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|