|
|
|
Rusya krizi masaya yattı Uluslararası döviz piyasaları olağandışı gelişmelere sahne olmaya başladı. Federal Rezerv Başkanı tarafından da kısmen teyit edilen dolar faizlerinin geriletileceğine ilişkin hızla yaygınlaşan beklenti yanı sıra Japonya'nın da kısa vadeli faizleri 0.25 düzeyine geriletmesi, hem belirsizliği, hem de fiyat hareketliliğini artırdı. İki ay kadar önce dolar faizlerinin yükseltilebileceğini dile getiren Amerikan Merkez Bankası Başkanı, neden tam aksi yönde yorum yapma ihtiyacını duydu? Japonya ve ABD'de gözlenen faizlere ilişkin eğilimlerin çakışması bir tesadüf mü?
Evet iki ay kısa bir süre, fakat özellikle son yirmi günde çok daha uzun dönemde bir araya gelemeyecek önemli gelişmeler yaşandı. Global düzeyde sistematik risk artarken, dünya finans sistemine ilişkin endişeler yoğunlaştı. Asya krizi başladıktan sonra çözüm için nasihatten başka bir şey yapmayan gelişmiş yediler, belli etmemeye çalışsalar da kısmen paniklediler ve belki de bir şeyler yapmak zorunda olduklarını geç de olsa anladılar. Gelişmelerin kontrolden çıkmasıyla birlikte kendilerine yönelik tehdidin de arttığını fark ettiler.
Rusya'da yaşanan ekonomik sorunlar ve siyasi istikrarsızlığın krize dönüşmesi, onları harekete geçirmek için yeterliydi. Fakat hemen arkasından Latin Amerika'da yaşananlar alarm durumunu zorunlu kıldı. Gelişmelere daha fazla seyirci kalamadılar. Görünen o ki, Londra'da yapılacak G-7 toplantısının içeriği son bir yıl içinde yapılanlardan çok daha fazla olacak; önemli çağrıların yapılması gündeme gelecek.
Global düzeyde faizlerin geriletilmesiyle belki finans kesimi bir süre için rahatlayacak, fakat giderek daralan global talebin domino etkisiyle dengesizliği büyütmesi önlenemeyecek. Belli ki parasal genişleme sayesinde deflasyonist baskılar kırılmaya, dengesizlikler azaltılmaya çalışılacak. Ancak son bir yılda kaybedilenleri geri almak, bozulan bölüşümü düzeltmek mümkün olamayacak.
Gelişmeler 1987 yılı 19 Ekim tarihinde yaşanan 'Kara Pazartesi' sonrasındaki dönemi anımsatıyor. Menkul kıymet piyasasındaki kayıplar nedeniyle Amerikan servetinin yüzde 25'i iki gün içinde kayıp hanesine yazılmış, finans kesimi batma riski ile karşı karşıya kalmış, global ekonomi sarsılmıştı. Çöküşün nakit sıkışıklığından kaynaklandığı teşhisi konmuş, enflasyon fobisi bir kenara bırakılarak, süratle para politikası gevşetilmişti. Dokuz ay içinde yaraların sarılması tamamlanınca, enflasyon korkusu yine etkili olmuş, para politikası tekrar sıkılaştırılmıştı. Fakat geç de olsa anlaşıldı ki, ekonomi durgunluğa girmişti. Bir buçuk yıl içinde faizlerin yüzde 7.5'tan yüzde 3'e düşürülmesine rağmen ABD'de yaprak kımıldamadı. Berlin Duvarı'nın yıkılması ile canlanan global ekonomi talebi uyaramadı.
Bugün öncelikle mali sektör kuvöz içine alınmaya çalışılıyor. Fakat sürpriz kur dalgalanmalarının yaratacağı güvensizlik ihmal ediliyor. Belli ki panik büyük...
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|