|
|
|
En kritik yılda seçim stursen@radikal.com.tr Devlet Bakanı Güneş Taner, "Türkiye dünyadaki kriz ortamından kârlı çıkacak. Giden yabancı sermaye geri gelecek. Bunu çok yakında göreceksiniz" diyor. Yapı ve Kredi Bankası Genel Müdürü Burhan Karaçam ile bankanın Araştırma Kurulu Başkanı Prof. Hasan Ersel de önümüzdeki aylarda bazı yabancı bankaların Türkiye ile ilgili olumlu rapor verebileceklerini söylüyor. Karaçam, "Türkiye, Rusya ve Asya'dan kaçan para yılda yüzde 2- 3 faizle ABD'de sıkıştı. O kadar düşük gelire razı gelmezler. Dayanamayıp dönecekler. Önümüzdeki bir yıl Türkiye için çok önemli. Ama seçimler yüzünden çok büyük fırsatlar kaçabilir" diyor.
Prof. Hasan Ersel, "Bu seçim kararının neden alındığını anlayabilen var mı?" diye soruyor. Moskova'daki krizi altı ay önceden görüp Rusya'dan çekilen, çok değerli bir yabancı ekonomist arkadaşının kendisine, "Hükümetiniz dövizle oynayacak mı? Yoksa şimdiki politikasını sürdürebilecek mi?" diye sorduğunu, "Bu politikalar devam eder" cevabını aldığında da "Tamam Türkiye'ye geliyorum" dediğini aktarıyor Hasan Ersel. Ama aynı soruyu sık sık tekrarlıyor: Seçim neden yapılıyor?
Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi toplantısındayız. Konu Rusya. Bu ülkede yatırımları bulunan Türk işadamları dakika dakika gelişmeleri izliyor. Sürekli Moskova'yla bağlantı içerisindeler. Türkiye'nin krizden en az zararla çıkmasının yolları tartışılıyor. Bu arada ilginç bir bilgiler veriliyor. Batılı bankalar ve yatırımcılar hemen panikleyip kaçmış. Ama Türk bankaları yerinden kıpırdamadığı için, Ruslar ve yabancı yatırımcılar hesap açtırmak için Türk bankalarının önünde kuyruk olmaya başlamış.
Ama DEİK toplantısında yine aynı soru. Dünya krizinin ortasında bütün enerjimizi bu krizi en az hasarla atlatıp belki de kazançlı çıkmak için harcamak varken seçimle zaman kaybetmenin anlamı ne?
Bunlar iş dünyasının tepkileri. Ya sivil toplum örgütleri? Bugünkü iktidarın kurulmasında büyük rol oynayan sendikalar, meslek odaları, işçi ve işveren kuruluşları, yani toplumun gerçek temsilcileri, hatta seçim kararı alan Meclis'teki milletvekillerinin büyük bir çoğunluğu bile hâlâ neden erken seçime gidildiğini anlayabilmiş değil.
Devlet Bakanı Taner'e, "Yabancı yatırımcı önümüzdeki günlerde gelecek diyorsunuz. Seçim kulvarına girmiş Türkiye'ye yabancı yatırımcı gelir mi? Bundan önce yabancılar seçimlerden önce belirsizlik nedeniyle hep kaçmadılar mı?" diye sorduğumda, "Ne olacak? Her yerde seçim var" diyor. Tam bir politikacı cevabı. Taner, Türkiye'nin her yer olmadığını hiç şüphesiz hepimizden daha iyi biliyor. Geçen ay 4.5 milyar dolar boşuna kaçmadı. Daha da gitmesi beklenenler var.
Bütün bunlardan başka önümüzdeki ocak, şubat, mart aylarında devlet tarihinin en yüksek borç ödemeleriyle dolu bir döneme girecek. Üç aylık toplam ödeme 6.5-7 katrilyon lirayı bulacak. Yani paranın en iyi yönetilmesi gereken bir dönem. Ekonominin seçim ekonomisine kesinlikle tahammülü olmadığı bir dönem.
Seçim ortamına giren Türkiye birçok belirsizliğe gebe. Çok kritik bir yıl siyasilerin küçük hesap oyunları yüzünden, hiçbir yararı olmayacak bir seçimle heba edilecek. Ne yazık ki bu ülkeyi akıl değil, hırslar yönetiyor.
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|